ALLAH’ın üzerinizdeki nimetini ve: “İşittik, itaat ettik” dediğinizde O’na verdiğiniz ve sizi kendisiyle bağladığı sağlam sözü hatırlayın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah göğüslerin özünü, niyetleri, düşünceleri hakkıyla bilendir.
_________________
İnsan, hayatını sürdürürken çoğu zaman sahip olduğu nimetleri sıradan bir şey gibi görmeye başlar. Oysa Kur’an insanı sık sık hatırlamaya ve düşünmeye çağırır. Bu ayet de önce insanın dikkatini Allah’ın kendisine verdiği nimetlere çevirir. Çünkü iman etmek, vahiy ile tanışmak ve doğru yolu öğrenmek insan için en büyük nimetlerden biridir. Bu nimet yalnızca bir bilgi değil; aynı zamanda insanı doğruya yönelten, hayatına anlam ve yön veren ilahi bir rehberdir.
İman eden insan, bu nimeti kabul ederken aslında Allah’a bir söz vermiş olur. “İşittik ve itaat ettik” ifadesi, müminin Rabbine karşı duruşunu anlatır. Bu söz; duyduğunu kabul etmek, anladığını hayatına geçirmek ve Allah’ın gösterdiği yolda yürümek anlamına gelir. Dolayısıyla iman yalnızca dil ile söylenen bir ifade değil, insanın hayatına yön veren bir bağlılık ve sorumluluktur. Bu yüzden ayet, verilen bu sağlam sözün unutulmamasını hatırlatır ve insanı Allah’a karşı saygılı ve bilinçli olmaya çağırır.
Kur’an’ın başka ayetlerinde de insanın Rabbine verdiği bu söz hatırlatılır ve iman edenlerin bu sözlerine sadık kalmaları istenir. Çünkü insanın değeri, söylediği söz ile yaptığı işin birbirine uygun olmasıyla ortaya çıkar. Allah’a karşı gelmekten sakınmak, yani takva sahibi olmak da bu bilincin bir sonucudur. İnsan, Rabbine verdiği sözün farkında olduğunda davranışlarını buna göre düzenler ve hayatını daha dikkatli yaşar.
Sonunda ayet insanın en gizli yönüne dikkat çeker. Allah yalnızca insanların görünen davranışlarını değil; kalplerinde taşıdıkları niyetleri, düşünceleri ve iç dünyalarını da bilir. Bu nedenle gerçek kulluk, yalnızca dış görünüşte değil; kalpteki samimiyette ortaya çıkar. İnsan verdiği sözü hatırlayıp iç dünyasını da bu bilinçle temiz tuttuğunda, Allah’ın kendisine verdiği nimetlerin kıymetini anlamış ve o nimete layık bir kulluk yoluna girmiş olur.