Belâ gerçekleştikten sonra mı ona inanacaksınız? Hemen şimdi mi? Hani siz onu acele isteyip duruyordunuz!
Yunus
Yunus 52
Sonra, zulmeden kimselere denilir: “Sürekli azabı tadın! Ancak kazanmış olduğunuz şeylerle cezalandırılıyorsunuz.”
Yunus 53
“Bu bir gerçek midir?” diye, senden haber soruyorlar. De ki: “Evet, Rabbime ant olsun ki, o kesinlikle gerçektir. Ve siz de önleyiciler değilsiniz/önleyemezsiniz.”
Yunus 54
ŞAYET yeryüzündekilerin hepsi, kendisine zulmeden kişiye ait olsaydı, mutlaka onu fidye olarak verirdi. Azabı gördükleri zaman pişmanlığı içlerinde hissederler. Aralarında adaletle hüküm verilir. Asla zulme uğramazlar.
Yunus 55
İyi bilin ki; göklerde ve yeryüzündekilerin hepsi gerçekten Allah’ındır. İyi bilin ki; Allah’ın sözü gerçektir. Fakat, onların birçoğu bilmiyor.
Yunus 56
O yaşatır (yaşama izin verir) ve öldürür (ölüme izin verir). Ve O’nun katına döndürülüp götürülürsünüz.
Yunus 57
EY İNSANLAR! İşte size; Rabbinizden bir öğüt, göğüslerde / yüreklerde olana bir şifa, inananlar için bir yol gösterici / hidayet ve bir rahmet gelmiştir.
Yunus 58
De ki: “Allah’ın lütfuyla ve rahmetiyle, evet, işte yalnız bununla sevinsinler; bu onların toplayıp biriktirdiklerinden daha hayırlıdır!”
Yunus 59
De ki: “Allah’ın size rızık olarak indirdiği şeyleri gördünüz mü? Bir kısmını haram, bir kısmını helal saydınız.” De ki: “Allah mı size izin verdi? Yoksa, Allah’a iftira mı ediyorsunuz?”
Yunus 60
Allah’a karşı yalan uyduran kimselerin, kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz ki Allah insanlara karşı lütuf sahibidir. Fakat, onların birçoğu şükretmiyor.
Yunus 61
VE hangi işin/eylemin içinde bulunursan bulun, Kur’an’dan her ne okursan oku ve siz; her ne eylem/iş yaparsanız yapın, Biz içine daldığınız o eylemde üzerinizde şahidizdir! Ve ne yerde, ne de gökte zerre ağırlığınca hiçbir şey, Rabbinden kaçmaz/saklı, gizli kalmaz. Bundan daha küçük hiçbir şey ve daha büyük hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir kitaba yazılıyor olmasın.
Yunus 62
İyi bilin ki; Allah’ın dostlarına korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Yunus 63
Onlar ki; (gerçekten var olanlara) inandılar ve korunup dikkatli davrandılar.
Yunus 64
İşte onlara; dünya hayatında da ahirette de müjde vardır. Allah’ın kelimeleri için değişiklik yoktur. İşte bu, büyük başarı/en büyük kurtuluş ve mutluluktur!
Yunus 65
Onların sözü seni üzmesin! Üstünlük tamamen Allah’a aittir. O; işitendir, bilendir.
Yunus 66
İYİ BİLİN Kİ; göklerdeki ve yeryüzündeki kimseler kesinlikle Allah’ındır. Allah’tan başkasına yalvaran kimseler, gerçekte o ortaklara tâbi olmuyorlar. Onlar sadece zanna/teorilerine/hevalarına tâbi oluyorlar. Ve onlar, sadece saçmalıyor/yalan uyduruyorlar!
Yunus 67
Kendisinde dinlenesiniz diye sizin için geceyi yapan O’dur. Ve gündüzü de aydınlık olarak var eden O’dur. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır.
