Kur'an'ın Keşif Atlası

Enam 101

GÖKLERİ ve yeryüzünü, bir örnek olmaksızın yoktan var edendir! O’nun nasıl çocuğu olabilir ki?[1] O’nun bir eşi de yoktur. Herşeyi O yaratmıştır. O, herşeyi bilendir.

__________ ________
[1] İhlas 3: “O, baba değildir ve evlât da değildir!”

Dünyanın yaratılışı ile ilgili muhteşem bir TRT Belgeseli, izlemenizi tavsiye ederim.

Enam 102

İşte Rabbiniz Allah budur! O’ndan başka İlâh yoktur. Herşeyin yaratıcısıdır. Öyleyse O’na kulluk edin. Ve O, herşeyin üzerine vekildir.

Enam 103

Gözler O’nu idrak edemez; halbuki O, gözleri idrak eder/görür. O latiftir, herşeyi haber alandır.

Enam 104

DOĞRUSU size, Rabbinizden basiretler (anlama ve kavrama araçları) gelmiştir! Artık kim görürse, yararı kendisinedir. Kim de (gerçeği görmekten kaçınırsa) körelirse kendi aleyhinedir. Ve: “Ben sizin bekçiniz / koruyucunuz değilim” (de).

Enam 105

İşte böylece ayetleri çok farklı yönlerden / pencereden / bakış açılardan ele alarak açıklıyoruz. Ki sana (onlara ayetleri okurken bu yüzden): “Sen bunların dersini almışsın / dersine iyi çalışmışsın” diyorlar. Oysa Biz öğrenmek isteyen bir toplum için herkesin anlayacağı şekilde ayrıntılı olarak açıklıyoruz!

Enam 106

Rabbinden sana vahyedilene uy (gereğini yerine getir!) O’ndan başka İlâh yoktur. Ortak koşanlardan yüz çevir!

Enam 107

Eğer Allah dileseydi;[1] onlar[a seçme özgürlüğü vermeseydi] ortak koşamazlardı.[*] Biz seni onların üzerine muhafız / bekçi kılmadık. Ve sen onlar üzerine bir vekil / gözetleyici de değilsin.

______________________
[1] [*] Allah onlara secme özgürlüğü vermeyip te onları zorlasaydı.

Enam 108

SİZ onların, Allah’tan başka yalvardıklarına kötü söz söylemeyin ki; onlar da bilmeden, saldırganlıkla Allah’a kötü söz söylemiş olmasınlar! İşte öylece her topluma yaptıkları işler süslü görünüyor. Sonra, dönüşleri Rablerinin huzurunadır. O da onlara yapmış oldukları şeyleri bir bir haber verir.

Enam 109

YEMİNLERİNİN olanca gücü ile; ‘eğer kendilerine bir mucize gelirse, ona mutlaka inanacaklarına’ dair Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler yalnız Allah katındandır.” Hem siz, farkında değil misiniz? Onlara (mucize) gelse, yine de ona inanmıyorlar.

Enam 110

Onlar gönüllerini / kalplerini (duygusal zekâlarını işletmiyorlar) ve gözlerini açmıyorlar (düşünerek bakmıyorlar); önyargılı / dogmatik oluyarlar (körükörüne inanıyorlar). Tıpkı ilk defa ona (Kur’an’a) inanmadıkları gibi onları bırakırız azgınlıkları içinde bocalayıp dururlar!

Enam 111

GERÇEK ŞU Kİ, Biz onlara melekler indirseydik; ölüler de kendileriyle konuşsaydı ve her şeyi toplayıp onların karşılarına getirseydik, yine de fanatik oluyorlar/inanmak istemiyorlar. Bu Allah’ın dilemesi (onlara özgürlük tanıması!) Fakat onların çoğu cahillik ediyorlar.

Enam 112

İşte böylece; her Nebiye insan (görünen) ve cin (görünmeyen varlıklardan) şeytanlar saldırganca[1] düşmanlık yaptılar. Aldatmak için sözün yaldızlısını birbirlerine fısıldarlar. Eğer Rabbin dilemeseydi / özgür irâde vermeseydi bunu yapamazlardı! Artık onları uydurup iftira ettikleri şeylerle başbaşa bırak!

