Kur'an'ın Keşif Atlası

İnsan 1

DAHA kendisi anılmaya değer bir şey, bir varlık; henüz ortada adı sanı yok iken, yani bebek bile denilemez bir hâlde değilken insanın üzerinden[1] uzunca bir evre, aşama, süre geçmedi mi?

______________________
[1] Bu ayette (Allah daha iyi ve en doğrusunu bilir, bizim bu ayetten anladığımız ise); insanı yaratmadan önceki durumundan ve ana rahmine düştükten sonraki hâlinden bahsedilir. Bu ayeti ilk / sıfır yaratılış öncesi henüz adı sanı dahi bilinmezken, yahut İNSAN olarak anılıp tanınmadan önceki hâli, şeklinde de okuyabiliriz. Veyahut ana rahminde ölü iken, bir çiğnem et ve daha sonra da o bir çiğnem eti kemiklere dönüştürerek, son oarak ta kısa bir süre zarfında (o insan için yaratıan ruh bedenine yüklenilerek) hayat verdiğimiz insanı çok farklı aşamalardan geçirdik, diye de anlamak mümkün.

Bugün Tıp Bilimi bir çoğucun ana rahminde canlanmasını şöyle izah eder:

Evet, anne karnındaki bebek 7. haftadan itibaren hareket etmeye başlar ancak henüz oldukça küçük olduğu için bu hareketlerin anne tarafından hissedilmesi mümkün değildir. Annenin bebeğin hareketlerini hissetmesi için henüz hamileliğin çok erken bir dönemindir. Bebeğin hissedilmesi 16. haftayı bulmaktadır.

Bir bebek, anne karnında nasıl oluşur?

Bir damla sudan nutfe’ye, nutfeden bebeğin oluşum sürecine kadar olan zaman diliminin muhteşem bir animasyon video çalışması.

Bu 3 videoyu da izlemenizi tavsiye ederiz.

İnsanın / Bebeğin oluşumu ve Anne karnından hafta hafta Bebeğin gelişimi.

Allah insanı çamurdan yarattı ne demek?! İnsana lazım olan bütün herşeyi topraktan çekiyor Allah!

FARKLI BİR YORUM İLE İNSAN 1

DAHA kendisi anılmaya değer bir şey, bir varlık; henüz ortada adı sanı yok iken, yani bebek bile denilemez bir hâlde değilken insanın üzerinden uzunca bir evre, aşama, süre geçmedi mi?[*]

[*] Bu ifade insanın varoluşuna dikkat çeken bir hatırlatmadır. Mesaj şunu söyler: İnsan bugün kendini önemli, güçlü veya bilinç sahibi görse de bir zamanlar adı bile anılmayan, fark edilmeyen bir hâlden geçti. Yani varlığının başlangıcında ortada ne kimliği vardı ne değeri vardı; henüz insan olarak bile anılacak bir durumda değildi.

Burada amaç biyolojik bir bilgi vermekten çok zihinsel bir uyanıştır. İnsana, geçmişindeki yok denecek hâlini hatırlatarak kibri kırmak ve şu gerçeği fark ettirmektir: Varlığın sonradan verilmiştir. Kendi kendine oluşmuş bir varlık değilsin; bir süreçten geçirildin, büyütüldün, şekillendirildin ve bilinç kazandırıldın.

Bu anlatım aynı zamanda sorumluluk doğurur. Çünkü hiç anılmayan bir hâlden bilinçli bir varlığa getirilen insanın, hayatı başıboş yaşayamayacağı vurgulanır. Varlığın verilmişse, anlamı da verilmiştir; bilinç verilmişse, hesap da vardır.

Sonuç olarak ayet insana şunu yalın şekilde söyler: Bir zamanlar yok hükmündeydin, sonra var edildin. Öyleyse kendini merkeze koyma; nereden geldiğini hatırla ve verilen bu hayatı anlamlı yaşa.

İnsan 2

Gerçek şu ki; Biz insanı bir sıvı karışımından yarattık. Özgür iradeleri ile yapacakları şeyler ortaya çıksın diye; kendisini işitir ve görür kıldık.

