(Bir de) Yahudi mezhebi mensupları ve Hristiyan mezhebi mensupları; “Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler. De ki: “Öyleyse (Allah) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Kesinlikle siz de onun yarattıklarından bir insansınız / beşersiniz.”[1] (Allah) dilediğini (hak eden suçsuz kimseleri) bağışlar, dilediğine (hak eden suçlu kimselere de) azap eder. Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümrânlığı Allah’ındır. Dönüş de ancak O’nun katınadır.
______________________
[1] Kur’an’da yer alan “Beşer” ve “İnsan” kavramları her ne kadar eş anlamlı gibi görünseler de ilgili ayetler incelendiğinde farklı bağlamlarda kullanıldıkları göze çarpar. Kavramlar arasındaki ortak nokta ise ikisinin de aynı varlığı ifade etmeleridir.
Rabbimiz, “kurumuş, yıllanıp kokuşmuş kara balçıktan” yarattığını ifade ettiği Adem için birbirini takip eden ayetlerde hem “insan” hem de “beşer” kavramlarını kullanıyor. Bu da Adem’in ve onun türünün yaratılış itibariyle bu iki vasfı taşıdığını gösterir. Bu vasıflar arasındaki farkın ne olduğunu da ilgili diğer ayetlerden öğreniyoruz.
a) Beşer
Kur’an, insan türüyle ilgili fizyolojik yapısı bağlamında bir şey söyleyeceği zaman “beşer” kavramını kullanmaktadır. Örneğin Yusuf’un (a.s) güzelliği karşısında ellerini kesen kadınlar onun bir “beşer” olamayacağını söylüyorlardı. (12/31) İnsanüstü bir varlık olduğuna gönderme yapıyorlardı da diyebiliriz.
Allah’ın elçileri de gönderildikleri toplumlarda “yeme-içme” gibi fizyolojik bazı özelliklerinden dolayı dışlanmışlardır. Zira toplumlar kendileri gibi etten kemikten bir beşer değil, bir melek talep ediyorlardı. İlgili bazı ayetler (23/33-34), (17/95-96).
Ölümlü bir varlık olarak yaratılmış olmamız da biyolojik yapımızla ilişkilidir. Rabbimiz bu gerçeği ifade ederken “beşer” kavramını kullanmaktadır (21/34).
b) İnsan
“İnsan” kavramının geçtiği ayetlerde insan türünün sosyal bir varlık olması özelliğinden bahsedilmektedir. Mesela, Rabbimiz insana öğrettiği şeylerden bahsederken bu kavramı kullanmaktadır (96/5), (55/3-4).
İnsanın özgür iradesiyle ortaya koyduğu davranışlarla ilgili de bu kavram kullanılır (103/2-3), (96/6-7).
Ayetlerde “sorumluluk ve imtihan” söz konusu olduğunda yine “insan” kavramı devreye girmektedir (33/72), (76/2).
İnsanın ahiretteki durumuyla ilgili ayetlerde de bu kavram kullanılır (79/34-35), (75/10), (89/23).
Sonuç olarak, ayetlerde “beşer” kavramı, insanın etten kemikten bir varlık olması bağlamında kullanılırken; “insan” kavramı irade ve sorumluluk sahibi sosyal bir varlık olması bağlamında karşımıza çıkmaktadır. Fakat başta ifade ettiğimiz gibi beşer de insan da farklı iki varlığın değil; aynı varlığın iki ayrı vasfıdır / özelliğidir.
YAHUDİLİK ~ Musa as.’ın arkasından gidenlerin dini değil, gitmeyenlerin dinidir.
HRİSTİYANLIK ~ İsa as.’ın arkasından gidenlerin dini değil, gitmeyenlerin dinidir.
SÜNNİLİK-ŞİİLİK ~ Muhammed as.’ın arkasından gidenlerin inancı değil, İslam adına sonraları oluşturulan bir inançtır. Allah’a ve Rasûlüne rağmen oluşturulmuş ve gerçekte onların DİNİ / YAŞAM BİÇİMİ olmuştur.
Alternatif Anlatımlar
Kısa ve Öz Anlatım
5/18 ayetinde «(Bir de) Yahudi mezhebi mensupları ve Hristiyan mezhebi mensupları; “Biz» ifadesi öne çıkar. Ayetin dile getirdiği durum ahde bağlılık, helal-haram sınırları ve adalet bağlamında ele alınabilir. Metinde belirtilen muhatap, eylem ve sınırlar birlikte değerlendirilmelidir.
Açıklayıcı Anlatım
Bu ayetin başlangıcındaki «(Bir de) Yahudi mezhebi mensupları ve Hristiyan mezhebi mensupları; “Biz» sözleri, ahde bağlılık, helal-haram sınırları ve adalet çerçevesinde dikkatle okunmalıdır. Sözleşme ve sorumluluk ilişkisini ayetin kendi ifadesi üzerinden okumak. Özellikle ayette bildirilen durum ile okurun kendi varsayımları birbirinden ayrılmalıdır. Böylece metnin belirttiği sorumluluk veya bilgilendirme, ayette bulunmayan ayrıntılar eklenmeden anlaşılabilir.
Detaylı Anlatım
5. surenin 18. ayetinde yer alan «(Bir de) Yahudi mezhebi mensupları ve Hristiyan mezhebi mensupları; “Biz» ifadesi, ahde bağlılık, helal-haram sınırları ve adalet konularıyla ilişkili bir okuma imkânı sunar. İlk olarak cümlenin kime seslendiği, neyi bildirdiği ve varsa hangi şartları ortaya koyduğu belirlenmelidir. Sözleşme ve sorumluluk ilişkisini ayetin kendi ifadesi üzerinden okumak. Ayetin öncesi ve sonrasındaki ifadeler, kullanılan kelimelerin hangi bağlamda söylendiğini anlamaya yardımcı olur. Bununla birlikte surenin genel teması, her ayetin aynı hükmü içerdiği anlamına gelmez. Bu sebeple anlatımda doğrudan ayetten çıkan anlam ile daha geniş yorum birbirinden ayrılmalı; metinde açıkça bulunmayan sonuçlar kesin hüküm gibi sunulmamalıdır.