______________________
[1] İnsan ve cin şeytanların Nebilere düşmanlık beslemelerine izin verdik. Veya şeytanların Nebilere ‘karşı güç’ kullanmalarına izin verdik!

Enam 113

Ahirete inanmayan kimselerin gönülleri ona (yalanlara/iftiralara) kanar/meyledip yönelir, ondan razı olup hoşlanırlar ve onlar, yüklendikleri kötülükleri yüklenmeye devam ederler!

Enam 114

114 . DE Kİ: “Allah’tan başka bir hakem mi arayayım? O size kitabı, detaylı/ayrıntılı olarak açıklayıp indirmiş iken!” Kendilerine kitap (Zebur, Tevrat, İncil) verdiğimiz kimseler; şüphesiz onun (Kur’an’ın), gerçekten Rabbinden indirilmiş olduğunu bilirler. O halde, kuşkulananlardan olma!

Enam 115

Rabbinin sözü/kelimeleri doğruluk ve adaletçe tamamlanmıştır. O’nun kelimelerini[n aslını] değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O işitendir, bilendir.

Enam 116

Eğer yeryüzündeki kimselerin çoğunluğunun reyini / oyunu / onaylamasını / kabulünü, gerçeğin tek ölçüsü sayarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna/ispatı olmayan teorilerine uyuyorlar. Ve sadece yalan uydurup saçmalıyorlar!

Enam 117

Şüphesiz senin Rabbin kendi yolundan sapan kimseleri de doğru yolda olanları da en iyi bilendir.

Enam 118

ÖYLEYSE, Allah’ın helal kıldığı şeylerden yiyin, eğer O’nun ayetlerine inananlar iseniz!

Enam 119

Size ne oluyor; Allah’ın helal kıldığı şeylerden niçin yemiyorsunuz? O, size haram kıldığı şeyleri açıklamıştır. Çaresiz kalarak kendisini yemek zorunda kaldıklarınız hariç! Şüphesiz, birçokları bilgisizce arzularına uyarak sapıyorlar. Şüphesiz Rabbin, sınırı aşanları en iyi bilendir.

Enam 120

Günahın açığını da gizlisini de bırakın! Günah kazanan kimseler, yüklenmiş oldukları günahlarıyla cezalandırılacaklardır.

Enam 121

Allah’ın haram kıldığı şeylerden yemeyiniz; çünkü o, yoldan sapmaktır. Doğrusu şeytanlar kendi dostlarına, sizinle mücadele etmeleri için fısıldarlar! Eğer onlara uyarsanız şüphesiz siz de müşriklerden olursunuz!

Enam 122

KALBİ DURMUŞKEN dirilmesine izin verdiğimiz ve hareket edebilmesi için kendisine; insanlar içinde güç kuvvet verdiğimiz kimsenin durumu, karanlıklar (morg ya da mezar) içinde kalıp, oradan hiç çıkamayan kimsenin durumu gibi olur mu? Fakat kâfirlere yapmış oldukları şeyler güzel görünüyor.

Enam 123

Böylece (helak edilen) her kentin ileri gelenleri, oranın suçluları oldular, orada hile yaptılar! Oysa onlar, kendilerinden başkasına hile yapamadılar, ama farkında değiller!

Enam 124

Onlara bir ayet geldiği zaman, dediler ki: “Kesinlikle inanmayacağız; Allah’ın elçilerine verilen şeyin benzeri, bize de verilmedikçe!” Allah risâletini / elçiliğini kime vereceğini daha iyi bilir! Allah katında, suç işleyen kişilere bir alçalma ve hile yapmış olmaları yüzünden, şiddetli bir azap isabet edecektir.

Enam 125

Allah; kim doğru yola gitmek / gelmek isterse onun gönlünü Allah’a teslimiyete / İslâm’a açar. Kim de sapıklığı dilerse / isterse / tercih ederse onun gönlünü tıkanık, dar kılar; sanki gökyüzüne yükseliyormuş gibi![1] Allah işte böylece gerçeklere inanmayan kimselerin üzerine pisliği çökertir!

