GÖKLERDEKİ ve yerdeki her şey; mülkün sahibi (kâinatın imparatoru), mukaddes (kendisine asla zarar verilemeyen), mutlak güç sahibi, hüküm (emir, yasak ve serbestlik bildiren) ve hikmet sahibi olan (kullarına katkı sağlayacak faydalı olan şeyleri emreden, zararlı olanı yasak eden) Allah’a boyun eğer.
Cuma
Cuma 2
O, ümmîlere (Kur’an kültürüne sahip olmayan; kitap nedir, iman nedir bilmeyenlere); içlerinden kendilerine ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitabı ve Hikmet’i (problem çözme bilimini) öğreten, bir Rasûl gönderendir. Halbuki onlar bundan önce, (kitap nedir, iman nedir bilmeyen) apaçık bir sapıklık içinde idiler.
Cuma 3
Allah o Rasul’ü onlardan henüz kendilerine katılmayan başkalarına da göndermiştir. O mutlak güç sahibidir, doğru hüküm, karar verendir.
_________________
Bu ifade, Kur’an bütünlüğü içinde değerlendirildiğinde vahyin ve peygamberlik görevinin yalnızca belirli bir topluluğa, zamana veya mekâna sıkışmış bir olgu olmadığını anlatır. Allah’ın gönderdiği elçi, ilk muhatap olduğu toplumla sınırlı bir görev taşımamaktadır; onun getirdiği mesaj daha sonra gelecek, henüz o topluma katılmamış veya aynı çağda yaşamamış bütün insanlara da yöneliktir.
İlk muhataplar vahyin indiği toplumdur. Onlar Kur’an mesajını doğrudan duyan, onunla yüz yüze gelen ve bu mesajın ilk taşıyıcıları olan kimselerdir. Ancak ayetin vurguladığı nokta şudur: Allah’ın gönderdiği Rasul yalnızca o dönemde yaşayanlara değil, daha sonra gelecek insanlara da gönderilmiştir. Böylece risaletin kapsamı tarihsel bir dönemin sınırlarını aşar ve evrensel bir çağrı hâline gelir. Kur’an’ın korunarak nesilden nesile aktarılması ve insanlara ulaştırılması da bu evrensel gönderilişin bir sonucudur.
Burada dikkat çekilen diğer husus, Allah’ın “mutlak güç sahibi” ve “doğru hüküm veren” oluşudur. Yani Allah’ın bir elçiyi yalnızca belli bir zamana değil, gelecek kuşaklara da hitap edecek şekilde göndermesi tesadüf değil; bilinçli, hikmetli ve kudret sahibi bir iradenin sonucudur. Allah, insanlığı doğru yola çağıran mesajın sadece ilk muhataplarla sınırlı kalmayacağını bilerek bu düzeni kurmuştur.
Bu nedenle ayet, Kur’an’ın mesajının evrenselliğini ve sürekliliğini ortaya koyar. İlk muhataplar vahyi doğrudan alan toplumdur; fakat henüz o topluluğa katılmamış olanlar da bu çağrının içindedir. Böylece risalet zinciri insanlık boyunca etkisini sürdüren bir rehberlik olarak devam eder.
Cuma 4
İşte bu Allah’ın lütfudur. Onu (Nebilere -özgü- özel Hidayeti / Nübüvveti / Risâleti / Elçiliği) dilediğine (kendi seçtiği birine) verir. (Bu değerler çok çalışmakla, dua etmekle elde edilecek şeylerden değildir). Allah büyük lütuf sahibidir.
Cuma 5
TEVRAT’la yükümlü tutulup da onunla hükmetmeteyenlerin / uygulama yapmayanların durumu, ciltlerle kitap taşıyan merkebin / eşeğin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini inkâr eden topluluğun hali ne kötüdür! Allah zalimler topluluğunu doğru yola (zorla) iletmez.
Cuma 6
De ki: “Ey Yahudiyim diyenler! Bütün insanlar değil de yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ediyorsanız, (bunda da) samimi iseniz haydi ölümü isteyin!”
______________________
YAHUDİLİK ~ Musa’nın (as) arkasından gidenlerin dini değil, gitmeyenlerin dinidir.
HRİSTİYANLIK ~ İsa’nın (as) arkasından gidenlerin dini değil, gitmeyenlerin dinidir.
SÜNNİLİK-ŞİİLİK ~ Muhammed’in (as) arkasından gidenlerin inancı değil, İslam adına sonraları oluşturulan bir inançtır. Allah’a ve Rasûlüne rağmen oluşturulmuş ve gerçek onların DİNİ / YAŞAM BİÇİMİ olmuştur.
💢
YÜREĞİNE SAĞLIK; ÖMRÜNE VE İLMÎNE BEREKET BÜLENT ÜSTADIM 🤲
Twitter Hesabı:
@BulentSahin114
Yaklaşık 1 Saatlik Program: Abartmıyorum 100 Kitap okumaya bedel bir bilgi ve haz alacaksınız?!
