GÖKLERİ ve yeryüzünü yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden, herşeyi yerli yerince güzel yapan Allah’tır! Yine de inkârcı kimseler başkalarını Rablerine denk tutuyorlar!
Enam
Enam 2
Sizi, çamurdan yaratan O’dur. Sonra, bir süre yaşarsınız ve bir süre de (ecel vaktiniz / sonunuz / kıyâmetiniz) kendi katındadır. Öyleyken siz hâlâ kuşkulanıyorsunuz.
___________________
Bir bebek, anne karnında nasıl oluşur?
Bir damla sudan nutfe’ye, nutfeden bebeğin oluşum sürecine kadar olan zaman diliminin muhteşem bir animasyon video çalışması.
Bu 3 videoyu da izlemenizi tavsiye ederiz.
İnsanın / Bebeğin oluşumu ve Anne karnından hafta hafta Bebeğin gelişimi.
Allah insanı çamurdan yarattı ne demek?! İnsana lazım olan bütün herşeyi topraktan çekiyor Allah!
Enam 6
Görmediler mi / onlardan geriye kalan kalıntılara bakmadılar mı? Onlardan önceki nice nesilleri yok ettik; yeryüzünde size vermediğimiz imkânları onlara vermiştik, üzerlerine gökyüzünden (yağan yağmur vesilesiyle) indirdik/imkânlar gönderdik/bol nimetler verdik ve ayaklarının kenarından akan ırmak- lar var ettik. Fakat günahları yüzünden onları yok ettik. Onların yerine başka nesiller yarattık!
Enam 12
De ki: “Göklerde ve yeryüzünde olanlar kimindir?” De ki: “Allah’ındır!” O, rahmeti kendi üzerine yazmıştır. Elbette sizi, kendisinde şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Kendilerini hüsrana sokan kimseler var ya, işte onlar inanmıyorlar.
Enam 19
De ki: “Hangi şey şahitlik bakımından en güvenilir olandır?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir. Bu Kur’an bana vahyolundu ki; onunla hem sizi ve hem de sizden sonra; Kur’an’ın kendisine ulaştığı herkesi uyarayım! Siz şahitlik ediyor musunuz; gerçekten Allah ile beraber başka ilâhlar olduğuna?!” De ki: “Ben şahitlik etmem”. “O, ancak Tek Bir İlâh’tır! Gerçekten ben ortak koştuğunuz şeylerden uzağım!”
Enam 25
İçlerinden sana kulak veren kimseler var; zekâlarını işletmiyorlar, anlamak istemiyorlar, duymak istemiyorlar.[1] Onlar her türlü mucizeyi görseler yine de ona inanmak istemiyorlar. Hatta sana geldikleri zaman seninle tartışırlar. İnkârcı kimseler derler ki: “Bu ancak öncekilerin masallarıdır / yaşanmış hayat hikâyeleridir.”
______________________
[1] Bu ayet üzerine, açmış olduğum Twitter Sohbet Odamda bir kardeşimizle istişâre ediyor, konuşuyorduk. Orada bu ayet ile ilgili anlayışımı dile getirdim, sonra aklıma geldi bu ayetin altına dipnot olarak oradaki tespitlerimi buraya da koyayım başkaları da istifâde etsin istedim.
Bilindiği üzere pek çok Meal Sahibi bu ayetlere: “Kalpleri var, Bizim ayetlerimizi / sözlerimizi anlamamaları için kalplerinin üzerine mühür vurduk, kulaklarına ağırlık koyduk” anlamı vermişlerdir.
Dikkat edilirse Allah bizzat burada fail; yani kişilerin kalbine mühür vuran, kulaklarına ağırlık koyandır, diye çeviri / meal yapılırsa o zaman bir ateist, deist, agnostik kimselerin eline bahane vermiş olursunuz. Allah neden bir kulunun kalbini mühürlesin, kulağına ayetlerini işitmesine ağırlık koysun: Ki kullarının hepsi kendisini anlasın ve cennetine girsin isterken?! Allah’ın şu ayetini nereye koyacaksınız: “O kulları için inkâra / küfre razı olmaz!” (Zümer 7) Bu durum aynen şeytan ile ilgili bir ayeti: Allah’a sen beni azdırdın, gibi anlamlandırdıkları gibi?! Allah niye şeytanı azdırsın?! Ne şeytanı ve ne de bir kulu Allah asla azdırmaz?! Şeytan da kullar da kendileri azgınlık göstermiş ve Allah’a asi olmuşlardır, dolayısıyla kâfirlerdendir.
