(Ey Muhammed; seyahatlerinde) bunlardan (saydıklarımızdan kamu görevlisi olarak hizmetinde bulunmak üzere) dilediğini (topluma öğretmenlik / danışmanlık yapmak için) geride bırakıp, dilediğini de yanında götürürsün. (Sana) uzak olan[akraban olmayan]lardan da dilediğini yanına almanda sana bir günâh / vebâl / sorumluluk yoktur. Bu onların (seyahatlerde seninle birlikte olmaları açısından) gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğin[görev]e razı olmaları için daha uygundur. Allah kalplerinizdekini bilir. Allah hakkıyla bilendir, halimdir.
Ahzab
Ahzab 52
Bundan (bu ayetin indiği tarihten) sonra, (çok yetenekli) huyları güzel / temiz ahlâklı olan (erkek ya da kadın) da dahil (hâlihazırdaki arkadaşlarından) başka birini daha yanına / yakınına alma; eşini[*] (Ayşe’yi) de (ölünceye kadar) bırakmak / boşamak yasaktır! Bunun dışında (devlet hizmetinde bulunmaları için) egemenliğinde olan (aralarında savaşta ortada / kimsesiz kalmış çok yetenekli dul ve çocuklu) kadınları (görevlendirip geçimlerini üstlenebilir, ehlinin / ailenin arasına katarak) sorumluluğun / güvencen altına alabilirsin. Şüphesiz Allah her şeyi gözetleyendir.
______________________
[*] Arapçada din kelimesi gibi, cümlenin gelişinden ve gidişinden anlaşılan farklı farklı anlamlar yüklenen aynı kelimeler vardır. Birden fazla anlam taşıyan kelimelere MÜŞTEREK KELİMELER denir.
Zevc kelimesi cümlenin gelişine ve gidişine göre farklı anlamlar taşır. Sadece Hatice ve Ayşe’yi kasteden zevc kelimesi eş anlamında olup, bunun dışındaki kelimeler kadın veya erkek olsun; dost/arkadaş, gittiği yolda yoldaşlık eden, yardımcılar, hizmetli/hizmetleri gören görevli, kanatları/koruması altına alınanlar, devlet memuru, özel kalem müdürü, güvenlik görevlisi, temizlik görevlisi, haberleşme görevlisi, iletişim görevlisi ya da tercüman gibi anlamlar taşır. Bu görevliler vatandaş veya vatandaş olmayan insanlardan olduğu gibi, savaşlarda esir düşmüş insanlardan da seçilebilir.
Rasûlullah’ın Aişe ve Hatice validelerimiz dışında eşi olmamıştır. Hatice’nin ra. vefatından sonra da Ayşe validemiz ile evlenmiştir.
Özellikle Rasûlullah Muhammed as. Döneminde asla çocuk yaşta evliliğe izin verilmemiştir?! Evlilik yaşı genç bir kızın rüştüne ermesiyle/ulaşmasıyla mümkün olmuştur. Bugün de her ülkenin oy verme yaş ortalaması 18’dir, yani kişinin rüştünü ispat etme yaşıdır ve yine ana-babanın izni olmadan bu yaşta evlilikler her ülkede yasaldır/serbesttir.
Çocuk yaşta evlilik kesinlikle Rasûlullah’a yapılmış büyük bir zulümdür/iftiradır ve herkes Ahirette işledikleri günah ve iftira sebebiyle hesaba çekileceklerdir.
Bir düşünün: Bugün 6 ila 9 yaşındaki bir küçük kız ile böyle bir münasebette bulunan kişiyi toplum linç ediyorken, o dönemde isterse Rasûlullah olduğu iddiasında bulunsun o kişiye ne yapmazlardı?!
Bu vb. yalan ve iftiralar Rasûlullah sav’in vefatından 200-300 yıl sonra Münafıklar tarafından uydurulmuş Rasûlullah’ı gözden düşürme operasyonundan başka bir şey değildir.
Aişe Validemiz adına uydurulan rivayetler bilinen iftira sözlerden ibarettir, o kadar!..
Diğer eş iddialarına gelecek olursak; o günkü kamu işleri için görevlendirilmek üzere alınmış personeldir/elemanlardır.
