(Onlara karşı işlediğim suçtan dolayı) göğsüm daralıyor, dolayısıyla heyecandan kendimi ifade edemiyorum,[1] Harun’a da (Nebilik verdiğin gibi) risâlet / elçilik (aldığım mesâjı iletme / tebliğ) görevi ver.
______________________
[1] Burada geleneksel anlayıştan (müktesebattan) dolayı: “Düzgün konuşamıyorum, dilimde sorun var, kekemeyim” gibi meallendirilmiştir. Oysa şimdi ben Firavuna gittiğim zaman bu suçumdan dolayı görevimi gereği gibi yerine getiremeyebilirim, endişesinden dolayı Kardeşi Harun’a da görev verilmesini talep eder. Ancak Firavun’un karşısına çıktığı zaman (yüklendiği vahiyden / sorumluluktan sebep) endişe ettiği şeyin üzerinden kalktığını bizler ayetlerden görürüz. Velev ki, kekeme bir Nebi / Rasûl olmuş olsaydı Firavun’un onu küçümseyerek ilk diyeceği şey: “Git te Rabbin senin önce kekemeliğini ortadan kaldırsın, öyle karşıma gel” olurdu. Şura 13 ve 14. Ayetleri okuyunuz.
Alternatif Anlatımlar
Kısa ve Öz Anlatım
Bu ayet, elçilerin tebliği ve toplumların tepkisi çerçevesinde “Göğsüm daralıyor, dilim tam açılmıyor, Harun’a da Nebilik verdiğin gibi risâlet” ifadesini öne çıkarır. Okuyucu, bu sözün yönelttiği uyarı veya bildirimi ayetin kendi sınırları içinde düşünmelidir.
Açıklayıcı Anlatım
“Göğsüm daralıyor, dilim tam açılmıyor, Harun’a da Nebilik verdiğin gibi risâlet” ifadesinin muhatabı ve anlattığı durum, Şuarâ suresinin elçilerin tebliği ve toplumların tepkisi eksenindeki akışıyla birlikte okunmalıdır. Ayetin kullandığı ifade ile ona sonradan eklenebilecek yorumlar birbirinden ayrılmalıdır.
Detaylı Anlatım
Şuarâ suresinin 13. ayetinde “Göğsüm daralıyor, dilim tam açılmıyor, Harun’a da Nebilik verdiğin gibi risâlet” ifadesi yer alır. Bu söz, elçilerin tebliği ve toplumların tepkisi hakkında belirli bir hususa dikkat çeker. Önceki ve sonraki ayetlerin konuyu nasıl sürdürdüğüne bakmak, bu cümlenin surenin anlatımı içindeki yerini belirlemeye yardımcı olur. Metinde söylenmeyen ayrıntıları kesin bilgi gibi sunmadan, bildirilen hususun kapsamını değerlendirmek gerekir.