Kur'an'ın Keşif Atlası

Saffat 102

37/Saffat 102

«Sonunda oğlu onun yanında koşup yürüyebilecek çağa ulaşınca dedi ki: “Ey oğlum! Ben uyku ile uyanıklık esnâsında seni boğazladığımı görüyorum. Bir düşün; sen ne dersin?”

Oğlu da: “Ey babacığım! Sana emredileni yap. Allah dilerse beni sabredenlerden bulacaksın” dedi.»

______________________

Saffat 102. ayet üzerinde düşündüğümüzde görülen odur ki; ayette Allah’ın İbrahim as.’a doğrudan: “Oğlunu öldür!” şeklinde açık bir emir verdiğine dair net bir ifade bulunmamaktadır. Ayette İbrahim as. şöyle demektedir:

«Ey oğlum! Ben uyku ile uyanıklık esnâsında seni boğazladığımı görüyorum. Bir düşün; sen ne dersin?»

Bu ifade dikkatle incelendiğinde; İbrahim as.’ın gördüğü olayın, onun tarafından Allah’ın emri olarak değerlendirildiği anlaşılabilir; ancak Kur’an ayetlerinde Allah’ın açıkça böyle bir emir verdiğine şahit olmayız.

Burada oğlunu kurban et emri yok, gördüğü rüyayı dile getiriyor; Allah’ın emri olsa, İbrahim oğluna danışmaz anında emri yerine getirirdi. Çünkü Allah katında O’nun emri, sözü değiştirilemez.

Tam aksine süreç devam ettiğinde Allah’ın, İbrahim as.’ı bu ağır olaydan alıkoyduğu ve insanın kurban edilmesini engellediği görülmektedir. Çünkü Allah, Saffat 107’de:

«Ona büyük bir fidye / karşılık verdik.»

buyurarak İbrahim as.’ın oğlunun yerine başka bir karşılık verildiğini bildirmektedir.

Burada geçen “fidye” kelimesi dikkat çekicidir. Fidye; kurtarmak, bir şeyi büyük bir zarardan veya ağır bir olaydan çıkarmak amacıyla verilen karşılık anlamlarına gelir. Bu sebeple ayetin anlam boyutunda:

“Biz onu büyük bir boğazlama olayından kurtardık.”
“Biz onu büyük bir cinayetten koruduk.”

şeklindeki düşünce de değerlendirilmelidir.

Çünkü Kur’an’ın bütünlüğüne baktığımızda Allah’ın kulları için kötülüğü istemediği açıkça görülmektedir:

«Allah kötülüğü, edepsizliği emretmez.» (Araf 28)

Bu nedenle burada verilmek istenen mesajın; insan kurbanını meşrulaştırmak değil, tam aksine onu engellemek olduğu düşünülebilir.

Şirk düzenleri tarih boyunca:

~ İktidar için,
~ Saltanat için,
~ Savaşlar için,
~ Güç ve hâkimiyet için insan evlatlarını kurban etmişlerdir ve bu kurbanlıklar her dönem sisteme asi olanlar ön plâna sürülerek ilk kırdırılanlar, boğazlattırılanlar olmuştur.

Sultanlar, krallar, imparatorluklar ve ideolojiler; oğullarını, gençlerini ve toplumlarını savaş meydanlarında kurban etmeye devam etmişlerdir.

Oysa Kur’an’ın hedefi:

➡ Savaş üretmek değil,
➡ Bilinç oluşturmak,
➡ İnsan yetiştirmek,
➡ Eğitim vermek,
➡ Barışı sağlamak,
➡ İnsanı yaşatmak ve korumaktır.

Allah kendisi için bile bir insanın kurban edilmesini istemezken; insanların birbirlerini ideolojiler, çıkarlar ve güç mücadeleleri uğruna kurban etmeleri büyük bir sapmadır.

Ayetin bir başka önemli yönü de şudur:

İbrahim as. oğluna; «Bir düşün, sen ne dersin?» diyerek onun görüşünü sormaktadır. Bu durum da olayın doğrudan kesin ve açık bir emir şeklinde değil; İbrahim as.’ın gördüğü bir durumun değerlendirilmesi şeklinde anlaşılabileceğini düşündürmektedir.

Bir kez daha vurgulamak gerekir ki; Nebiler dışında insanların gördükleri rüyalar hiçbir şekilde dinî delil kabul edilmez. İnsanların rüyalara dayanarak hüküm vermeleri veya hareket etmeleri çok ağır yanlışlara sebep olabilir.

Nitekim tarih boyunca pek çok insan, gördüğü rüyaları ilahî emir zannederek yanlış işler yapmıştır.

Kur’an ise insanı:

➡ Akletmeye,
➡ Düşünmeye,
➡ Vahyin açık hükümlerine yönelmeye,
➡ Bilinçli hareket etmeye çağırmaktadır.

Bu sebeple Saffat Suresindeki bu kıssadan çıkarılması gereken en önemli mesajlardan biri de şudur:

📌 Allah insan kurbanını değil; insanın korunmasını, eğitilmesini ve bilinçle yetişmesini istemektedir.

Hazırsan bir sonraki ayete geçebilirsin.
← Arama Sonuçlarına Dön