Rasûlullah as.; Hatice ra. ve Ayşe ra. dışında hiç kimseyle evlilik münasebeti (yani açık ve net bir ifadeyle cinsel ilişki) yaşamamıştır. Bunun dışındaki bütün iddialar yalan ve iftiradır. Yine de en doğrusunu Allah bilir, bizi de bu bilginin doğruluğuna Ahirette şahitlerden kılsın duasıyla.
Ahzab 53
Y İMAN EDENLER! Yemek için çağırılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Nebi’nin evine girmeyin, ancak çağırıldığınız / size izin verildiği zaman girin. Yemeği yiyince de hemen kalkıp dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Nebi’yi rahatsız etmekte fakat o sizden de (alınırsınız diye) çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez.
NEBİ’nin Eşi (veya sorumluluklarını / geçim yüklerini üstlenerek ehlinin / ailesinin arasına kattığı) kadınlardan bir şey istediğinizde (yetişkin erkekler) perde arkasından istesinler. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri için daha temizdir / uygundur.
ALLAH’ın Rasûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinin vefatından sonra eşini nikâhlamanız ebediyyen (size haramdır) söz konusu bile olamaz. Çünkü bu Allah katında büyük bir günahtır.
Ahzab 54
Siz bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de, biliniz ki Allah herşeyi bilir.
Ahzab 55
(Nebi’nin eş ve geçimlerini üstlenmek için sorumluluğuı altına aldığı kadınlara); babaları, oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, mümin kadınlar ve malik / sahip oldukları / hakimiyetlerinde / yönetimlerinde olup kendilerine sığınmış olanlardan (perdesiz / yüzyüze konuşmaktan) dolayı bir günah yoktur. Ey Nebi’nin ehlinden / ailesinden olan kadınlar! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla şahittir.
______________________
[*] ma مَا
meleket مَلَكَتْ
eymanuhunne أَيْمَانُهُنَّ
Sağ elinizin sahip olduğu ya da oldukları Kur’an’da ‘sağ’ genelde ‘güç kuvvet’ anlamında kullanılır: İslâm öncesi bir uygulama olan kölelik ve cariyeliğin İslâm’da/Kur’an’da yeri yoktur.
O gün yürürlükte olan bir uygulama olduğu için Kur’an’da bu konulara da; ‘ma meleket eymanuhum’ veya ‘eymanuhunne’ olarak gelen kelimeler sağ elinizin sahip oldukları olarak değinilmiştir.
Geçmişte ve bugün de bilindiği üzere kadın esirler Cariye olarak adlandırılmıştır.
Oysa Kur’an’da CARİYE kelimesi kullanılmaktadır, hem de CRY kökünden farklı gelişte tam 64 yerde geçmektedir ve esir köle kadınlarla (cariyelikle) hiçbir ilgisi yoktur.
TERİMLER başlığında CARİYE başlığı adı altında bu konuya değinilmiştir. Tekrar etmekte fayda var: Esir alınan erkek kişiye köle, kadın ise cariye diye adlandırılmıştır.
Muhammed as.’a gelen Kur’an/İslâm ile esir kadın ve erkeklerin bir vesile ile (bedelleri ödenerek veya Müslümanlarla evlendirilerek özgürleştirilmeleri ve serbest bırakılmaları sağlanmıştır.
Bugün ise savaş olmayan bölgelerde bu mesele şöyle yorumlanabilir: Mâlık/hak sahibi oldukları/hakimiyetleri altında olanlardan kasıt; ülkelerine bir vesile ile çalışmaya gelmiş, iş yerlerinde/fabrikalarında çalışan vatandaş olmayan kadın ya da kadınlar olabilir, diye düşünüyoruz. En doğrusunu Allah bilir.
Bu kişiler diğer çalışan vatandaş olan erkek ya da kadınlarla evlendirilebilirler. Bir başka deyimle; savaş ortamında Müslümanların tarafına bir şekilde geçmiş kadınlar da olabilir veya Ülkelerine çalışmaya gelmiş olanlar da olabilir.
