Biz onlara zulmetmedik. Fakat, kendi kendilerine zulmettiler. Allah’tan başka yalvarıp yakardıkları ilâhları/tanrıları da, onlardan hiçbir şeyi savamadı; Rabbinin emri geldiği zaman… (O sahte ilâhların/tanrıların) onlara, zararlarını artırmaktan başka bir katkısı da olmadı.
Hud
Hud 108
Rabbinin emrettiği (cennetlerde yer değiştirmeler) hariç; mutlu kılınan (rahmet edilen, sevinçli, suçsuz) kimseler ise, cennet içindedirler, orada (ölmeden) sonsuz kalıcıdırlar; göklerin ve yeryüzünün değiştirile değiştirile sonsuz duracağı gibi!.. Bu kesintisiz bir lütuftur!
Hud 114
Salât’ı / Dini ayakta tut / bütün hayatın ve ömür boyu yaşanılır kıl / Namazı (Rek’at ve Vakitlerine dikkat ederek) gereği gibi kıl! Gündüzün iki tarafında / bölümünde; (Güneş’in batıya meylettiği saatlerde öğle ve ikindiyi), gecenin de “zülfe” vakitlerinde; (geceye sarkan saatlerde akşam ve yatsıyı, gündüze sarkan saatte ise sabah namazını kıl!) Şüphesiz iyilikler kötülükleri giderir. İşte bu, ibretle düşünenler için bir öğüttür.
_________________________
Dr. Yahya ŞENOL Kardeşim konuyu çok güzel izah etmiş, Allah razı olsun.
Hud 116
FAKAT, NE YAZIK Kİ; sizden önceki nesillerden arta kalan akıllı/erdemli kimselerin, yeryüzünde zulmü/terörü engellemeleri gerekmez miydi? Onlardan kurtardığımız bazı kimseler bunu yaptı. Ve o zulmeden kimseler ise; kendilerine verilen nimetin/refahın peşine düşüp azdılar, suç işlemeye devam ettiler.
Hud 118
Rabbin dileseydi bütün insanlığı tek bir ümmet / uygarlık / toplum yapardı;[1] fakat (O, yollarını seçmekte kendilerini özgür bıraktı), onlar (ise) birbirine muhalif[2] / zıt yollara devam ediyorlar.
______________________
[1] Dikkatinizi çekti mi bilemiyorum? “Bir toplum yapardı” buyuruluyor. Oysa önceki surelerde geçen bazı ayetlerde ise: “Bir tek toplumdu” denilmişti. Çelişki gibi gözükmekte. Kur’an bütünlüğünde düşünülerek izaha ihtiyaç var! Kur’an, insanlığın başlangıcındaki durumu tasvir etmek için “ümmeten vahideten” (tek bir topluluk) ifadesini kullanmaktadır. Fakat sonradan Birlik / Tevhid bozuldu; çeşitli zaman dilimlerinde Nebi ve Rasûller göndererek, parçalanmış toplulukları birleştirme / tevhid mücadelesini ta Muhammed as.’a kadar sürdürdü ve sonra kıyâmete kadar insanlığa Kur’an’ı “hakem” olarak bıraktı. Yine de gerçeği Allah bilir! Bu ayeti vb. ayetleri ve dipnotlarını dikkatlice, ayrıntılı düşünerek, iyi anlayarak okuyalım.
[2] Halife / Halifeler: Birbirlerinin yerine bir şekilde geçenler olarak ilk etapta anlamakta fayda var. Yönetici olarak ta karşımıza çıkar. Davud as.’ı yeryüzünde halife / yönetici yaptık, der örneğin. Fakat bir başka anlam olarak ta (insan) muhalif bir varlık olarak karşımıza çıkıyor. En başta kendisini yaratana muhalif oluyor. Allah’ın emri olan: Şu ağaca yaklaşma, dediği hâlde bu emrini çiğniyor. Daha sonra insanın bir başka insanlarla ihtilâf etmesi, birbirlerine muhalif olmaları, birbirlerinin yerine / koltuğuna göz dikmeleri, birbirinin ayağını kaydırması vs. pek çok şekilde örneklendirebiliriz.