Kur'an'ın Keşif Atlası

Necm 46

53/Necm 46
atıldığı zaman nutfeden eril ve dişil üreme hücrelerinin birleşmesi sonucu oluşan zigottan. (Zigot: Biri anneden [oosit], biri babadan [sperm] gelen iki eşey hücresinin birleşmesi [fertilizasyon] sonucu oluşan diploit hücre; zigot, gelişiminin devamında bölünerek canlıyı oluşturur).
مِن نُّطْفَةٍ إِذَا تُمْنَىٰ
Min nutfetin izâ tumnâ.

Alternatif Anlatımlar

Kısa ve Öz Anlatım

Bu ayet, vahiy, insanın sorumluluğu ve ilahî kudret konusunda şu ifadeyi öne çıkarır: atıldığı zaman nutfeden eril ve dişil üreme hücrelerinin birleşmesi sonucu oluşan zigottan. (Zigot: Biri anneden [oosit],…

Açıklayıcı Anlatım

Ayetin kendi ifadesi şöyledir: «atıldığı zaman nutfeden eril ve dişil üreme hücrelerinin birleşmesi sonucu oluşan zigottan. (Zigot: Biri anneden [oosit], biri babadan [sperm] gelen iki eşey hücresinin birleşmesi [fertilizasyon] sonucu oluşan diploit hücre; zigot, gelişiminin devamında bölünerek canlıyı oluşturur).». Burada söylenenler, vahiy, insanın sorumluluğu ve ilahî kudret bağlamında anlaşılmalıdır. Açıklamanın sınırı ayetin açık sözleridir; metnin bildirmediği ayrıntılar eklenmemelidir.

Detaylı Anlatım

Bu ayette geçen «atıldığı zaman nutfeden eril ve dişil üreme hücrelerinin birleşmesi sonucu oluşan zigottan. (Zigot: Biri anneden [oosit], biri babadan [sperm] gelen iki eşey hücresinin birleşmesi [fertilizasyon] sonucu oluşan diploit hücre; zigot, gelişiminin devamında bölünerek canlıyı oluşturur).» ifadesi, surenin iddiaların delille sınanması eksenindeki akışıyla birlikte okunabilir. Öncelikle ayetin doğrudan söylediği anlam korunmalıdır. Ardından önceki ve sonraki ayetlerle ilişkisi değerlendirilerek vahiy, insanın sorumluluğu ve ilahî kudret hakkında hangi yönün öne çıkarıldığı araştırılabilir. Böyle bir okuma, ayette bulunmayan olayları veya kesin hükümleri metne yüklememeyi gerektirir.

📌 Ayetin Verdiği Mesaj

Ayet, önceki ayette erkek ve dişinin yaratılmasını bildiren açıklamayı tamamlayarak yaratılışın nutfeden başlayan aşamasına dikkat çeker. İnsanın başlangıcındaki küçücük üreme maddesi, Allah’ın yaratma kudretini ve sonraki yeniden diriltme bildirimini düşünmeye yöneltir.

📙 Ayetin Öğrettikleri

Ayet, önceki ayette erkek ve dişinin yaratılmasının Allah’a nispet edilmesinden sonra bu yaratılışın başlangıcına dikkat çeker. İnsan nutfeden başlayan bir yaratılış sürecinin ürünüdür. Böylece sahip olduğu gelişmiş beden ve yetenekler, başlangıçtaki küçük ve sınırlı yaratılış maddesiyle karşılaştırılarak düşünülür.

Doğrulanmış meal, nutfeyi eril ve dişil üreme hücrelerinin birleşmesiyle oluşan zigot açıklamasıyla verir. Ayet ise bu başlangıcı kısa ve yoğun bir ifadeyle aktarır. Atılan nutfeden yaratılış, insanın kendi varlığını bağımsız bir kudretin sonucu değil, ilâhî yaratmanın eseri olarak görmesine yön verir.