Yunus 68
“ALLAH çocuk edindi” dediler. Hâşâ! Allah böyle bir iddiadan uzaktır. O zengindir/hiçbir şeye muhtaç değildir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Bu hususta yanınızda hiçbir delil yoktur. Allah hakkında bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?
Yunus 69
De ki: “Allah hakkında yalan uyduran/iftira atan kimseler, asla kurtulamazlar.”
Yunus 70
Dünyada biraz geçim var sonra dönüşleri Bize’dir. Sonra onlara çetin azabı tattırırız inkâr ettiklerinden dolayı!
Yunus 71
(ŞİMDİ ARTIK) onlara Nuh’un haberini oku. Hani bir zaman kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Benim konumum/makamım ve Allah’ın ayetlerini hatırlatmam, size ağır geldiyse ben Allah’a tevekkül etmişim. Artık siz ortaklarınızla beraber toplanıp emrinizi/işinizi kararlaştırın da sonra kararınız üzerinize bir dert olmasın! Bundan sonra da kararınızı bana uygulayın! Bana hiçbir fırsat da vermeyin!
Yunus 72
Eğer yüz çevirdiyseniz çevirin! Sizden hiçbir ücret istemedim/talep etmedim ki! Benim ücretim Allah’a aittir. Ve ben müslümanlardan olmakla emrolundum.”
Yunus 73
Yine de onu yalanladılar. Biz de onu ve gemi içinde onunla birlikte bulunanları kurtardık. Onları halifeler / muhalif varlıklar / öncekilere varisler / mirasçılar kıldık. Ayetlerimizi yalanlayan kimseleri de boğduk. Bak, uyarılanların sonu nasıl oldu?
_____________________
[1] Halife / Halifeler: Birbirlerinin yerine bir şekilde geçenler olarak ilk etapta anlamakta fayda var. Yönetici olarak ta karşımıza çıkar. Davud as.’ı yeryüzünde halife / yönetici yaptık, der örneğin. Fakat bir başka anlam olarak ta (insan) muhalif bir varlık olarak karşımıza çıkıyor. En başta kendisini yaratana muhalif oluyor. Allah’ın emri olan: Şu ağaca yaklaşma, dediği hâlde bu emrini çiğniyor. Daha sonra insanın bir başka insanlarla ihtilâf etmesi, birbirlerine muhalif olmaları, birbirlerinin yerine / koltuğuna göz dikmeleri, birbirinin ayağını kaydırması vs. pek şekilde örneklendirebiliriz.
Yunus 74
VE SONRA onun ardından kavimlerine bir çok elçiler gönderdik. Onlara apaçık belgeler / mucizeler getirdiler. Önceden yalanlamış oldukları şeye bir türlü inanmıyorlardı. Bu nedenle haddi aşanlar duygusal zekâlarını / akıllarını / kalplerini çalıştırmıyorlar / işletmiyorlar.
Yunus 75
SONRA onların ardından Musa’yı ve Harun’u; Firavun’a ve ileri gelen adamlarına, (Allah’ın var olduğunu kanıtlayan) mucizelerimizle gönderdik. Böbürlenip büyüklendiler. Onlar gerçekten suçlular topluluğu idiler.
Yunus 76
Onlara katımızdan gerçek gelince: “Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir” dediler.
Yunus 77
Musa dedi ki: “Size gerçek gelince böyle mi diyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar umduklarına eremezler.”
Yunus 78
Dediler ki: “Atalarımızı bulduğumuz yoldan bizi çevirmek için mi bize geldin? Yeryüzünde büyüklük yalnız ikinizin olsun diye mi? Biz size inananlardan değiliz.”
Yunus 79
Firavun dedi ki: “Bilgin sihirbazların hepsini bana getirin.”
Yunus 80
Sihirbazlar geldiğinde Musa onlara: “Siz atacağınızı atın!” dedi.
Yunus 81
Onlar atınca Musa dedi ki: “Sizin getirdiğiniz şey bir sihirdir. Şüphesiz ki Allah onu iptal edecektir/boşa çıkaracaktır. Allah fesat/karışıklık çıkaranların işini düzeltmez.
