Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla.

Vakıa 1

BEKLENEN olay gerçekleştiği zaman;

Vakıa 2

onun gerçekleştiğini yalanlayacak kimse yoktur.

Vakıa 3

Alçaltıcıdır, yükselticidir.

Vakıa 4

Yeryüzü sarsıldıkça sarsıldığı;

Vakıa 5

dağlar serpildikçe serpildiği,

Vakıa 6

derken, toz duman halinde savrulduğu zaman,

Vakıa 7

sizler üç sınıf olmuşsunuzdur.

Vakıa 8

SAĞIN arkadaşları / adamları / cenneti hak eden öncüler! Nedir / kimdir o sağın adamları / arkadaşları? (Cennetlik erkek kullarımıza özel; onlar cennetin en güzel köşkünde ağırlanırlar ve yalnız onlar için yarattığımız huriler de hizmetlerinde olurlar).

Vakıa 9

Solun arkadaşları! Nedir/kimdir o solun/cehennemin arkadaşları/adamları/ehli?

Vakıa 10

Ve yarışıp ileri geçenler de (vahyi işittiklerinde/Kur’an’ı dinleyip ya da okuduklarında işittik ve itaat ettik diyen) öncülerdir!

Vakıa 11

İŞTE ONLAR (sağın arkadaşları/cennet ile mükafaatlandırılmış kadın ve erkeklerden) yakınlaştırılmış olanlardır.

Vakıa 12

Nimetlerle donatılmış mutluluk cennetlerinde

Vakıa 13

bir bölümü evvelkilerdendir (ey Muhammed senden önce gelmiş geçmiş tüm nesillerin iman üzere yaşayanlarından),

Vakıa 14

(ey Muhammed) bir bölümü de (senden) sonrakilerden (ta kıyamet gününe kadar gelip geçecek olan nesillerden iman üzere yaşayıp cenneti hak edenlerden).

Vakıa 15

Mücevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler,

Vakıa 16

onların üzerinde karşılıklı olarak yaslanırlar.

Vakıa 17

(Cennetlik kadın kullarımızın) çevrelerinde sürekli hizmete adanmış vildan/erkek hizmetçiler dolaşırlar;

Vakıa 18

testilerle, ibriklerle ve bir kaynaktan doldurulmuş bardaklarla!

Vakıa 19

Ondan başları ağrımaz ve akılları gitmez.

Vakıa 22

Ve (gözlerini cennetlik erkek kullarımızdan hizmet/eşlik/yoldaşlık ettikleri kişilere diken) iri gözlü huriler;

Vakıa 23

(vücutları kabuğunda saklı) sedefte gizlenmiş/örtülü olan inciler gibi!

Vakıa 24

Yapmış olduklarına bir karşılık olarak!

Vakıa 25

Orada duymazlar; ne boş, ne de günaha yol açan bir söz!

Vakıa 26

Dedikleri yalnızca: “Selâm, selâm!”dır.

Vakıa 27

KİTABI sağından verilenler;[1] nedir/kimdir o kitabı sağından verilenler? (Onlar ki, öncü olanlar/vahyi/doğruyu/hidayeti duyar duymaz/hidayeti görür görmez teslim olup iman edenlerin ilki olanlar olup cennetin en güzel yerlerinde/köşklerinde ağırlananlardır).

[1] Dürüst ve erdemlli bir hayat yaşayanlar. İyiliği, güzelliği, faydalı insan olmayı ilke edinenler.

Vakıa 28

Dikensiz meyve dolu kiraz ağaçları arasında,

Vakıa 29

dalları sarkmış dizili muzlar arasında,

Vakıa 30

yayılıp uzamış gölgeler altında,

Vakıa 32

ve daha pek çok meyveler arasında;

Vakıa 33

ne koparılıp tükenmiş, ne de yasaklanmış.

Vakıa 34

(Onlar için) yüksek yüksek yataklar/döşekler var!

Vakıa 35

Kesinlikle onlar[2] (yataklar onlara özel) sıfırdan inşa edilecek.

[2] Onlar derken; dürüst ve erdemliler için cennette daha pek çok nimetler var.

Vakıa 36

Onları daha önce hiç kimse kullanmadı,

Vakıa 37

hiç bozulmamış, sadece onlar için (onlara özel tasarlanıp sonsuz hayatları için) hazırlanmış yataklardır.

Vakıa 38

Bütün bunlar Kitabı sağından verilenlerin (dünyada Allah’a itaat ederek yaşayıp ahirete göçen çok özel öncü kadın ve erkek kişilerin) mutlu olmaları içindir!

Vakıa 39

BİR BÖLÜMÜ öncekilerdendir (ey Muhammed senden önce gelmiş geçmiş tüm nesillerin iman üzere yaşayanlarından),

Vakıa 40

(ey Muhammed) bir bölümü de (senden) sonrakilerden (ta kıyamet gününe kadar gelip geçecek olan nesillerden iman üzere yaşayıp cenneti hak edenlerden).

Vakıa 41

KİTABI solundan verilenler/çok azgın olan küfrün öncüleri/liderleri olan cehennemlikler;[3] nedir/kimdir o kitabı solundan verilenler?

[3] Solun adamları olarak ta meallendirilir. Bugünkü sol, sağ ayrımı ile ilgisi yoktur: Kötülükte ısrar edenlere, kötülüğü yol edinenlere vurgu yapılıyor.

Vakıa 42

Hücrelere işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içindedirler.

Vakıa 43

Kapkara bir dumanın gölgesinde,

Vakıa 44

ne serindir, ne de ferahlatıcı!

Vakıa 45

Çünkü onlar, bundan önce varlıkla şımarmış olanlardı.

Vakıa 46

Büyük günahı/şirki işlemekte ısrar ediyorlardı.

Vakıa 47

Ve diyorlardı ki: “Biz ölüp de toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi diriltilecek mişiz?!

Vakıa 48

Önceki atalarımız da mı?!..”

Vakıa 49

De ki: “Şüphesiz öncekiler de sonrakiler de.

Vakıa 50

Belli bir günün belirli bir vaktinde mutlaka toplanacaklardır.”