Bir sonraki ayet tekrar diriltmenin de Allah’a ait olduğunu bildirir. Böylece ilk yaratılış ile yeniden yaratılış arasında açık bir bağ kurulur. İlk yaratma ve diriltme aynı kudrete nispet edilir. İnsanı başlangıçta küçük bir yaratılış maddesinden meydana getiren Allah’ın yeniden diriltmesi sûrenin devamında açıklanır.

⁉️ Bu ayet üzerinde tefekkür ettiğinde hangi anlam kapıları açılıyor ve bu ilâhî mesaj hayatında hangi yönü aydınlatıyor?

📘 Ayetin Kavram Analizi

▷ نُّطْفَةٍ ~ Okunuşu: nutfetin
Kökü: ن ط ف, Yazılışı: N-T-F
Temel Anlamı: Az miktardaki sıvı, damla ve özellikle insan yaratılışının başlangıcındaki üreme maddesi anlam alanında kullanılan bir kavramdır.
Kur’an’daki Anlamı: Bu ayette erkek ve dişinin yaratılışının başlangıcındaki nutfeyi ifade eder; insanın küçük bir yaratılış maddesinden meydana getirildiğine dikkat çeker.
▷ تُمْنَىٰ ~ Okunuşu: tumnâ
Kökü: م ن ي, Yazılışı: M-N-Y
Temel Anlamı: Canlının yaratılışında kullanılan üreme maddesinin atılması; aynı kökte takdir etmek ve belirlemek anlamları da bulunur.
Kur’an’daki Anlamı: Ayette nutfenin atıldığı durumu ifade eder ve önceki ayette bildirilen erkek ile dişinin yaratılması açıklamasını biyolojik başlangıç yönüyle tamamlar.

📗 Bağlantılı Ayetler

53/Necm 45
📖 «İki çift olarak erkeği ve dişiyi yaratan da O’dur;»

~ Ana ayet bu bildirimin doğrudan devamıdır; erkek ve dişinin Allah tarafından yaratıldığı açıklandıktan sonra yaratılışın nutfeyle ilişkili başlangıcı belirtilir.

53/Necm 47
📖 «Tekrar diriltmek de O’na aittir.»

~ Nutfeden başlayan ilk yaratılışın hemen ardından tekrar diriltmenin de Allah’a ait olduğu bildirilerek ilk yaratma ile yeniden yaratma aynı kudrete bağlanır.

75/Kıyamet 37
📖 «O bir zamanlar ana rahminde, küçücük bir nutfe değil miydi?»

~ Bu ayet de insanın başlangıçtaki nutfe hâlini hatırlatır ve sonraki yaratılış aşamalarıyla yeniden diriltme kudretine ilişkin sorgulamaya zemin hazırlar.

📕 Ayetten Çıkarılan Hükümler

a) Emir: Ayette muhataba yöneltilmiş doğrudan bir emir bulunmaz. Metin, önceki ayette bildirilen erkek ve dişinin yaratılışının nutfeden başlayan aşamasını açıklayan haber niteliğindedir.

b) Yasak: Ayetin lafzında doğrudan bir yasak bulunmaz. Bu nedenle nutfeden yaratılış bilgisinden bağımsız biçimde ayrıca bir davranış yasağı üretmek ayetin açık sınırlarını aşar.

c) Tavsiye: Ayet doğrudan tavsiye cümlesi kurmaz. Ancak insanın kendi yaratılış başlangıcını düşünmesi ve varlığını Allah’ın yaratma kudretiyle ilişkilendirmesi bağlam tarafından desteklenir.

d) Bilgilendirme: Ayet, erkek ve dişinin yaratılışının atılan nutfeyle bağlantılı olduğunu bildirir. Sonraki ayet tekrar diriltmenin de Allah’a ait olduğunu açıkça belirtir.