Yunus 82
Allah kelimeleri/sözü ile gerçeği ortaya çıkarır. Suçlu günahkarlar istemese de!..”
Yunus 83
SONUNDA Musa’ya, kavminden genç bir kuşaktan başkası inanmadı! Firavun ve ileri gelen adamlarının, kendilerine kötülük yapmasından korkuya düştükleri için! Çünkü Firavun, yeryüzünde çok büyüklenen bir zorba idi. Gerçekten o, çok aşırı giden kimselerdendi.
Yunus 84
Musa dedi ki: “Ey kavmim! Eğer Allah’a inandıysanız O’na güvenin. Eğer teslim olanlar iseniz!”
Yunus 85
Dediler ki: “Allah’a güvendik. Rabbimiz! Bizi zalim kavim için bir açığa çıkar(ıl)ma konusu yapma!
Yunus 86
Bizi inkârcı kavimden rahmetinle kurtar!”
Yunus 87
MUSA’ya ve kardeşine: “Mısır’da kavminiz için evler hazırlayın“ diye vahyettik. “Evlerinizi kıblegâh / mescid edinin[1] ve namazı ikâme edin / kılın!” “Müminleri müjdele!”
______________________
[1] Eğitim ve öğretim yerleri, Kur’an okunan evler yapın / edinin evlerinizi.
Yunus 88
Musa dedi ki: “Rabbimiz! Firavun’a ve ileri gelen adamlarına, dünya hayatında süs ve mallar verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et! Kalplerini iyice sık, acı azabı görünceye kadar (isterse) iman etmesinler.”
Yunus 89
(Allah) buyurdu: “Duanız kabul olundu. Dosdoğru olun ve sakın bilmeyen kimselerin yoluna uymayın!”
Yunus 90
İSRAİL[YAKUB]OĞULLARINI denizden geçirdik. Firavun ve askerleri de azgınlık ve düşmanlıkla onların peşine takıldı. Nihayet, boğulma onu yakaladığı (öleceğini kesin anladığı) zaman (Firavun): “İsrailoğullarının[1] / Yakub’un soyundan gelenlerin inandığından başka bir İlâh olmadığına inandım. Ben de teslim olanlardanım” dedi.
______________________
[1] Dikkat edilirse burada Firavun yine kendini çok akıllı sanarak Allah’ı kandırabileceğini düşünerek: Ey Rabbim, ben yalnızca SANA iman ettim, demiyor tam tersine İsrail[Yakub]oğullarına vurgu yapıyor. İmanın kabul görmediğini buna bağlamak mümkün. Her ne kadar ölüm anında / zor zamanda imanın kabul olunmayacağını düşünsek te: Ben yalnız SANA iman ettim, deseydi farklı bir sona kavuşabilirdi. Yine de en doğrusunu Allah bilir.
Yunus 91
“Şimdi (sen tamamen ölüm ile kuşatma hâlinde iken) mi?! Oysa sen daha önce isyan etmiştin ve bozgunculardan olmuştun.
Yunus 92
Bugün ise senin bedenini kurtara[rak sahile çıkara]cağız.[1] Senin ardından gelen kimselere (senin zulmün altında ezilen halkına) ibret olması için!” Şüphesiz insanların birçoğu ayetlerimizden gafildirler.
______________________
[1] Firavun halkına bir ibret, bir öğüt olsun diye ve: “Bize zulmeden; güçlü, kuvvetli, sağa sola emirler yağdıran, erkek çocuklarını öldürüp kadınları sağ bırakan Firavun bu muymuş?” diyerek; gerçek Rabblerini tanıyıp yönelsinler için, Firavun’un cesedini/bedenini denizde kaybolmaktan kurtaracağız; bugün sahile onların görebilecekleri bir yere çıkaracağız ki; Firavun’un zulmettiği halk görsün! Yoksa bugün (20. yüzyıl sonlarında) bulunan ceset ile ilgili çıkartılan söylenti uydurmadır; turist çekmek için ortaya atılmış bir iddiadır. Hani bugünkü insanlar bu olaydan ne diye etkilensinler ki?! Bu vb. girişimler turizm sektörünü hareketlendirme arzusundan başka bir şey değil, diye düşünüyorum.
