Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanmak isteyen bir toplum için kimin hükmü Allah’ınkinden daha güzeldir?
_______________
Kur’an’da bu soru, insanın hayatını hangi ölçüye göre düzenlemesi gerektiğini sorgulayan güçlü bir uyarı olarak ortaya konur. Ayetin işaret ettiği temel mesele şudur: İnsanlar hayatlarını Allah’ın vahyiyle mi yönetecekler, yoksa vahiyden kopmuş beşerî anlayışların oluşturduğu hükümlerle mi yaşayacaklardır?
“Cahiliye hükmü” ifadesi yalnızca İslam öncesi Arap toplumuna ait tarihsel bir dönem anlamına gelmez. Kur’an bütünlüğünde cahiliye; Allah’ın vahyine dayanmayan, insanın kendi hevasını ölçü haline getirdiği her türlü düşünce, sistem ve hüküm demektir. Yani ölçü Allah’ın vahyi değilse; güç, çıkar, gelenek, ideoloji veya çoğunluğun arzusu ise Kur’an bunu “cahiliye hükmü” olarak tanımlar.
Bu nedenle ayetin sorduğu soru aslında bir muhasebedir: İnsanlar Allah’ın ortaya koyduğu adalet, hak ve ölçü varken neden başka hükümler ararlar? Çünkü insanın kendi koyduğu hüküm çoğu zaman menfaatine, grubuna veya gücüne hizmet eder. Vahiy ise herkesi bağlayan, adaleti merkeze alan ve kimsenin çıkarına göre değişmeyen bir ölçüdür.
Kur’an’ın bu soruya verdiği cevap nettir: Gerçekten inanmak isteyen bir toplum için en doğru, en güzel ve en güvenilir hüküm Allah’ın hükmüdür. Çünkü Allah insanı yaratandır; insanın tabiatını, zaaflarını, ihtiyaçlarını ve toplum düzenini en iyi bilen de O’dur. Bu yüzden O’nun koyduğu ölçü hem bireyin hem toplumun adalet içinde yaşayabilmesi için en sağlam temeldir.
Sonuç olarak ayet, insanlığa şu temel gerçeği hatırlatır: Vahiyden kopan toplumlar kaçınılmaz olarak güçlünün hükmüne, çıkarın hukukuna ve adaletsizliğe yönelir. Allah’ın hükmüne yönelen toplumlar ise adalet, ölçü ve denge üzerine kurulu bir hayat inşa ederler. Bu yüzden gerçekten iman edenler için en güzel hüküm yalnızca Allah’ın hükmüdür.