_____________________
ADEM AS.’IN YARATILIŞI İLE İLGİLİ AYETLER LİNKİ;

Yukarıdaki ayette şöyle bir parantez koymuştuk: (Allah ilk/sıfır yaratılışın devamı olarak bugün) diye. Biz parantezleri konuyla ilgili Kur’an Bütünlüğünde geçen ayetlerden alıp koyduk ki; İlköğretim, Ortaöğrenim ve Lise Seviyesindeki kardeşlerimiz konuyla ilgili bağlantıyı daha rahat kurabilsinsinler. Aynı zamanda Kur’an Kültürüyle henüz yeni tanışan bütün insanları düşünerek koyduk. Zaten Mealimiz: KELİME KELİME, MOTOMOT yani bir Çeviri/Meal değil biliyorsunuz, nedir peki: KUR’AN’IN KUR’ANCA ANLAM OKUYUŞU diye sunduk bu yüzden. 

Bkz. Bakara 2/30; İsa’nın Yaratılışta durumu Adem’n durumu gibidir olarak gelen Ayeti Al-i İmran 59Araf 7/189Müminûn 23/1225/Furkân 5432/Secde 735/Fâtır 1137/Saffât 1138/Sâd 7138/Sâd 7240/Mü’min 6753/Necm 32.

Bir bebek, anne karnında nasıl oluşur?

Bir damla sudan nutfe’ye, nutfeden bebeğin oluşum sürecine kadar olan zaman diliminin muhteşem bir animasyon video çalışması.

Bu 3 videoyu da izlemenizi tavsiye ederiz.

İnsanın / Bebeğin oluşumu ve Anne karnından hafta hafta Bebeğin gelişimi.

Allah insanı çamurdan yarattı ne demek?! İnsana lazım olan bütün herşeyi topraktan çekiyor Allah!

İnsan 3

Şüphesiz Biz ona yolu gösterdik. İster şükredici olsun, ister nankör.

İnsan 4

DOĞRUSU Biz; kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.

İnsan 5

ŞÜPHESİZ iyiler ise, karışımı kâfur (güzel bitki kokuları) olan bir kadehten içerler.

İnsan 6

(Bu,) Allah’ın has kullarının içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır.

İnsan 7

O KULLAR, şiddeti her yere yayılmış olan bir günden korkarak, verdikleri sözü yerine getirirler.

İnsan 8

Onlar kendi canları çekmesine rağmen yemeği; yoksula, yetime ve esire yedirirler:

İnsan 9

“Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz, sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz.”

İnsan 10

“Biz, çetin ve belâlı bir günde Rabbimizden (O’nun azabına uğramaktan) korkarız” (derler).

İnsan 11

İşte bu yüzden Allah, onları o günün fenalığından esirger; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir.

İnsan 12

SABRETMELERİNE karşılık onlara cenneti ve (cennetteki) ipekleri lütfeder.

İnsan 13

Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar; ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk.

İnsan 14

(Cennet ağaçlarının) gölgeleri üzerlerine sarkar; kolayca koparılabilen meyveleri istifadelerine sunulur.

İnsan 15

YANLARINDA gümüşten kaplar ve billûr kupalar dolaştırılır.

İnsan 16

Gümüşten öyle bardak/testi ki, onları istedikleri ölçüde tayin ve takdir etmişlerdir.

İnsan 17

Onlara orada (cennette) bir kâseden içirilir ki, (bu içeceğin) karışımında zencefil vardır.

İnsan 18

(Bu içecek) orada bir çeşme/pınardandır ki adına selsebîl denir.

İnsan 19

Onların (cennetlik kadın kullarımızın) çevrelerinde öyle ölümsüz (yalnızca o cennetlik kadın kullarımızın hizmetinde bulunsunlar için sıfırdan yaratılan) gençler dolaşır ki; onları gördüğünde (vücutları kabuğunda saklı) sedefte gizlenip etrafa saçılıp dağılmış inciler sanırsın.

İnsan 20

Ne yana bakarsan bak, (yığınla) nimet ve büyük bir saltanat görürsün.

İnsan 21

Üzerlerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır, gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirir.

İnsan 22

(Onlara şöyle denir): Bu sizin için bir ödüldür. Sizin gayretiniz karşılığını bulmuştur.

İnsan 23

(EY MUHAMMED, BU) Kur’an’ı sana (Levh-i Mahfuz’daki Kitabın, Kur’an’ın Ana Kaynağı olan Kitap’tan peyderbey) bölümler / kümeler hâlinde Biz indirdik!

