Hayret! Kendilerine okunan Kitabı sana indirmemiz, onlara (mucize olarak) yetmedi mi? Şüphesiz ki bunda (Kur’an’da); gerçeklere inanan bir toplum için elbette bir rahmet ve bir öğüt vardır.
Ankebut Suresi
İniş Sırası: 85 • Mushaf Sırası: 29 • Mekki Sure • 69 Ayettir
Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla.
Ankebut 52
DE Kİ: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Göklerde ve yeryüzünde ne varsa onları bilir. Gerçek dışı şeylere/bâtıla/yalana inanıp da, Allah’a karşı nankörlük edenler; işte onlar zarara uğrayanların ta kendileridir.”
Ankebut 53
SENDEN azabı acele istiyorlar. Şayet belirtilmiş bir süre olmasaydı, azap kendilerine hemen gelirdi. Elbette o kendilerine, hiç farkında olmadıkları bir anda ansızın gelecektir!
Ankebut 54
Senden azabı çabuklaştırmanı/acele istiyorlar; halbuki cehennem inkârcıların tümünü kuşatacaktır!..
Ankebut 55
O gün azap hem üstlerinden, hem de ayaklarının altından/yerden sarıp kuşatıverir! Ve (Allah): “Yapmış olduklarınızı tadın” buyurur.
Ankebut 56
EY GERÇEKLERE İNANAN kullarım! Şüphesiz yeryü-züm / arzım geniştir.[1] (Bir işkence hâlinde hicret edebilir, yer değiştirebilirsiniz). O hâlde yalnız ve yalnız Bana (kayıtsız şartsız itaat ederek) kulluk edin.
______________________
[1] Şimdi burada durmakk lâzımdır, çünkü önemlidir: “Durup dururken; ‘ey müminler’, yeryüzüm geniştir” buyurulmuştur?! Aslında bir işaret vardır, bir yönlendirme vardır, bir uyarı vardır burada: “Eğer bir yerde zulme uğrarsanız, inancınızdan dolayı sıkıştırılır, dara düşerseniz ve orada güvenliğinizden endişe duyarsanız, ‘tüm yeryüzü bana aittir, bilesiniz; nerede olursanız olun sizleri besleyen Benim/sizi Ben beslerim’ diyerek müminlere “güven” ve “destek” vermektedir. İşte tam burada vahyin başlangıcından bugüne dek (bu ayetin indiği zamana kadar) on üç yılın geçmiş olduğunu anlıyoruz. Bu süreç (hicretin şartlarının oluşum süreci ve hicret hükmü) böylece kıyâmete değin yaşayacak müminler için hep çalışıyor/işliyor olacaktır.
Ankebut 57
Her nefis / can / kişi ölümü tadıcıdır / tadacaktır. Sonra da Bizim huzurumuza döndürülürsünüz.
Ankebut 58
Gerçeklere inananları ve faydalı işler yapanları, elbette altlarından ırmaklar akan, cennet köşklerine/odalarına yerleştireceğiz. Orada sürekli kalıcıdırlar. Çalışanların ücreti ne de güzeldir!
Ankebut 59
Onlar sabrettiler ve Rablerine güvenip dayanmaktadırlar.
Ankebut 60
NİCE canlı vardır ki, kendi rızkını taşıyamaz. Allah onları da rızıklandırır sizi de!.. O işitendir, bilendir.
Ankebut 61
Eğer onlara: “Gökleri ve yeryüzünü kim yarattı? Güneş’i ve Ay’ı emri altında tutan kimdir?” diye sorsan, şüphesiz; “Allah!” derler. O halde nasıl da çevrilip dönüyorlar?
Ankebut 62
Allah rızkı kullarından dilediğine bolca yayar ve kısarak darlaştırır da!.. Şüphesiz Allah herşeyi bilendir.
Ankebut 63
Eğer onlara: “Gökyüzünden suyu kim indirdi? Onunla ölümünden sonra yeryüzünü kim diriltti?” diye sorsan, şüphesiz; “Allah!” derler. De ki: “En güzel övgüler Allah’a aittir.” Fakat onların birçoğu akıllarını kullanmıyor.