Yunus 93
VE İsrailoğullarını / Yakub’un soyundan gelenleri hoşlarına gidecek iyi bir yere yerleştirdik. Güzel şeylerden kendilerine rızık verdik. Kendilerine ilim gelmesine rağmen, ihtilâfa düştüler. Şüphesiz Rabbin kıyamet günü aralarında, ihtilâfa düştükleri şey hakkında hüküm verecektir.
Yunus 94
BÜTÜN bunlardan sonra (ey insanoğlu ve insankızı) eğer sen; sana indirdiğimizden (aktarılan/anlatılan yaşanmış gerçek kıssalardan/olaylardan) şüphedeysen[1] senden önce kitabı okuyan kimselere sor! Gerçek şu ki, Rabbinden sana gerçek bilgi geliyor. Sakın şüpheye düşenlerden olma![*]
______________________
[1] [*] 94 ve 95. ayetlere parantez içinde (ey insan) veya (ey insanoğlu ve insankızı)’nı koymasaydık, bugün için; “Sakın kuşkulananlardan, yalanlayanlardan, müşriklerden olma!” gibi hitaplar direkt Muhammed sav Nebiye/Peygambere yapılmış olarak algılanacaktı (ve kimse üzerine alınmayacaktı). Elbette ayetlerin ilk muhatabı Peygamberimizdir. Ancak biz bu anlamı (yani direkt Peygamber’i kasdedici anlamı) tercih etmedik. Aynı Surenin bkz. Yunus: 57-58. ayetlerine: “Ey insanlar!” hitabı vardır. 94-95. ayetlerin, 57-58. ayetlerden bağıntısı (bunlar arasındaki bağ) koparılırsa, -ki okuyanın 94-95. ayetllere geldiğinde 57-58. ayetlerle bağlantıyı kuramaması/koparması muhtemeldir-, o zaman hitabın direkt muhatabı Peygamber olarak anlaşılırdı ve anlaşılması da gayet doğaldı. Bu konuda Muhammed ESED şöyle demiştir: Oysa 94. ayette; “Sana indirdiğimizden şüphe içindeysen” ve 95. ayette: “Sakın Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan olma!” öğüdü, uyarısı gözönünde bulundurulursa bizce gerçeğe son derece aykırı gözükmektedir, çünkü açıktır ki; Allah tarafından Peygamber olarak seçilen birinin bu öğütle işaret edilen günaha düşmesi muhâldir/ihtilâflıdır/çelişkilidir. (Muhammed ESED, Kur’an Mesajı, Sh. 414, 115. dipnot).
Benim anlayışıma göre ise; Merhum Muhammed Esed’in bu görüşünü desteklemekle birlikte: Zikredilen ayetlerin dışında “Sakın kuşkulananlardan, şüpheye düşenlerden, onların seni şaşırtmalarından veya az daha seni kuşkuya, şüpheye düşüreceklerdi ya da daha ileri giderek; sakın müşriklerden, yalanlayanlardan olma, Allah’tan başkasına yalvarma, böyle yaparsan zalimlerden olursun!” vb. söylemler; Peygamber’in şahsında, inananlara eğitim-öğretim amaçlı hitap etmektedir, diye düşünüyorum. Ancak, Yüce Allah; direkt birinci şahsı muhatap alarak (sanki bunları yapan Peygamberiymiş gibi) bu incelikle uyarmaktadır/öğüt vermektedir! Yani: Ey insanlar, size bildirdiklerimiz tamamen gerçek bir ilimdir/bilgidir, velev ki siz; bu gerçeğin özünü/hikmetini kavrayamamış olsanız da sakın kuşkulananlardan, yalanlayıcılardan olmayın, denmektedir. Bkz. Hud: 62 ve diğerleri, ayrıca bu Surenin 39. ayeti görüşümüzü destekler. Ayetler üzerinde iyi düşünmemiz öğütlenmektedir.
