Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla.

Meariç 1

İSTEYEN BİRİ, olacak azabı istedi.

Meariç 2

İnkârcılar içindir, onu önleyecek yoktur.

Meariç 3

Yükselme derecelerinin sahibi Allah katındandır.

Meariç 4

MELEKLER ve Ruh, O’nun huzuruna miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler!

Meariç 6

Çünkü onlar onu uzak görürler.

Meariç 8

O GÜN gökyüzü erimiş maden gibi olur!

Meariç 9

Dağlar da atılmış yün gibi olur!

Meariç 10

Hiçbir yakın dost, bir yakın dosta hâlini soramaz.

Meariç 11

Birbirlerine gösterildikleri hâlde! Suçlu, o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister; oğullarını,

Meariç 13

Ve kendisini barındıran soyunu sopunu/akrabalarını.

Meariç 14

Yeryüzündekilerin hepsini verse de, kendisini kurtarsa…

Meariç 15

Hayır hayır! Doğrusu o, alevlenen/yalın bir ateştir;

Meariç 17

sırt çevirip tersine gideni kendisine çağırır.

Meariç 18

Ve (servet) biriktirerek (ekonomiye kazandırmayıp) stok yapanları!

Meariç 19

GERÇEK ŞU Kİ, insan; pek hırslı ve aç gözlü!

Meariç 20

Kendisine kötülük dokunduğu zaman, sızlanır.

Meariç 21

Ona iyilik dokunduğu zaman, cimrilik eder!

Meariç 22

Salâtlarında/dinlerinde/ibadetlerinde bilinçli olanlar, böyle değildir/bunun dışındadır!

Meariç 23

Onlar, salâtlarında/dinlerinde/namazlarında[*] süreklidirler.

______________________
[*] Salatı ikâme etmek/Namaz ibadetini eda etmek KUR’AN’DA VAR MI, diyerek acaba inandığını söyleyenler kimi köşeye sıkıştırmaya çalışmaktadırlar?!

Dinde tek ŞARİ/HÜKÜM KOYUCU Allah’tır!

Allah Kitabında Namaz ile ilgili detayları açıklamamış, Nebisine mi bırakmış?!

Bu tartışmalara mahâl vermeyecek şekilde Kur’an’da Salat Kavramı, Namaz İbadeti ta ilk Nebi Hz. Adem as.’dan İbrahim as.’a kadar uygulanagelmiş bir ibadet tarzıdır.

Muhammed as. Nebi/Rasûl olarak seçildiğinde de ayetler ile sabittir: «Sonra da sana vahyettik: “Allah’ı birleyerek/hanif olarak İbrahim’in milletine/dinine uy! O, ortak koşanlardan değildi/olmadı!”» (Nahl: 123)

Muhammed Nebi as. cahiliyye toplumunda da asla şirk koşanlardan olmadı. O; Atası İbrahim gibi haniflerdendi. İçinde yaşadığı toplumun içinde de hanif olup Salatı ikâme eden/Namaz ibadetini yerine getiren HANİF/DİNDAR insanlar vardı.

Hatta müşriklerden bazıları da Salatı ikame/Namazı eda ediyorlardı. Ancak Allah; onlar kendisine şirk koşarak inandıkları için ibadetlerini: “Onların kâbe’deki salatları/namazları el çırpmak ve ıslık çalmaktan ibarettir diyerek değersizleştiriyordu. Yani izzeti dergâhında kabul etmediğinin işaretiydi bu anlatımı.

Sonuç itibariyle: Allah, ta Adem’den Muhammed as.’a kadar uygulanagelen SALAT/NAMAZ EMRİNİ ne diye detaylıca anlatsındı?!

Ayrıca Kâbe, Allah’ın emriyle İbrahim as. tarafından yeniden ortaya çıkarılıp inşa edilmişti. Muhammed as. zamanında da bütün dünyadan Müslümanlar Hac ve Umre için geliyorlardı. Orada Nebi Muhammed as.’ı ve Arkadaşlarının SALATINI/NAMAZINI eda edişlerini bizzat uygulamalı olarak görüp geldikleri bölgelere fiili olarak gösterip öğretiyorlardı.