Üstad Bülent Kardeşim zaman zaman Hristiyanların İsa Nebi as. sonrası yazılanlarla / söylenilenlerle, Peygamberimiz Muhammed as.’dan sonra söylenilenleri / yazılanları (hadisler) öylesine muhteşem karşılaştırma yapmış ki, izleyince bana hak vereceksiniz!
Biz MEALİMİZDE parantez içi ek bilgilerle: Yahudiliğin ve Hristiyanlığın ayrı birer din olmadığına vurgu yaptık ve bizdeki Mezhepler gibi benzeri yapılanmalar olduğuna işaret etmiştik.
Çünkü Allah: Katımda DİN İslâm’dır, buyuruyor!
Hz. Adem as.’dan Mühammed as.’a kadar gelen Din Allah katından olduğuna göre?!
~ DİNİN ADI İSLÂM’DIR!
Peygamberimize Allah bir ayetinde: BEN SONRADAN TÜREDİ BİR NEBİ DEĞİLİM, ÖNCEKİLERİN YOLUNU İZLEYENİM, dedirtir ve muhteva olarak verdiğim bu ayetten anlamamız gereken sonuç budur, diye düşünüyorum Allahualem?!
Cuma 7
Ama onlar (kötü işleri yapanlar), yaptıklarından dolayı asla ölümü istemezler. Allah zalimleri hakkıyla bilir.
Cuma 8
De ki: “Sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya, o mutlaka size ulaşacak, sonra gaybı da görünen âlemi de bilen Allah’ın huzuruna götürüleceksiniz de, O size yaptıklarınızı haber verecektir.”
Cuma 9
Allah’ın çağrısı geldiğinde dünya işleri ikinci planda bırakılmalı; bilgi, öğüt, ibadet ve Allah’ı anma öncelenmelidir.
📙 Ayetin Öğrettikleri
Allah’ın zikri önceliklidir. İnsan hayatında ticaret, kazanç ve günlük meşguliyetler önemli olsa da Allah’ın çağrısı bunların üzerinde tutulmalıdır.
Toplumsal bilinç ve eğitim önemlidir. Cuma günü yapılan hutbe ve toplu buluşma yalnız bir ibadet değil; aynı zamanda toplumun bilinçlenmesi, bilgilendirilmesi ve ortak değerlerde buluşması için bir vesiledir.
Dünya kazancı geçicidir. Ayet, kısa süreli maddî kazanç ile kalıcı manevî kazanç arasında tercih yapılması gerektiğini öğretir. Allah’ın rehberliğine yönelmek insana gerçek fayda sağlar.
Düşünmeye çağrı vardır. “Eğer bilirseniz” ifadesi insanı bilinçli değerlendirme yapmaya davet eder. Allah’ın emrinin ardındaki hikmeti kavrayan kişi önceliklerini doğru belirler.
⁉️ Bu ayet üzerinde düşündüğünde hangi anlam kapıları açılıyor ve bu mesaj hayatında hangi yönü aydınlatıyor?
📘 Ayetin Kavram Analizi
Kökü: ج م ع ~ Okunuşu: Cemea
Temel Anlamı: Toplamak, bir araya getirmek.
Kur’an’daki Anlamı: Müminlerin belirli bir vakitte toplanarak Allah’ın zikri etrafında birleşmelerini ifade eder.
Kökü: س ع ي ~ Okunuşu: Sa’y
Temel Anlamı: Gayret etmek, yönelmek, çaba göstermek.
Kur’an’daki Anlamı: Allah’ın çağrısına bilinçli ve kararlı şekilde yönelmeyi ifade eder.
Kökü: ذ ك ر ~ Okunuşu: Zikr
Temel Anlamı: Hatırlamak, anmak, gündemde tutmak.
Kur’an’daki Anlamı: Allah’ın vahyini, öğütlerini ve emirlerini hatırlayıp gündemde tutmayı ifade eder.
Kökü: و ذ ر ~ Okunuşu: Vezera
Temel Anlamı: Terk etmek, bırakmak.
Kur’an’daki Anlamı: Allah’ın emri karşısında başka meşguliyetleri geri plana bırakmayı ifade eder.
Kökü: ب ي ع ~ Okunuşu: Bey’
Temel Anlamı: Alışveriş yapmak, ticaret.
Kur’an’daki Anlamı: İnsanları Allah’ın zikrinden alıkoyabilecek dünyevî kazanç faaliyetlerini ifade eder.
📗 Ayetlerle Bağlantı
24/Nur 37
«Öyle adamlar vardır ki ne ticaret ne de alışveriş onları Allah’ı anmaktan alıkoyar.»
~ Dünya işi ile Allah’a kulluk arasında doğru denge kurulmasını öğretir.
63/Münafikun 9
«Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ın zikrinden alıkoymasın.»
~ Maddî meşguliyetlerin manevî sorumlulukları gölgelememesi gerektiğini bildirir.
2/Bakara 152
«Öyleyse beni anın ki ben de sizi anayım.»
~ Allah’ın zikrinin kul ile Rabbi arasındaki bağı güçlendirdiğini gösterir.
