İşte bu yol (sırat-ı müstakim / dosdoğru olan) Allah’ın rehberlik / hidâyet yoludur. O bununla kullarından dilediğini[1] (seçtiği nebi ve elçisini) hidâyete iletir. Ama eğer onlar ortak koşsalardı; yapmış oldukları şeyler bir hiç olup boşa giderdi.
______________________
[1] Allah insanlardan dilediğini Nebi / Rasûl / Elçi seçer / yapar ve direkt / doğrudan hidâyete iletir. Hani: “Allah risâletini / elçiliğini kime vereceğini daha iyi bilir!” (En’am 124) Şeklinde gelen ayete dikkat edilirse, bu ayet gelmeden önce Muhammed as.’ın dönemindeki kelli felli insanlar muhtemelen: Neden bize değil de ona verildi, diye itirazda bulunmuş olmalılar ki, Allah ta bu ayetini göndermiş. Nübüvvet ve Risâlet kesinlikle ve kesinlikle Allah’ın dilemesi / seçmesi ile doğrudan ilişkilidir. Bu görevler kulların / insanların elinde değildir. Ancak kullarının hidâyete ermesi, kavuşması meselesi ise insanların gayretine tabidir. Diğer insanlardan ise dileyenleri (doğru yola girmeyi isteyen, bu uğurda çalışan, gayret gösteren insanları) hidâyete iletir / kavuşturur.
Alternatif Anlatımlar
Kısa ve Öz Anlatım
En‘âm 88. ayette Allah’ın yetkisi ve insanın O’na yönelişi öne çıkar. Metindeki “İşte bu yol (sırat-ı müstakim / dosdoğru olan) Allah’ın rehberlik” sözü, açıklamanın hangi ifadeden hareket ettiğini gösterir.
Açıklayıcı Anlatım
Ayetin muhatabına sunduğu anlatım Allah’ın yetkisi ve insanın O’na yönelişi çevresinde şekillenir. “İşte bu yol (sırat-ı müstakim / dosdoğru olan) Allah’ın rehberlik” bölümünün önceki ve sonraki ifadelerle bağı gözetildiğinde, metnin bildirdiği husus ile okuyucunun yapabileceği çıkarım birbirinden ayrılır.
Detaylı Anlatım
En‘âm suresinin 88. ayeti, Allah’ın yetkisi ve insanın O’na yönelişi açısından okunabilir. “İşte bu yol (sırat-ı müstakim / dosdoğru olan) Allah’ın rehberlik” ifadesi, ayetin kendi sözleriyle belirlediği başlangıç noktasıdır. Önce bu ifadenin öznesi, muhatabı ve bağlamı dikkate alınmalıdır. Ardından surenin yakın ayetlerinde anlatılanlarla ilişkisi araştırılabilir. Bu yaklaşım, ayette açıkça bulunmayan bir olayı, vaadi veya hükmü kesin bilgi gibi eklemeksizin anlatımın sınırlarını korur.