Ey kavmim! Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak beni yaratana aittir. Aklınızı kullanmıyor musunuz?
Hud
Hud 56
Şüphesiz ben; benim Rabbim ve sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenip dayandım. Hiçbir canlı yoktur ki, Allah ona güç yetiremesin. Şüphesiz benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzeredir.[1]
_____________________
[1] O’nun Kur’an’da beyan ettiği hüküm ve yalnız kendisine ait olan tasarruf hakkı (örneğin şefaat gibi) tamamen doğru, adalete uygun olması, zulüm, hata ve yanlışlıktan uzak bulunması olarak anlayabiliriz, diye düşünüyorum.
Hud 61
VE SEMUD’A, kardeşleri Salih’i gönderdik; “Ey kavmim!” dedi. “Allah’a kulluk edin. Sizin için, O’ndan başka hiçbir İlâh yoktur. Sizi topraktan/yerden var etti/inşa etti ve sizi orada, (dünyayı/yeryüzünü) imar etmeye memur kılarak yaşatan da O’dur. O’ndan bağışlanma dileyin. Sonra O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır (sizi görür, işitir, bilir); dualara cevap verendir.”
Hud 62
“Ey Salih!” dediler; “Sen aramızda bundan önce ümit beslenen bir kişi idin! Bizi atalarımızın ibadet ettikleri/peşlerinden gittiği şeylere ibadet etmekten/etraflarında toplanmaktan men mi ediyorsun? Kesinlikle biz, bizi çağırdığın şeyden şüphe duyuyoruz.”
Hud 78
Kavmi koşarak ona geldiler. Onlar daha önce de kötü işler yapmakta idiler. “Ey kavmim!” dedi. “İşte şunlar kızlarım/ümmetimin (mümin) kadınları![1] Onlar sizin için (evlilik yoluyla meşru/yasal yoldan ilişki kurmanız) daha uygundur. Allah’tan korkup sakının. Konuklarımın önünde beni rezil etmeyin! İçinizde aklı başında bir adam yok mu?”
______________________
[1] Lût (as), ümmetinden olan kadınları işaret ederek, onlarla evlilik yoluyla temiz bir ilişkiyi önermekte, yoksa; sıkıntıya düştüğünden dolayı öz kızlarını teklif ettiği sanılmasın. Ümmetinden kadınları nikâhlamalarını istiyor. Hiçbir Nebi/Rasûl Allah’tan bir başkalarından korkmak, asla onlara yakışmaz. Lût (as) onları (halkını) böylece nasihat ederek/uyararak eğitiyor.
Hud 79
Dediler ki: “Senin kızlarında/ümmetinin kadınlarında bizim için bir hak[1] olmadığını bilirsin! Sen bizim ne istediğimizi çok iyi bilirsin!”
______________________
[1] Sapkın bir topluluk oldukları için helâl ve temiz yoldan evlilik ile gelişen bir ilişkiden yana olmadıklarının bir ifadesidir. (Bkz. Hud 78. ayet dipnotu). Zaten ulusça yok edilmelerinin, azaba uğratılmalarının sebebi de budur.
Hud 81
(Elçiler) ”Ey Lût!” dediler. “Biz senin Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla dokunamazlar. Gecenin bir kısmında aileni/sana tabi olanları yürüt. Sizden hiç kimse geride kalmasın, (sana hainlik eden) hanımın hariç![*] Çünkü diğerlerine isabet eden azap ona da isabet edecektir. Onlara vadedilmiş zaman sabah vaktidir. Sabah yakın değil midir?”
______________________
[*] Ayetin metninde “hanımın hariç” diye istisna vardır. Onu Ailesinden/ehlinden (kendisine tabi olanlardan) saymamaktadır. Burada muhtemelen bir hainlik söz konusu olabilir, gerçekte Lût’a tabi olmamış. Aynen Nuh as.’da oğlunu ailesinden saymadığı gibi. Aileden maksat kendisine inananlardır, Nebi ve Elçiliğini kabul edenlerdir. Dolayısıyla biz Yüce Allah’ın Lut as.’ın hanımını da azaba dahil etmesinden böyle bir görüşe sahibiz. Allah daha iyi bilir.
Hud 82
Emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine pişmiş çamurdan hazırlanmış üst üste istif edilmiş taşlar yağdırdık[1].
______________________
[1] A’raf 7/84, Hicr 15/74, Şuara 26/172-173, Neml 27/58, Saffat 37/116, Kamer 54/38-39. Bu taşlar, Tevrat’ın Yaratılış 19:24 bölümünde gökten yağdırılan kükürt ve ateş olarak tarif edilmiştir. Bu maddeler çoğunlukla bir yanardağ patlaması sonucunda ortaya çıkmaktadır.
Hud 84
VE MEDYEN’E de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. “Ey kavmim!” dedi. “Allah’a kul olun. Sizin için O’ndan başka hiçbir İlâh yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın! Ben sizi bolluk içinde görüyorum ve ben sizin için kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum.
Hud 87
“Ey Şuayb!” dediler. “Senin salâtın / dinin mi sana emrediyor; atalarımızın ibadet ettiği şeyleri terketmemizi veya mallarımız üzerinde dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi! Oysa sen; yumuşak huylu, çok akıllı biriydin”.
______________________
[*] Salât kavramı Kur’an’da farklı anlamlarda gelmektedir; ayetin geçti yere göre değişkenlik arzeder. İşte burada da öyle, burada DİN olarak görmekteyiz. Bazı yerlerde de kuşların salâtı / ibadeti olarak geçer. Allah’ın fıtratlarına koyduğu ibadet şekillerinden olan yasası da diyebiliriz.
Hud 88
“Ey kavmim!” dedi. “Bakın, söyler misiniz? Eğer ben, Rabbimden bir delil üzerinde isem ve bana katından güzel bir rızık vermişse!.. Ben size yasakladığım şeyleri yaparak, aykırı davranmak istemiyorum. Ben, sadece gücümün yettiği kadar düzeltmek istiyorum. Başarım Allah(‘ın gönderdiği vahy) iledir. O’na güvenip dayandım ve O’na yönelirim.