Lütfen bu konuyu bir tefekkür edin, düşünün olur mu?!

Meariç 24

Mallarında, belirli bir hak vardır,

Meariç 25

hem isteyen ve hem de yoksun/mahrum bırakılanlar için.

Meariç 26

Onlar din/hesap gününü tasdik ederler.

Meariç 27

Onlar Rablerinin azabından korkarlar.

Meariç 28

Çünkü Rablerinin azabından emin olunamaz.

Meariç 29

Onlar edep yerlerini/iffetlerini koruyanlardır.

Meariç 30

Ancak eşleri yahut yönetimlerine/hizmetlerine verilen malik/sahip olup hakimiyetleri altında olanlarla[*] suç (haram) olmayan birliktelikler (noter ve şahitler huzurunda yapılan sözleşmeli evlilikler)[2] başka! Çünkü onlar bundan dolayı kınanmazlar/sorumlu tutulmazlar.

______________________
[2] Nedir bu haram olmayan birliktelikler/evlilikler?! Bir savaş sonrası esir düşen erkek köle ve kadın köle. Kadın köleye cariye denilmiştir. Bu İslâm/Kur’an öncesi bir nitelemedir ve Kur’an ile bu anlayış yıkılmıştır. İslâm’da hiçbir şekilde kölelik yoktur. Ayrıca aşağıda YILDIZLI dipnotu da okumanızı öneririm. Savaş durumunda erkeklerin zayi olup, kadınların nüfusa göre oranlarının aşırı şekilde fazla olması ve bu yüzden maddi-manevi ihtiyaçlarını evlilik ile/meşru yoldan sağlayamamaları durumunda, -kadınların fuhşiyata sapmalarının önlenebilmesi için- yasal düzenleme ile; evli olanların birden fazla eş almalarına (geçici bir süre, yani; denge sağlanıncaya kadar) izin verilebilir. Aynı şekilde, durumu iyi olan bekâr erkeklere de yasa çıkarılabilinir. Bunu her ülkenin hukuk düzeni ayarlar, şahısların isteğine bırakılamaz. İslâm’da kişinin keyfine göre çok evlilik yoktur. Allah tek eşliliği önermektedir.

[*] ma مَا
meleket مَلَكَتْ
eymanuhum أَيْمَانُهُمْ

Sağ elinizin sahip olduğu ya da oldukları Kur’an’da ‘sağ’ genelde ‘güç kuvvet’ anlamında kullanılır: İslâm öncesi bir uygulama olan kölelik (esir erkek) ve cariyeliğin (esir kadın) İslâm’da/Kur’an’da yeri yoktur.

O gün yürürlükte olan bir uygulama olduğu için Kur’an’da bu konulara da; ‘ma meleket eymanuhum’ veya ‘eymanuhunne’ olarak gelen kelimeler sağ elinizin sahip oldukları olarak değinilmiştir.

Geçmişte ve bugün de bilindiği üzere kadın esirler Cariye olarak adlandırılmıştır.

Oysa Kur’an’da CARİYE kelimesi kullanılmaktadır, hem de CRY kökünden farklı gelişte tam 64 yerde geçmektedir ve esir köle kadınlarla (cariyelikle) hiçbir ilgisi yoktur.

TERİMLER başlığında CARİYE başlığı adı altında bu konuya değinilmiştir. Tekrar etmekte fayda var: Esir alınan erkek kişiye köle, kadın ise cariye diye adlandırılmıştır.

Muhammed as.’a gelen Kur’an/İslâm ile esir kadın ve erkeklerin bir vesile ile (bedelleri ödenerek veya Müslümanlarla evlendirilerek özgürleştirilmeleri ve serbest bırakılmaları sağlanmıştır.