______________________
[1] Tıp dilinde, dağ hastalığına işarettir. Yükseklik arttıkça basınç azalır ve kalbi sıkışır, burun kanaması görülür.

Enam 126

Rabbinin dosdoğru yolu, işte budur! Biz ayetleri öğüt alan bir toplum için geniş geniş ayrıntılı olarak açıkladık.

Enam 127

Rableri katında esenlik yurdu onlarındır. Yapmış olduklarından dolayı onların dostu O’dur.

Enam 128

(ALLAH) onların hepsini bir araya topladığı gün: “Ey cin topluluğu! Muhakkak siz insanlarla çok uğraştınız” diyecek. İnsanlardan onları dostlar / evliyâ edinenler derler ki: “Rabbimiz! Birbirimizden yararlandık ve Senin bize verdiğin sürenin sonuna ulaştık.” Allah buyurur ki: “Son durağınız ateştir, orada sonsuz kalıcısınız; Allah’ın dileyip (ufak tefek günahlarını) affettikleri hariç!” Şüphesiz Rabbin bilir / bilen ve doğru hüküm / karar verendir.

Enam 129

Zalimler ister kendi halkına ister başkalarına zulmetsin; yaptıkları haksızlıklar yüzünden Allah onları birbirine düşürür. Daha güçlü olanı diğerine musallat eder, böylece zulmedenler yaptıklarının karşılığını birbirlerine tattırır. Sonunda biri diğerine üstün gelse bile her iki taraf da işlediği zulmün acısını yaşayarak bedelini öder.[*]

________________

[*] Bu ifade, ilahi adaletin dünyadaki işleyişine dikkat çeker. Zulüm sadece bireysel bir günah değil, toplumsal bir bozulma sebebidir. Bir topluluk gücü eline geçirip başkalarına haksızlık yaptığında bu durum sonsuza kadar sürmez; çünkü zulüm kendi içinde bir yıkım tohumu taşır. Zalim, ilk bakışta güçlü görünse bile yaptığı haksızlıklar onu yeni çatışmaların içine sürükler.

Burada dikkat çeken nokta, cezanın çoğu zaman dışarıdan değil içeriden gelmesidir. Zulmeden topluluklar ya kendi içlerinde bölünür ya da kendileri gibi zalim olan başka güçlerle karşı karşıya gelir. Böylece zulüm bir zincirleme reaksiyon gibi zalimleri birbirine kırdırır. Bu, ilahi adaletin sadece ahirete bırakılmadığını; dünyada da ibret olacak şekilde tecelli edebileceğini gösterir.

Mesajın özü şudur: Zulüm kısa vadede kazanç gibi görünse bile uzun vadede sahibini tüketir. Güçle ayakta duran adaletsizlik yine güç çatışmasıyla çöker. Sonunda kazanan gibi görünen bile aslında kaybetmiştir; çünkü zulümle elde edilen hiçbir üstünlük kalıcı değildir ve herkes yaptığının karşılığını mutlaka tadar.

Enam 130

“EY CİN ve insan topluluğu! Size içinizden ayetlerimi anlatan ve bugünle karşılaşacağınıza dair, sizi uyaran elçiler gelmedi mi?” “Kendi aleyhimize şahidiz” dediler. Dünya hayatında aldandılar. Ve kendilerinin inkârcılar olduklarına, kendileri aleyhinde şahitlik ettiler.

Enam 131

Bu böyledir. Çünkü Rabbin, halk gerçeklerden habersiz iken, ülkeleri zulmederek helak edici değildir.

Enam 132

Her birinin yaptıklarına göre dereceleri vardır. Rabbin, onların yaptıklarından habersiz değildir!

Enam 133

Rabbin zengindir / herşeyden müstağnidir, rahmet sahibidir. Dilerse sizi götürür, sizden sonra yerinize dilediği kimseleri getirir; sizi de başka bir halkın soyundan var ettiği gibi!