📝 Tefekkür Notu

Bu ayet, bugün sahip olduğum bedenin ve imkânların ne kadar küçük bir başlangıçtan yaratıldığını düşünmeme yön veriyor. Nutfeden başlayan yaratılışımı hatırladığımda kendi gücümü mutlaklaştırmamam gerektiğini görüyorum. İlk kez yaratan Rabbimin tekrar diriltmeye de kadir olduğunu devamındaki ayet hatırlatıyor.

______________________
[*] Embriyo ve Zigot hakkında detay bilgi için Bkz. Wikipedia İnternet Ansiklopedisi;
http://tr.wikipedia.org/wiki/Embriyo
https://tr.wikipedia.org/wiki/Zigot

Kur’an, insan hayatının orijini meselesinde, insanın süreç olarak “varoluşuna dikkat çeker. Farklı aşamalarda gerçekleşen bu varoluş yolculuğu, Adem için üç temel durakta incelenebilir. Bunlardan ilki, turâb (toprak) aşamasıdır ki bu, yaratılışın temel malzemesidir. Sırada ise insan organizmasının mayasını oluşturacak çamurdan süzülen öz vardır. Canlı hücrenin, ondan da doku ve organların yaratıldığı tesviye ise ayrı bir yaratılış mucizesidir ve bu mucize ilahî nefhâ ile taçlandırılır. Benzeri bir yaratılış öyküsü diğer insanlar için de gerçekleşmektedir. Biyolojik varlığın ilk aşaması olan nutfe, çoğu yerde yetersiz ve kimi zaman da yanlış karşılıklarla çevrilmektedir. Dölleyici sperm, zigot ve embriyo gibi geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu tespit ettiğimiz bu safha, -çamurdan süzülen özde olduğu gibi- biyolojik varlığın esasını oluşturur. ‘Alaka’nın “rahim duvarına yapışmış embriyo” olarak açıklanması da bu tashihi tamamlayıcı kılmaktadır. Mudğa aşaması ise henüz bir insan şeklini andırmayan ve fakat doku ve organları teşekkül etmeye başlamış embriyo olarak anlaşılabilir.

I) Hz. Adem’in Yaratılış Evreleri: (İnorganik) Topraktan Eşref-i Mahlûk İnsana

Adem’in topraktan gelerek ilahî nefhâ ile tamamlanan yaratılış süreci Kur’ân’da zengin bir kavram çeşitliliğine sahiptir. Genel olarak, yaratılış malzemesi olan toprağın farklı devrelerdeki durumunu ifade eden bu kavramların anlam alanlarını doğru tesbit edebilmek, güç olduğu kadar bu hususta son sözü söylemekten de uzaktır. Konunun bir diğer problematik yönü ise nutfe ile başlayan ve anne rahminde devam eden gelişim aşamalarının aksine, Hz. Adem’in biyolojik yaratılışının Kur’ân’da belli bir sıra dahilinde sunulmamasıdır. Ancak, gerek konuyla ilgili kavram ağının Kur’ân bütünlüğünde incelenmesinden gerekse de tefsir kitaplarında ana hatlarıyla oluşturulan sıralama esas alınarak, her bir aşama arasında anlamsal mantıksal uyum yakalanmaya çalışılmıştır. Mâturîdî’nin “Hz. Adem’in yaratılışındaki farklı haller” olarak nitelediği bu evreler, topraktan yaratılma ile başlar.

1- Turâb (Toprak)
2- Tîn-i Lâzib (Yapışkan çamur)
3- Sülâle min Tîn (Çamurdan süzülen öz)
4- Hame-i Mesnûn (Değişime uğramış kara çamur)
5- Salsâl (Kuru çamur = DNA)
6- Tesviye (Düzenleme)

Salsâl[*] (Kuru Çamur)

[*] Min salsalin deniyor. Yani salsal’dan deniyor. Min den, dan anlamındadır. Mikroorganizmalar , bitkiler ve bütün hayvanlar da (min) dan yaratılmıştır. Min turabi gibi, turab topraktır. bütün bitkiler ve hayvanlar topraktan yaratılmıştır. min main gibi , ma su demektir. sudan anlamına gelir. Bütün canlılar sudan yaratılmıştır.