Yunus 95
Ve sakın Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan olma; yoksa hüsrana uğrayanlardan olursun!
Yunus 96
ŞÜPHESİZ Kİ, Rabbinin azap sözü üzerlerine hak olan zalimler, artık inanmazlar.
Yunus 97
Bütün ayetler onlara gelmiş olsa bile, acı azabı görünceye kadar!
Yunus 98
Şayet bir ülke olsaydı da gerçeklere inansaydı. Ve inanması kendisine fayda verseydi. Yunus’un kavmi hariç!.. İnandıklarında, onlardan dünya hayatında rezillik azabını kaldırdık. Onları bir süre daha yararlandırdık.
Yunus 99
ŞAYET Rabbin dileseydi yeryüzündeki kimselerin tümü mutlaka topluca inanırlardı. (Allah insanlara özgürlük verdi) insanları mümin olmaları için sen mi zorlayacaksın?
Yunus 100
Allah’ın izni (yani kişinin samimi olduğunu onaylaması) olmadan, hiçbir kimse için iman etme imkânı yoktur. Ve o, aklını kullanmayanlar (ise içinde bulundukları durumdan kurtulma çabası göstermeyip hak ettikleri için) pislik / şirk içinde kalır.
_______________________
ALLAH MUSA AS. İÇİN KİTABI VE FURKAN’I; MUHAMMED AS. İÇİN DE KİTABI VE HİKMETİ VERDİK, buyurur?!
Hikmet: Aynen ‘Koruyucu Hakimlik’ gibi bir şeydir. Müminlerin başına kötü işler gelmeden bir uyarı anlamındadır. Şunları şunları yapmayın, şunları şunları yapın gibi.
Musa as. için Kitabı verdik dedikten sonra neden Furkan diyor?!
Furkan’ın anlamına baktığımızda: Hak ile Batılı, Gerçek ile Yalan, Doğru ile Yanlışı ayırdedici bir özellik olduğunu görürüz.
Sonra Allah bir ayetinde: Allah’tan gereği gibi sakınan (takvâ sahibi) müminlere de Furkan Özelliği vereceğini söyler?!
Benim burada dikkat çekmek istediğim konu ise Musa as.’a Furkan, Muhammed as.’a Hikmet verdiğini dile getirir. Yani Kitap ve Furkan, Kitap ve Hikmet?!
FURKAN VE HİKMET HER İNSANDA OLMAZ; GERÇEKTEN GEREĞİNİ YAPANLARIN KAZANABİLECEĞİ BİR ÖZELLİKTİR: ANCAK NEBİLERE ALLAH TARAFINDAN VERİLMİŞ BİR YETENEKTİR?!
Aklını kullanamayanlar bu özelliklere ulaşamaz, çünkü Allah aklını kullanamayıp hak edenleri içlerinde bulunduğu şirk / pislik içinde bırakır buyurur?!
Allah’ın adıyla;
Yunus 100
Allah’ın izni (yani kişinin samimi olduğunu onaylaması) olmadan, hiçbir kimse için iman etme imkânı yoktur. Ve o, aklını kullanmayanlar (ise içinde bulundukları durumdan kurtulma çabası göstermeyip hak ettikleri için) pislik / şirk içinde kalır.
Bağlantılı Ayetler: 21/10 25/44 67/10
https://www.sadikturkmenmeali.com/yunus-100/
Hani geleneksel anlayışta Hikmet denince hemen Sünnet ve dolayısıyla Hadislere gönderme yaparlar ve Hadilerin de Kur’an gibi Peygamberimize vahyedildiği (vahy-i gayr-i metluv) söylenir ya?!