📕 Ayetten Çıkarılan Hükümler
a) Emir: Cuma günü yapılan çağrıya uyarak Allah’ın zikrine yönelmek.
b) Yasak: Çağrı yapıldığında alışveriş ve benzeri meşguliyetlerle oyalanmak.
c) Tavsiye: Hutbe ve toplumsal bilgilendirmeleri dikkatle dinlemek.
d) Bilgilendirme: Allah’ın zikrine yönelmek, dünyevî kazançlardan daha hayırlıdır.
İnsan çoğu zaman kazancın peşinde koşarken asıl kazancı gözden kaçırabilir. Bu ayet, haftanın belirli bir vaktinde durup yönünü Allah’a çevirmeyi, hayatın merkezine vahyi ve bilinci yerleştirmeyi hatırlatır.
______________________
[*] Cum’a Günü ~ Yevm’ül-Cum’a: Cem olma / Toplanma Günü olan Cuma Günü olarak algılamakta fayda vardır.
Cuma Namazı diye bir algı oluşturulmuş ve maalesef Ümmet uyutulmuştur. Nebi / Rasûl Muhammed as. Döneminde haftanın son günü yapılan halkı Mescid’te bilgilendirme günüdür. Cem olma / bir araya gelme gününde / haftanın son gününde Mescid’te Haftalık Meclis Toplantısında Müslümanları bir haftada yapılan işler konusunda Bilgilendirmek için toplanılmış olarak bilinmelidir. Toplantının bitiminde ise o günün Öğle Namazı edâ edilip herkes işine gücüne dağılır, yani tatil diye bir şey yoktur! Tarihi vesikalarda; Allah Rasûlü Muhammed as. bir Hafta Sonu (Cuma Günü) yine Haftalık Bilgilendirme yaparken (Hutbe va’z ederken) bir ticaret kervanı gelir ve Müslümanlar oraya yönelir, işte bu ayet ondan sonra iner ve Müslümanlar uyarılarak kınanırlar. Şöyle bir örnek te verilebilir: Bugün Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi’nde partilerin haftalık yaptığı bilgilendirme toplantıları gibi. Hani 3 Cumaya gelmeyen, kaçıran bizden değildir diye de Peygamber sav’e atfedilen söz vardır ya; bugün de Türkiye Büyük Millet Meclisine 3 kez katılmayana ceza verilir.
TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSLÂM ANSİKLOPEDİSİNDE DE BİZİ DOĞRULAYICI ŞU BİLGİLER GEÇMEKTEDİR:
Cum‘a (cumua, cumaa) “toplamak, bir araya getirmek” anlamındaki cem‘ kökünden isimdir. Cem‘ masdarı ve birçok türevi muhtelif âyetlerde (bk. M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “cmʿa” md.), cum‘a ise kendi adıyla anılan sûrede geçmektedir (el-Cum‘a 62/9). Cum‘a çeşitli hükümleri bakımından birçok hadiste de yer almaktadır (bk. Wensinck, el-Muʿcem, “cumʿa” md.). İslâm’dan önceki dönemde haftanın altıncı gününe arûbe denirdi. Sözlükler bu kelimenin Arapça olmadığını belirtmiş, araştırmacılar da Ârâmî kökenli olduğunu tesbit etmişlerdir (Goitein, MW, XLIX/1-4, s. 188). Ârâmî dilinde “arefe günü” anlamına gelen arûbe, yahudilerin cumartesine hazırlık yaptıkları ve bunun için Medine’de sabahtan öğleye kadar pazar kurdukları bir gündü. Bu güne cuma adının verilmesini, Kureyş’in atalarından olup bu günde kavmini toplayan, kendilerine öğüt veren ve Harem’e saygı göstermelerini emreden Kâ‘b b. Lüeyy’e kadar götürenler olduğu gibi, hicretten önce Medine’de ensar tarafından toplantı ve ibadet günü olarak seçilmesine bağlayanlar ve ismi bu tarihten itibaren başlatanlar da vardır (İbnü’l-Cevzî, VIII, 264; İbn Hacer, V, 3-4). Bu günün cuma adını alması bilhassa toplantı günü olmasından kaynaklanmaktadır. Aynı adı taşıyan sûrede, “Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında hemen namaza gidin ve alışverişi bırakın” (el-Cum‘a 62/9) meâlindeki âyet, cuma namazının farz kılınmasından önce de günün bu adla anıldığına ve bir toplantı günü olduğuna işaret etmektedir.
Cuma 10
Namaz edâ edilince / vaktinde gereği gibi kılınınca, artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan çalışarak / ticaret yaparak arayın. Allah’ı çok zikredin (düşünün) ki kurtuluşa eresiniz.
Cuma 11
ONLAR bir ticaret veya bir oyun eğlence gördükleri zaman, hemen dağılıp ona koştular ve seni ayakta / yalnız bıraktılar. De ki: “Allah’ın yanında bulunan, eğlence ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah rızık dağıtanların en hayırlısıdır.”