II) İnsanın Yaratılış Evreleri

1- Nutfe (Dölleyici sperm)
2- ‘Alaka (Rahme asılmış embriyo)
3- Mudğa (Bir çiğnem et).

Müminun 12-14 teki sıralama; topraktan süzme-nutfe-alak-mudga-izam-lehm-inşa.

Sülaletin min tin: Topraktan bir süzülüm, topraktan yaratılmış bir şey.
Nutfe: Eşey üreme hücresi, sperm, yumurta.
Alak: Zigot, tohum, aşılanmış (döllenmiş eşey hücresi)
Mudga: Embriyo, bir çiğnem et parçası.
İzam: Kemikler, cüzleri olan bir bütün nesne.
Lehm: Et
İnşa: Bir şeyin meydana gelmesi, bir şeyin oluşup yavaş yavaş büyümesi.

Bu ayet insanın embriyonik gelişimi ile bire bir örtüşmektedir.

İşte tüm bunlar mikroskopların adının bile anılmadığı dönemde, bu ayetlerde görüldüğü gibi, Kur’an’ın diğer ayetlerinde de bildirilmiştir. Tek hücreli zigottan insanı yaratan Mutlak Güç Sahibi Allah; elbette, ne dilerse, onu yapmaya gücü yetendir. Ve hüküm sahibi O’dur.

Kur’an tefsiri yapılırken kullanılan Lisan’ül-Arap veya daha eskisi olan Kitab’ul-Ayn kusursuz, kutsal kitaplar değildir. Allah yazanlardan razı olsun. Bunu bu kitapların içeriğinden de anlayabilirsiniz. Bir kelimenin ne anlamda olabileceği hakkında değişik fikir ve bilgileri içeren kitaplardır. Bazen bir kelime için hiç bir bilgi veremez. Bazen çok farklı anlamlar içeren bilgiler verir.

Arapçanın çölde oluşmuş bir dil olduğunu iddia edenler gerçekçi ve tutarlı bir açıklama yapmamışlardır. Arap dili aslında Akadça ve sonrasında Asurca’nın devamıdır. Bu nedenle Ugaritik, İbranice ve Aramca ile hemen hemen aynı gramer ve kelimeleri kullanırlar yani diller aşağı yukarı aynıdır.

Araplar bu dili çölde geliştirmiş olsalardı ki bu mümkün değildir.

İbranice, Aramca ve Ugaritik diller arasında bu kadar yoğun benzerlik olamazdı. Demek ki bu dillerin geçmişi Akadça’da birleşmektedir.

İbrahim as. bir Akadlı’dır. Ve gelip Mekke’yi kurmuştur. Mekke’de Kureyş Arapçası yani gelişmiş, medeniyet dili olan Akadça’yı yerleştirmiştir. Bu nedenle Kur’an dilinde Kureyş yani aslında Akkad dili kökenli ve ağırlıklı Arapça makbûldür.

Bizim arkadaşlarımızdan pek çokları araştırmalarında Lisan’ül-Arap, Kitab’ul-Ayn gibi kaynakları kullandığı gibi Akadça, Asurca, İbranice, Aramca gibi kaynakları da kullanıyorlar.

Şunu da unutmamak gerekir Kur’an kendinden önce gelip geçen kitapları doğrulamıştır, bunu yaparken Tevrat ve İncil ve diğer kitaplarda geçen kelimeleri de düzeltir. Tevrat’ın orijinal dili İbranice, İncilin orijinal dili Aramca’dır. Eğer bu kitapları ve hangi kelimeleri düzelttiğini bilemezseniz, bazı ayetleri anlayamazsınız. Çünkü Kur’an İbranilere, Aramlar’a ve diğerlerine de gelmiş son kitaptır.