Bugün ise savaş olmayan bölgelerde bu mesele şöyle yorumlanabilir: Mâlık/hak sahibi oldukları/hakimiyetleri altında olanlardan kasıt; ülkelerine bir vesile ile çalışmaya gelmiş, iş yerlerinde/fabrikalarında çalışan vatandaş olmayan kadın ya da kadınlar olabilir, diye düşünüyoruz. En doğrusunu Allah bilir.

Bu kişiler diğer çalışan vatandaş olan erkek ya da kadınlarla evlendirilebilirler. Bir başka deyimle; savaş ortamında Müslümanların tarafına bir şekilde geçmiş kadınlar da olabilir veya Ülkelerine çalışmaya gelmiş olanlar da olabilir.

Son söz olarak: Savaşta veya barışta fark etmez; özel veya resmi evlilik sözleşmeleri olmadıkça yani nikâh yapılmadıkça hiçbir kimse kadınlara dokunamaz yani cinsi münasebette bulunamaz, Allah bunu yasaklamıştır, haram kılmıştır; yapan zina etmiş olur.

Meariç 31

Ama kim bunun ötesini isterse, işte onlar haddi aşanlardır.

Meariç 32

Onlar emanetlerini ve sözleşmelerini gözetenlerdir!

Meariç 33

Onlar şahitliklerinde dürüsttürler.

Meariç 34

Onlar, (salatlarına/dinlerine zıt iş yapmayarak) salatlarını/dinlerini koruyanlardır.

Meariç 35

İşte onlar, cennetlerde ikram görenlerdir!

Meariç 36

ŞİMDİ inkârcılara ne oluyor ki? Önünde şaşkın şaşkın koşuşuyorlar;

Meariç 38

Onlardan her biri nimet cennetine sokulacağını mı umuyor?

Meariç 39

Hayır, asla! Biz onları, bildikleri şeyden yarattık.

_____________________
ADEM AS.’IN YARATILIŞI İLE İLGİLİ AYETLER LİNKİ;

Yukarıdaki ayette şöyle bir parantez koymuştuk: (Allah ilk/sıfır yaratılışın devamı olarak bugün) diye. Biz parantezleri konuyla ilgili Kur’an Bütünlüğünde geçen ayetlerden alıp koyduk ki; İlköğretim, Ortaöğrenim ve Lise Seviyesindeki kardeşlerimiz konuyla ilgili bağlantıyı daha rahat kurabilsinsinler. Aynı zamanda Kur’an Kültürüyle henüz yeni tanışan bütün insanları düşünerek koyduk. Zaten Mealimiz: KELİME KELİME, MOTOMOT yani bir Çeviri/Meal değil biliyorsunuz, nedir peki: KUR’AN’IN KUR’ANCA ANLAM OKUYUŞU diye sunduk bu yüzden. 

Bkz. Bakara 2/30; İsa’nın Yaratılışta durumu Adem’n durumu gibidir olarak gelen Ayeti Al-i İmran 59Araf 7/189Müminûn 23/1225/Furkân 5432/Secde 735/Fâtır 1137/Saffât 1138/Sâd 7138/Sâd 7240/Mü’min 6753/Necm 32.

Meariç 40

DOĞULARIN ve batıların Rabbine yemin olsun ki, Biz elbette güç yetirenleriz;

Meariç 41

onların yerine kendilerinden daha iyilerini getirmeye! Üstelik Bize engel olabilecek (güçleri) de yok.

Meariç 42

O halde bırak onları dalsınlar ve oynayadursunlar vadolunan günlerine kavuşuncaya dek…

Meariç 43

O gün onlar, hızlı hızlı kabirlerinden çıkarlar; sanki dikili hedeflere doğru koşuyorlar gibi!

Meariç 44

Gözleri düşüktür/baygındır, kendilerini bir zillet kaplamıştır! İşte, kendilerine söz verilen gün, bugündür!