Ankebut 64
BU DÜNYA HAYATI bir eğlenme ve bir çalışma[yurdun]dan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise elbette asıl hayat / konaklama yeri / sonsuz vatan / yerleşim yurdu odur / orasıdır! Şayet bilmiş olsalardı!..
Ankebut 65
Gemiye bindikleri zaman; dini yalnız O’na özgü / has kılarak Allah’a yalvarırlar. Onları kurtarıp da karaya çıkarınca hemen ortak koşarlar / eski anlayışlarına dönerler!
Ankebut 66
Kendilerine verdiğimiz nimete nankörlük etsinler ve zevklenip eğlensinler diye (mi?) Oysa yakında bilecekler!
Ankebut 67
Görmezler mi ki (Bize inananların gönüllerinde / yüreklerinde), güvenli bir sığınak / iç huzuru / mutmainlik hâli oluşturmuşuz! Oysa çevrelerindeki (inançsız) insanlar (korku ve ümitsizlik içinde) paniğe[1] kapılmışken!.. (Kâfirler ise) halâ gerçek olmayan şeylere inanıp Allah’ın nimetini (Kur’an’ı) inkâr mı edecekler?
______________________
[1] Ey insanlar! Artık şunu iyice anlayın, bilin, görün; çevrenizde gerçekten, gerçeklere inanan insanları gözlemleyin, onların iç huzuruna dikkat edin, onlara sorun, iç huzuru nasıl ve neyle yakalamışlar (öğrenin)?! İnsanların panik atak/panik içinde/korkulu ve şaşkın olmalarının sebeplerinden en önemlilerinden sadece bir tanesi; belki farkında değiller ama: “Biz öldükten sonra ne olacağız?!” sorularına cevap bulamamış olmalarıdır! Onun için kâfirler sürekli: “Biz öldükten sonra, ufalanmış kemikler olduktan sonra, tekrar mı diriltilecek mişiz?!” diye sorarlar, bunun nedeni ise; gerçekleri bir türlü kabullenemiyor olmalarından kaynaklanmaktadır. Özellikle orta yaş (40 ve üzeri) insanlar için büyük problemdir, sıkıntıdır, strestir. İşte Allah bu ayette bu soruya açık ve net olarak: “Biz, Bize inananların gönüllerinde/yürekerinde bir sığınak (korkularından Bize sığınma iç güdüsü veririz)/böylece bir iç huzuru oluştururuz, yani; o müminlerin her türlü korkusundan, huzursuzluğundan, ümitsizliğinden sığındıkları yegâne varlık Biziz Biz” buyurarak, âdeta inkârcıların sorularına cevap vererek düşünüp öğüt almalarını dilemektedir?! Öğüt almak isteyen var mı?! O’nun tövbe kapısı her zaman herkese açıktır! O ki; yarattıklarına merhametlidir, kullarının küfrüne razı olmaz!
Ankebut 68
Allah’a karşı bir yalan uydurup iftira eden veya gerçekleri (Kur’an ve tabiat ayetlerini) yalanlayandan, daha zalim/daha hain kim olabilir? Kâfirler/gerçeği anladığı halde gizleyenler için durak yeri, sadece cehennem değil midir?
Ankebut 69
Bizim uğrumuzda cihat edenleri[1] / cehdedenleri / çalışanları / mücadele verenleri elbette başarılara iletiriz. Şüphesiz ki Allah; daima iyi davrananlarla beraberdir!
______________________
[1] Burada geçen cihat sözcüğü çok geniş ve derin anlamlar içerir. Bu anlamlar şöylece sıralanabilir: Vahyi öğrenmek, bilim ve teknoloji üretmek, geçimini sağlamak, aklını doğru kullanmak, duygusal zekâyı işletmek, merhametli olmak, saldırgana karşı savunma görevini yapmak, hicret etmek vb. Bu iş ve davranışların tümü cihat sayılır. En doğrusunu Allah bilir.