Enam 134

Size söz verilen muhakkak gelecektir. Siz kesinlikle (Allah’ı) güçsüz bırakamazsınız!

Enam 135

De ki: “Ey halkım! Bütün imkânlarınızla yapacağınızı yapın, şüphesiz ben de yapıyorum; yakında bileceksiniz dünya yurdunun sonu kime aitmiş! Gerçekten zalimler (dünyada asla) huzur bulamazlar.”

Enam 136

ONLAR, Allah’ın yarattığı ekinden ve hayvanlardan, Allah’a bir pay ayırdılar ve zanlarınca: “Bu Allah’a, bu da ortaklarımıza!..” dediler. Ortakları için ayrılan Allah’a ulaşmıyor. Fakat Allah için denilenlerle ortaklarının malını çoğaltıyorlar. Ne kötü / isâbetsiz hüküm / karar veriyorlar!..

Enam 137

Yine bunun gibi onların ortakları müşriklerden birçoğuna çocuklarını öldürmeyi[1] süslü gösterdi. Kendilerini mahvetmeye ve inançlarını karmakarışık etmeye yol açtı. Allah dileseydi/onları hür bırakmasaydı, bunu yapamazlardı. Öyleyse onları uydurduklarıyla baş başa bırak!

______________________
[1] Bugün dünya toplumlarında sadece kız çocukları değil, daha anne karnında erkek ya da kız çocuklar farketmez kürtaj yapılarak katledilmektedir. “Yine bunun gibi onların ortakları müşriklerden birçoğuna, çocuklarını öldürmeyi/katletmeyi süslü gösterdi.” Ayette geçen katletme meselesine dikkatlerinizi çekmek isterim. Burada geçen katle’yi öldürme olarak verdik, ancak bilindiği üzere öldürmek (canını almak) olarak okunmamalı sadece?! Özellikle kız çocuklarına değer vermemek ve Tekvir 8’de geçtiği üzere diri diri toprağa gömmeyi: Kız çocuklarını istemediği kişilerle evlendirmek, okutmamak, mirastan mahrum etmek, erkek evlâttan aşağı seviyede görmek/tutmak, toplumdan dışlamak vb noktaları da ele aldığımızda diri diri toprağa gömmek gibidir, şeklinde okuyabiliriz!..

Enam 138

Zanlarınca dediler ki: “Bunlar dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir. Bizim dilediğimizden başkası onları yiyemez. Şunların da, sırtları(na binilmesi, yük vurulması) haram kılınmıştır.” Bir kısım hayvanları putları adına keserlerdi, O’na (Allah’a) iftira ederek (bunu yaparlardı). O, onları iftira ettikleri şeylerle cezalandıracaktır.

Enam 139

Dediler ki: ”Bu hayvanların karınlarında olanlar yalnızca erkeklerimize aittir kadınlarımıza haramdır! Eğer (yavru) ölü doğarsa o zaman hepsi onda ortaktırlar.” Bu nitelemelerinden (dolayı) Allah onları cezalandıracaktır. Şüphesiz O; bilir / bilen ve doğru hüküm / isâbetli karar verendir.

Enam 140

Bilgisizlik yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği şeyleri, Allah’a iftira ederek haram kılanlar zarar etmişlerdir. Gerçekten şaşırıp sapmışlardır. Ve onlar, hidayet yolunu/doğru yolu bulamamışlardır.

Enam 141

ÇARDAKLI ve çardaksız bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmayı ve ekini, zeytini ve narı -birbirine benzer ve benzemez şekilde- var eden O’dur. Her biri meyvesini verdiği zaman meyvesinden yiyin, hasat günü de (ihtiyaç sahiplerine yedirerek) hakkını verin. Savurganlık etmeyin. Çünkü O savurganları sevmez.

Enam 142

Hayvanlardan da yük taşıyanı ve sırtından/yününden istifade edileni, Allah’ın size verdiği rızıktan yiyin, şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, size karşı apaçık saldırgan bir düşmandır.