Son söz olarak: Savaşta veya barışta fark etmez; özel veya resmi evlilik sözleşmeleri olmadıkça yani nikâh yapılmadıkça hiçbir kimse kadınlara dokunamaz yani cinsi münasebette bulunamaz, Allah bunu yasaklamıştır, haram kılmıştır; yapan zina etmiş olur.
Ahzab 56
Şüphesiz ki Allah ve Melekleri; Nebi’ye sürekli vahiy ile destek verip (barışta ve savaşta) arka çıkmaktadır. Ey müminler siz de onu (gerek barışta ve gerekse savaşta yalnız bırakmayın) destekleyin, (ölünceye kadar Kitaba sımsıkı sarılarak) gereken saygıyı ve itaati (Kur’an’ı terkedilmiş vaziyette bırakmayıp Dini ayakta tutarak) gösterin.
____________________
Ahzab 57
Şüphesiz Allah ve Rasûlünü incitenlere, Allah dünya ve ahirette lânet etmiş (rahmetinden kovmuş), ve onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.
Ahzab 58
Mümin erkekler ve mümin kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Ahzab 59
EY NEBİ! Koruman / sorumluluğun altına aldığın yetim / kimsesiz kadınlara ve kızlarına ve müminlerin kadınlarına (evlerinden) dışarı çıkarken bedenlerini örtecek elbiselerini giymelerini söyle. Bu onların (iffetli olarak) tanınmaları ve rahatsız edilmemeleri / incitilmemeleri için daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Ahzab 60
ANDOLSUN eğer münafıklar, kalplerinde hastalık olanlar ve Medine’de iftira (masumlara suç atıp) yayanlar; (bu davranışlarına) son vermezlerse, elbette seni onlara musallat ederiz. Sonra da orada sana pek az komşu olurlar.
Ahzab 61
Lânetlenmiş (rahmetimizden kovulmuş) olarak! Nerede bulunurlarsa yakalanır yargılanırlar ve (vazgeçmezlerse) yaman bir şekilde ölürler.
Ahzab 62
Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın sünnetinde / evrensel yasalarında / kanunlarında asla bir değişme / bozulma (göremez ve) bulamazsın.
Ahzab 63
İNSANLAR sana kıyâmetin vaktini soruyorlar. De ki: “Onun ilmi / bilgisi ancak Allah katındadır.” Ne bilirsin belki de kıyâmet yakında gerçekleşir.
Ahzab 64
Şüphesiz Allah kâfirlere lânet etmiş ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır.
Ahzab 65
Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır. Hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır.
Ahzab 66
Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün; “Ne olurdu Allah’a ve Rasûl’e itaat edeydik” diyecekler.
Ahzab 67
Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize uyduk / itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar.”
Ahzab 68
“Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânete uğrat.”
Ahzab 69
EY İMAN EDENLER! Siz Musa’ya eziyet eden kimseler gibi olmayın. Nihayet Allah onu onların dediklerinden temize çıkarmıştı. Musa, Allah katında itibarlı bir kimse idi.
Ahzab 70
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin (ki;)
Ahzab 71
Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Rasûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.
Ahzab 72
ŞÜPHESİZ Biz emâneti;[*] (iktidarı, yönetimi, kamu hizmetlerini, aklı, özgürlüğü) göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler ondan çekindiler. Onu ancak insan yüklendi. Çünkü o (kendine karşı) çok zalimdir, çok cahildir.
______________________
[*] Başka şeyler için değil, insanların ortak işlerinin yapılabilmesi için emâneti insana teklif eder.
Ahzab 73
Allah münafık (hem gerçeği bildiği hâlde gizleyen ve hem de inandığını söyleyen) erkeklere ve münafık (hem gerçeği bildiği hâlde gizleyen ve hem de inandığını söyleyen) kadınlara; müşrik (gerçeği bildiği hâlde Allah’a şirk / ortak koşarak inanan) erkeklere ve müşrik (gerçeği bildiği hâlde Allah’a şirk / ortak koşarak inanan) kadınlara azap eder. Mümin (gerçeği yakinen görüp bilerek inanan) erkeklerin ve mümin (gerçeği yakinen görüp bilerek inanan) kadınların tövbelerini kabul eder. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.