İnsan 24

Artık Rabbinin hükmüne/kararına (boyun eğip) sabret; onlardan hiçbir günahkâra, yahut hiçbir nanköre boyun eğme.

İnsan 25

Sabah Vakti ile Güneş doğmadan önce, Akşam Vakti arasında, Sabah Farz Namaz öncesi, Kuşluk Vakti ile Öğle Vaktinde ve İkindi Vaktinde NAFİLE ~Rabbin seni hem dünyada ve hem de ahirette güzel makamlara ulaştırsın diye farz namazlara ek olarak fazladan, ilâveten~ İBADET EDEREK Rabbinin adını an, günlük rutin işlerin dışında Allah için yapılması gereken ne varsa onları yaparak geçir.[*]

_________________
[*] İnsan, günün akışı içinde çoğu zaman hayatın yoğunluğuna kapılır ve fark etmeden Rabbinden uzaklaşabilir. Sabahın sessizliğinden gün batımına kadar geçen zaman dilimi; telaşın, yorgunluğun ve meşguliyetlerin iç içe geçtiği bir yolculuktur. İşte bu yüzden ayet, günün belirli vakitlerini sıradan anlar olarak değil, bilinçli kulluğun durakları olarak hatırlatır. Sabah öncesinin sükûneti, kuşluğun ferahlığı, öğlenin yoğunluğu ve ikindinin yorgunluğu… Her biri insanın ruh hâlinin değiştiği, kalbin savrulmaya açık olduğu anlardır.

Bu hatırlatma, ibadeti yalnızca farzlarla sınırlı görmeyen bir bilinç inşa eder. Farzlar kulluğun temelidir; fakat insanı olgunlaştıran şey, gönüllü yöneliştir. Nafile ibadetler bu yüzden fazladan bir yük değil, kalbi diri tutan bir bağdır. Günün farklı zamanlarında Allah’ı anmak; sadece namaz kılmakla sınırlı olmayan, zikri (ayetlerde geçen emirleri, nehiyleri / yasakları, tavsiyeleri ve verilen bilgileri hatırlamayı), tefekkürü, iyiliği ve Allah rızası için yapılan her davranışı kapsayan bir kulluk hâlidir. Böylece ibadet, belirli vakitlere sıkışan bir ritüel olmaktan çıkar; hayatın tamamına yayılan bir bilinç hâline dönüşür.

Ayetin işaret ettiği asıl derinlik burada ortaya çıkar: Kulluk, zamanın içinde kaybolmamak için kurulmuş ilahî bir denge sistemidir. İnsan gün içinde defalarca Rabbine yönelerek kalbini yeniden merkeze alır. Bu yöneliş, hayatın ritmini Allah merkezli kurmayı öğretir. Çünkü gönüllü ibadetler, insanın Rabbine olan sevgisini ve bağlılığını görünür kılar; kulluğu görev olmaktan çıkarıp bir yakınlık hâline dönüştürür.

Sonuç olarak verilen mesaj şudur: Hayatın merkezine Rabbini yerleştir ve günün akışını O’nu hatırlayarak anlamlandır. Farzlarla yetinmeyip gönüllü ibadetlerle derinleşen bir kulluk, kalbi diri tutar ve insanı hayatta savrulmaktan korur. Rabbine isteyerek yönelen bir kalp, zamanın içinde kaybolmaz; aksine her anını anlamla, bilinçle ve huzurla doldurur.

Bir de bakmışsın ki; Hz. Muhammed sav.’e vadettiği gibi: Rabbin seni hem dünyada ve hem de ahirette güzel makamlara ulaştırmış!

Farz namazlara ek olarak fazladan, ilâveten NAFİLE İBADET EDEREK Rabbine yönel, yönel ki; cennetteki makamın, derecen yüksek ve kutlu olsun.

İnsan 26

Gecenin bir kısmını O’na secde/ibadet ile geçir, gecenin uzun (yatsı ile sabah namazını kapsayan) bölümünde de (gerek Kur’an’ı anladığın dilde okuyarak ve gerekse nafile/fazladan/ilâveten Allah için ibadetler yaparak) O’nu tesbih et.