Enam 143

Sekiz çift (hayvan): Koyundan iki ve keçiden iki… De ki: “(Allah) iki erkeği mi yoksa, iki dişiyi mi haram etti? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunanları mı? Bana bir ilim ile haber verin. Eğer doğrular iseniz!..”

Enam 144

Deveden iki, sığırdan iki… De ki: “İki erkeği mi haram kıldı yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunanları mı? Yoksa siz, Allah size böyle nasihat ettiğinde şahitler mi oldunuz?” Allah’a karşı yalan uyduran kimseden daha hain kimdir? Bir bilgiye dayanmaksızın insanları saptırmak için!.. Şüphesiz Allah; hainler topluluğuna hidayeti/doğru yolu/huzuru vermez.

Enam 145

DE Kİ: “Bana vahyolunanın içinde yiyen bir kimseye haram edilmiş bir şey bulamıyorum; ancak ölü (leş), akıtılmış kan, domuz eti -ki o gerçekten (insanlar için sayısız zararları olan) bir pisliktir-[1] veya Allah’tan başkası adına / şerefine / onuruna günahkârca boğazlanmış / kesilmiş olan dışında?!” Ancak kim çaresiz kalıp da aç gözlüce saldırmamak ve sınırı aşmamak üzere yemek zorunda kalırsa şüphesiz Rabbin; çok bağışlayandır, esirgeyendir.

______________________
[1] Burada dikkat edilmesi gereken, domuzun pislik olduğuna değil onun pislik yiyen bir hayvan olduğundan dolayı etinin pislik olduğuna vurgu vardır. Yoksa Allah’ın yarattığı her bir yaratığın illâ ki doğada bir faydası, doğaya bir katkısı vardır, işte bu karıştırılıyor?! Aradaki bu farkı görelim…

Enam 146

Yahudilere tırnaklı bütün hayvanları haram kıldık. Sığır ve koyunun iç yağlarını da onlara haram ettik; sırtlarının veya bağırsaklarının taşıdığı yağlar ile, kemikle karışmış yağlar dışında! İşte onları; haddi aşmaları ve saldırganlıkları yüzünden böyle cezalandırdık. Şüphesiz Biz doğru söyleyenleriz.

______________________
YAHUDİLİK ~ Musa as.’ın arkasından gidenlerin dini değil, gitmeyenlerin dinidir.

HRİSTİYANLIK ~ İsa as.’ın arkasından gidenlerin dini değil, gitmeyenlerin dinidir.

SÜNNİLİK-ŞİİLİK ~ Muhammed as.’ın arkasından gidenlerin inancı değil, İslam adına sonraları oluşturulan bir inançtır. Allah’a ve Rasûlüne rağmen oluşturulmuş ve gerçekte onların DİNİ / YAŞAM BİÇİMİ olmuştur.

Enam 147

Eğer seni yalanladılarsa, de ki: “Rabbiniz geniş rahmet sahibidir ve O’nun baskını, suçlu günahkar toplumdan geri çevrilmez!”

Enam 148

ORTAK KOŞAN KİMSELER diyecekler ki: “Allah (bizi mümin) yapsaydı; ne biz, ne de babalarımız ortak koşmazdık! Hiçbir şeyi de haram yapmazdık!” Onlardan önce yalanlayan kimseler de böyle demişlerdi, sonunda da azabımızı tatmışlardı. De ki: “Yanınızda bize çıkarıp (göstereceğiniz) bir bilgi var mı? Siz sadece zanna uyuyorsunuz ve sadece tahmin yürüterek saçmalıyorsunuz.”

Enam 149

De ki: “Üstün ve kesin kanıt Allah’ındır. O dileseydi (size özgür irâde vermeseydi), hepinizi zorunlu olarak doğru yola iletirdi.”

Enam 150

De ki: “Bunu Allah haram etti diye, şahitlik edecek şahitleriniz var mı!” Eğer şahitlik ederlerse, sen onlarla birlikte şahitlik etme! Ayetlerimizi yalanlayan ve ahirete inanmayan kimselerin hatalı görüşlerine uyma! Onlar Rablerine eş tutuyorlar!