Allah; Furkan’a (hakkı batıldan ayırdedici özellik) bu anlamı yüklediyse Hikmet’e ne anlam yüklediğini açıklamamış olabilir mi?!
Hikmet: Kitaba göre doğru hüküm, isabetli karar verebilme yeteneği, özelliği; sorunlara Kitap’tan çözüm önerileri çıkarabilme yetisi olarak anlamakta fayda var, biz böyle anlıyoruz.
Aşağıda verdiğimiz BAĞLANTILI AYETLERİ okuduğunuzda gerçeği görürsünüz.
PEK ÇOK NEBİ’YE HİKMET VERİLDİĞİ İFADE EDİLİR!
Allah’ın adıyla;
Enbiya 48
VE GERÇEK ŞU Kİ Biz Musa’ya ve Harun’a, Furkan’ı (gerçekle yalanı ayırdedici özelliği olanı) verdik; korunup sakınanlar için bir ışık ve bir öğüt olarak…
Bağlantılı Ayetler: 2/53 3/4 2/257 5/15 5/16 7/144 7/145 14/5 57/7 57/9
https://www.sadikturkmenmeali.com/enbiya-48/
Bakara 53
HANİ Musa’ya o Kitabı ve Furkan’ı vermiştik… Umulur ki, hidayete erip doğru yolu bulursunuz (diye).
Bağlantılı Ayetler: 3/3 3/4 21/48
https://www.sadikturkmenmeali.com/bakara-53/
Meryem 12
(BÜYÜDÜĞÜNDE): ”Ey Yahya! Kitabı kuvvetlice tut” (dedik). Daha çok gençken ona Hikmeti verdik (problem çözme bilimini öğrettik).
Bağlantılı Ayetler: 6/85 6/89 3/35 3/41 19/2 19/15 21/89 21/90
https://www.sadikturkmenmeali.com/meryem-12/
Zuhruf 63
İSA açık delillerle gelince dedi ki: “Size ‘Hikmet’i getirdim. Size hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını açıklamak için geldim. Allah’tan sakının ve bana uyun!
Bağlantılı Ayetler: 3/48 3/55
https://www.sadikturkmenmeali.com/zuhruf-63/
Bakara 129
“Rabbimiz! İçlerinden onlara bir elçi gönder; onlara ayetlerini okusun, onları Kitap ve Hikmet / Bilim ile (eğitim öğretime tabi tutarak) onları geliştirsin ve onları[n başlarına gelebilecek] her türlü kötülüğe karşı uyarsın. Şüphesiz Sen mutlak güç sahibisin, doğru hüküm / isâbetli karar verensin.”
Bağlantılı Ayetler: 2/151 3/164 62/2
https://www.sadikturkmenmeali.com/bakara-129/
Bakara 151
Size kendi içinizden bir Rasûl gönderdi; size ayetlerini okuyor, sizi (başınıza gelebilecek) her türlü kötülüğe karşı uyarıyor, ve sizi; Kitap ve Hikmet ile (problem çözme bilimi ve bilimsel gerçeklerle), bilmediklerinizi öğreterek geliştiriyor.
Bağlantılı Ayetler: 2/129 3/164 62/2
https://www.sadikturkmenmeali.com/bakara-151/
HZ. MUHAMMED SAV.’E DE AYNI ŞEKİLDE KİTAP VE HİKMET’İ İNDİRDİK, BUYURUR!
Nisa 113
(EY MUHAMMED!) Hani; Allah’ın sana lütuf ve merhameti sayesinde onlardan bir grubun seni saptırma / yolundan çevirme / vaz geçirme girişimine izin vermedin. Halbuki onlar ancak kendilerini saptırırlar sana hiçbir zarar veremezler. Allah sana kitabı (Kur’an’ı) ve Hikmet’i (insanlara faydalı olan çözüm önerilerini) indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah’ın sana lütfu çok büyüktür.
Bağlantılı Ayetler: 2/269 5/105 17/73 17/74