İnsan 27

ŞU insanlar, çarçabuk geçen dünyayı seviyorlar da önlerindeki çetin bir günü (hesap gününü) ihmal ediyorlar.

İnsan 28

Onları Biz yarattık; onların yaratılışını sapasağlam yaptık. Dilediğimizde (kendilerini imha eder), yerlerine benzerlerıni getiririz/yaratırız.

_____________________
ADEM AS.’IN YARATILIŞI İLE İLGİLİ AYETLER LİNKİ;

Yukarıdaki ayette şöyle bir parantez koymuştuk: (Allah ilk/sıfır yaratılışın devamı olarak bugün) diye. Biz parantezleri konuyla ilgili Kur’an Bütünlüğünde geçen ayetlerden alıp koyduk ki; İlköğretim, Ortaöğrenim ve Lise Seviyesindeki kardeşlerimiz konuyla ilgili bağlantıyı daha rahat kurabilsinsinler. Aynı zamanda Kur’an Kültürüyle henüz yeni tanışan bütün insanları düşünerek koyduk. Zaten Mealimiz: KELİME KELİME, MOTOMOT yani bir Çeviri/Meal değil biliyorsunuz, nedir peki: KUR’AN’IN KUR’ANCA ANLAM OKUYUŞU diye sunduk bu yüzden. 

Bkz. Bakara 2/30; İsa’nın Yaratılışta durumu Adem’n durumu gibidir olarak gelen Ayeti Al-i İmran 59Araf 7/189Müminûn 23/1225/Furkân 5432/Secde 735/Fâtır 1137/Saffât 1138/Sâd 7138/Sâd 7240/Mü’min 6753/Necm 32.

İnsan 29

ŞÜPHESİZ Kİ bu bir öğüttür. Artık (Rabbine yönelmeyi) talep eden / dileyen / isteyen / tercih eden Rabbine varan bir yol tutar.

İnsan 30

Allah dileme özgürlüğü vermeyi dilemeseydi siz zaten bir şey dileyemezdiniz. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.[*]

_________________
[*] Bu ifade, insanın irade sahibi oluşunun bile başlı başına ilahî bir lütuf olduğunu hatırlatır. İnsan kendini bağımsız bir varlık gibi görse de, dileme gücünün kaynağı kendisi değildir. İnsana “istemek” kabiliyeti verilmiş, böylece sorumluluk ve imtihan alanı açılmıştır. Yani insanın seçebilmesi, tercih edebilmesi ve yön belirleyebilmesi başıboş bir yetki değil; verilmiş bir emanettir.

Burada vurgulanan temel hakikat şudur: İnsan dilemesini kullanır ama dileme alanını kuran Allah’tır. Eğer insana irade verilmeseydi, ne iman ne inkâr, ne iyilik ne kötülük anlam kazanırdı. Bu yüzden ayet, özgürlüğü mutlaklaştırmaz; onu ilahî irade içinde konumlandırır. İnsan seçer, fakat seçme imkânının varlığı Allah’ın dilemesine bağlıdır.

Devamındaki “Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir” ifadesi ise bu düzenin rastgele olmadığını gösterir. İnsana verilen özgürlük kontrolsüz bir boşluk değil; ilim ve hikmetle kuşatılmış bir alanıdır. Allah, kimin neyi neden seçtiğini bilir ve her tercihin sonuçları da bu hikmet çerçevesinde şekillenir.

Sonuç olarak bu ayet, insanın ne tamamen zorlanmış ne de tamamen bağımsız olduğunu öğretir. İnsan irade sahibidir ama iradenin kaynağı Allah’tır. Bu denge, hem sorumluluğun temelini oluşturur hem de insanı kibirden korur: Dileyebildiğin için sorumlusun, ama dileme gücünün bile sana ait olmadığını bilmelisin.

İnsan 31

O dileyeni (Rabbinin rahmetini tercih edip rahmetine ulaşmak için bir şeyler yapanı) rahmetinin içine alır / rahmet eder / bağışlar. Zalimlere gelince onlar için çok acıklı bir azap hazırlamıştır.

← Rahmân İNSÂN Talâk →
← Kategoriye Dön
← Arama Sonuçlarına Dön
← Arama Sonuçlarına Dön
📍 Kaldığın Yerden Devam Et