O açıdan biz bu Ayeti yukarıdaki gibi verdik, en doğrusunu Allah bilir.
Enam 28
İşin aslı; daha önce (dünyada iken inandıkları gerçeği inkâr ederek üzerini örttükleri) gizlemekte oldukları şeyler onlara (açıkça) göründü. Eğer geri gönderilselerdi yine kendilerine yasak edilen şeyleri yapmaya dönerlerdi. Şüphesiz onlar yalancıdırlar.
Enam 31
GERÇEKTEN; Allah ile karşılaşmayı yalanlayan kimseler hüsrana uğradılar. Nihayet, o saat ansızın kendilerine geldiği zaman; “Orada, aşırı giderek günah işlememizden dolayı yazıklar olsun bize” dediler. Günahlarını sırtlarına yüklenmiş olarak! Dikkat edin; yüklenip taşıdıkları şeyler, ne kötüdür!
Enam 35
Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldi ise yapabilirsen haydi yerin dibine bir tünel kaz veya göğe çıkabileceğin bir merdiven ara / bul ki; bir mucize getiresin[1] (ki bunu asla yapamazsın). Allah dileseydi (özgürlüklerini ellerinden alarak) elbette onları hidâyet (doğru yol) üzerinde toplardı. Öyleyse cahillerden olma (insanların özgür olduğunu unutma!)
______________________
[1] Muhammed (as) öncesi Nebilere verildiği gibi; müşriklerin inanmaları için olağanüstü olayların (mucizelerin), Son Rasûl’e verilmediğini bu ayetten de anlamak mümkün. Öncekilerin yalanlamalarından dolayı, mucizeler; Kur’an ile son bulmuştur. Peygambere yalnızca; düşünerek iman etmeleri için, tek başına yeterli olan Kur’an ve Ayetleri verilmiştir. Ayrıca bkz. İsra: 59.
Enam 37
DEDİLER Kİ: “Ona Rabbinden bir ayet (öncekilere verilen mucizelerden bir mucize)[1] indirilmeli değil mi?” De ki: “Şüphesiz Allah ayet / mucize indirmeye kadirdir.” Fakat onların birçoğu bilmiyorlar.
______________________
[1] Bkz. Enam 35. ayetin dipnotuna. İnanmayacakları için Nebiyi bu şekilde sıkıştırarak zor durumda bırakmaya çalışıyorlar.
Enam 38
Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı ve kanatlarıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki; sizin gibi bir topluluk olmasınlar. Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık (onların yaptıkları her şeyi yazdık) / Kitaba (Kütüğe) her varlık, her olay yazılıyor. Sonra onlar, Rablerinin huzuruna (hesap vermek üzere mutlaka) toplanacaklardır.
Enam 39
Bizim ayetlerimizi yalanlayanlar; sağır (işitmek istemiyorlar) ve dilsizdirler (gerçeği söylemiyorlar), karanlıklar içinde kalmışlar olarak!.. Allah, (sapıklığı) dileyen / seçip tercih eden kimseyi (düzelmek istemediği için) sapıklığında bırakır. (Hidâyeti) dileyen / seçip tercih eden kimseyi (düzelmek istediği için) de dosdoğru bir yola yöneltir / ulaştırır.
Enam 42
SENDEN önce de (Nuh, Musa ve İbrahim’de olduğu gibi) çeşitli ümmetlere (uygarlıklara, medeniyetlere, toplumlara) rasûller / elçiler gönderdik. Onları çeşitli darlıklarla ve sıkıntılarla (sınayıp) yakalayıverdik. Umulur ki, boyunlarını büker / tevâzu gösterir yalvarırlar diye.
Enam 46
DE Kİ: “Söyleyin bakalım (hiç düşündünüz mü?) Allah işitmenizi ve görmenizi alsa ve kalplerinizi katılaştırsa/durdursa, Allah’tan başka onları size getirecek ilâh kimdir?” Bak, Biz ayetleri nasıl uzun uzun açıklıyoruz. Sonra yine de yüz çeviriyorlar!
Enam 50
De ki: “Size Allah’ın hazineleri benim yanımdadır demiyorum ve ben gaybı / gelecekte ne olacağını da bilmem! Ben size bir meleğim de demiyorum. Ben ancak bana vahyolunana uyuyorum.” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmüyor (karşılaştırma yapmıyor) musunuz?”