SALSAL KELİMESİNİN GEÇTİĞİ AYETLERE GELİNCE;

“Salsal” kelimesi, bu kelime için eski kaynaklarda ikna edici bir bilgi maalesef yoktur, diye düşünüyorum. Salsal kelimesi zincir anlamına gelen silsile kelimesi ile akrabadır.

Salsal kelimesi Kur’an’da 4 ayette geçmektedir: 9/Hicr 26; Hicr 28; Hicr 33; 55/Rahman 14.

Hicr 26. Ayette mesnun hamein’den olan salsaldan yarattık deniyor. Mesnun örneklenen (duplike olan) demektir. Hamain ise kalıplaşmış, korunmuş demektir. Yani kalıp şeklinde korunmuş salsaldan yarattık deniyor. Bu ayette çamur, kuru, şekillenme, balçık kelimeleri geçmemmektedir. Oysa Kuranda çamur “tin” … demektir.

Hicr 28. Ayette mesnun hamein’den olan salsaldan yarattık deniyor. Mesnun ikil sıralanmış demektir. Hamain ise kalıplaşmış, korunmuş, himaye edilen demektir. Yani kalıp şeklinde korunmuş salsaldan yarattık deniyor. Ayette çamur kelimesi geçmiyor.

Hicr 33. Ayette mesnun hamein’den olan salsaldan yarattık deniyor. Mesnun sıralanan örneklenen (kopyalanan) demektir. Hamain ise kalıplaşmış, korunmuş demektir. Yani kendini örnekleyen kopyasını üreten kalıp şeklinde korunmuş salsaldan yarattık deniyor. Ayette çamur kelimesi geçmiyor.

Rahman 14: Burada ise fehhar gibi salsal dan yarattık deniyor. Akadça fehhar çömlekçi veya çömlekçi çarkı (tornası) demektir.

Bu durumda yukarıdaki ayetlerden şu anlaşılmaktadır: “Biz insanı kopyalanan kalıp şeklinde korunmuş iplik gibi veya çömlekçi çarkı gibi kendi etrafında dönenden, parke taşı gibi döşenmişten yarattık”

Bu bilgi de bize DNA’yı hatırlatmaktadır. Kopyalanan adenin, timin, sitozin, guanin pürin bazları ve onların sırasıdır. Kalıp olan ise gen’lerdir. İlgili Bilim İnsanları bunları doğrulayacaklardır.

ADEM AS.’IN YARATILIŞI İLE İLGİLİ AYETLER LİNKİ;

Yukarıdaki ayette şöyle bir parantez koymuştuk: (Allah ilk/sıfır yaratılışın devamı olarak bugün) diye. Biz parantezleri konuyla ilgili Kur’an Bütünlüğünde geçen ayetlerden alıp koyduk ki; İlköğretim, Ortaöğrenim ve Lise Seviyesindeki kardeşlerimiz konuyla ilgili bağlantıyı daha rahat kurabilsinsinler. Aynı zamanda Kur’an Kültürüyle henüz yeni tanışan bütün insanları düşünerek koyduk. Zaten Mealimiz: KELİME KELİME, MOTOMOT yani bir Çeviri/Meal değil biliyorsunuz, nedir peki: KUR’AN’IN KUR’ANCA ANLAM OKUYUŞU diye sunduk bu yüzden. 

Bkz. Bakara 2/30; İsa’nın Yaratılışta durumu Adem’n durumu gibidir olarak gelen Ayeti Al-i İmran 59; Araf 7/189; Müminûn 23/12; 25/Furkân 54; 32/Secde 7; 35/Fâtır 11; 37/Saffât 11; 38/Sâd 71; 38/Sâd 72; 40/Mü’min 67; 53/Necm 32.

Hazırsan bir sonraki ayete geçebilirsin.

Yorum yapın