Kur'an'ın Keşif Atlası

Fussilet 3

(Araştıran, okuyan, düşünen, öğrenmek isteyen); bilgili toplum olmaya çalışanlar için ayetleri (bağıntılı / birbirini tefsir edip bağlantılı ayetleriyle çok detaylı ve çelişkisiz biçimde) açıklanan ve Arapça okunan[1] (indirildiği dönemde okuyanların anladığı dilde indirilmiş ve daha sonra gelecek toplumların anladığı dile çok rahat çevirilebilen) bir Kitap’tır.

______________________
[1] Bkz. İbrahim 4. ayeti gereği bu Kur’an her topluma kendi lisânlarına çeviri yapılarak (adeta Allah’a davet yapan bir Elçi olarak) gönderilmelidir. Onun için, böylece onların dilinde de “OKUNAN KUR’AN” olmalıdır. Kıyâmet gelip çatıncaya kadar bu ibadet (elinizdeki bu çeviriyi başka dillere çevirip ve o toplumlara gönderme, dağıtma ibadeti) devam ettirilmelidir. Bizden sonra kıyâmete kadar gelip geçecek tüm ümmetlere bir TAVSİYE’dir; “Kendilerine ölüm / kendilerinin kıyâmeti gelinceye kadar bu ibadeti / çeviri ve dağıtım işini devam ettirsinler!

Bu mesajımızı KİTAP olarak bastığımızda yazmıştık, ancak şükürler olsun bugün İNTERNET denilen bir gerçek var ve işte tüm dünya insanları buradan Kur’an Meallerine ulaşabiliyorlar (EL-HAMD).

Alternatif Anlatımlar

Kısa ve Öz Anlatım

Fussilet 3. ayette ayetlerin işaret ettiği anlam ve onların karşısındaki tutum öne çıkar. Metindeki “(Araştıran, okuyan, düşünen, öğrenmek isteyen); bilgili toplum olmaya çalışanlar için” sözü, açıklamanın hangi ifadeden hareket ettiğini gösterir.

Açıklayıcı Anlatım

Ayetin muhatabına sunduğu anlatım ayetlerin işaret ettiği anlam ve onların karşısındaki tutum çevresinde şekillenir. “(Araştıran, okuyan, düşünen, öğrenmek isteyen); bilgili toplum olmaya çalışanlar için” bölümünün önceki ve sonraki ifadelerle bağı gözetildiğinde, metnin bildirdiği husus ile okuyucunun yapabileceği çıkarım birbirinden ayrılır.

Detaylı Anlatım

Fussilet suresinin 3. ayeti, ayetlerin işaret ettiği anlam ve onların karşısındaki tutum açısından okunabilir. “(Araştıran, okuyan, düşünen, öğrenmek isteyen); bilgili toplum olmaya çalışanlar için” ifadesi, ayetin kendi sözleriyle belirlediği başlangıç noktasıdır. Önce bu ifadenin öznesi, muhatabı ve bağlamı dikkate alınmalıdır. Ardından surenin yakın ayetlerinde anlatılanlarla ilişkisi araştırılabilir. Bu yaklaşım, ayette açıkça bulunmayan bir olayı, vaadi veya hükmü kesin bilgi gibi eklemeksizin anlatımın sınırlarını korur.

Hazırsan bir sonraki ayete geçebilirsin.

Yorum yapın