RAHMAN (yarattığı bütün kullarına merhametli) olan Allah;
Rahman
Rahman 1
Rahman 2
Rahman 3
Rahman 4
Rahman 5
Rahman 6
Rahman 7
Rahman 8
Rahman 9
Rahman 10
Rahman 11
Rahman 12
Rahman 13
Rahman 14
Rahman 15
Rahman 16
Rahman 17
Rahman 18
Rahman 19
Rahman 20
Rahman 21
Rahman 22
Rahman 23
Rahman 24
Rahman 25
Rahman 26
Rahman 27
Rahman 28
Rahman 29
Rahman 30
Rahman 31
Rahman 32
Rahman 33
Rahman 34
Rahman 35
Rahman 36
Rahman 37
Rahman 38
Rahman 39
Rahman 40
Rahman 41
Rahman 42
Rahman 43
Rahman 44
Rahman 45
Rahman 46
Rahman 47
Rahman 48
Rahman 49
Rahman 50
Rahman 51
Rahman 52
Rahman 53
Rahman 54
Rahman 55
Rahman 56
Rahman 57
Rahman 58
Rahman 59
Rahman 60
Rahman 61
Rahman 62
Rahman 63
Rahman 64
Rahman 65
Rahman 66
Rahman 67
Rahman 68
Rahman 69
Rahman 70
Rahman 71
Rahman 72
Rahman 73
Rahman 74
Rahman 75
Rahman 76
Rahman 77
Rahman 78
Rahman 2
Kur’an’ı (Kur’an ile bilmediklerinizi) öğretti.
Rahman 4
Ona beyanı öğretti: Anlam kurma, isim verme ve hakikati kavrama gücü; kendisine fıtrî olarak, yaratılışında kodlanılan, yüklenilen bilgi ile nesneleri, cisimleri isimlendirme, adlandırma ve onları anlamlandırma kabiliyeti verdi.[*]
_________________
[*] Bu ifade, insanın yaratılışına yerleştirilen en temel ilâhî armağanlardan birine işaret eder: Beyan kabiliyeti. Buradaki “beyan”, sadece konuşma yeteneği değil; anlam kurma, isim verme ve hakikati kavrama gücüdür. İnsan, varlıkları tanımlayabilen, onları adlandırarak zihninde düzen kurabilen bir varlık olarak yaratılmıştır. Bu yönüyle insan, diğer canlılardan ayrılır; çünkü onun bilgisi sonradan oluşan değil, fıtratına yerleştirilmiş bir çekirdeğe dayanır.
Kur’an bütünlüğünde bu yetenek, insanın yeryüzündeki konumunu açıklayan anahtarlardan biridir. İnsana verilen isimlendirme gücü, eşyayı sadece görmek değil, onu anlamlandırmak demektir. Bir şeye isim vermek; onu tanımak, sınırlarını bilmek ve onunla bilinçli ilişki kurmak anlamına gelir. Bu yüzden insan; diliyle bilgi üretir, kavramlarla düşünür, anlamlar üzerinden medeniyet kurar. İlâhî hitabın muhatabı olabilmesi de bu beyan gücü sayesinde mümkün olur.
Bu ayetin işaret ettiği bir diğer boyut, bilginin kaynağıdır. İnsan bilgiyi tamamen kendi kendine üretmez; ona temel kodlar verilmiştir. Öğrenme süreci bu çekirdeğin açılmasıdır. Yani insanın aklı, dili ve kavrayışı bağımsız bir varlık değil; yaratılışına yerleştirilmiş ilâhî bir donanımın açılımıdır. Bu da insanın bilgiyle gururlanmasını değil, sorumluluk hissetmesini gerektirir. Çünkü verilen kabiliyet aynı zamanda bir emanet anlamı taşır.
Sonuç olarak bu ifade, insanı sıradan bir biyolojik varlık olarak değil; anlam üreten, hakikati ifade edebilen ve sorumluluk taşıyan bilinçli bir varlık olarak tanımlar. İnsanın konuşması, yazması, düşünmesi ve kavram üretmesi tesadüf değil; yaratılışına yerleştirilmiş ilâhî bir programın tezahürüdür. Bu yüzden beyan kabiliyeti, hem insanın şerefi hem de hesap vereceği en büyük nimetlerden biridir.
Rahman 5
Güneş ve ay, bir hesaba göre hareket etmektedir.
Rahman 9
Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.
Rahman 10
Yeryüzünü çeşitli varlıklar için hazırladı.
Rahman 11
Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır.
Rahman 12
Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır.
Rahman 13
O halde bir düşünün, Rabbinizin nimet ve kudretinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 14
ALLAH insanı pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı.
___________________
Bir bebek, anne karnında nasıl oluşur?
Bir damla sudan nutfe’ye, nutfeden bebeğin oluşum sürecine kadar olan zaman diliminin muhteşem bir animasyon video çalışması.
Bu 3 videoyu da izlemenizi tavsiye ederiz.
İnsanın / Bebeğin oluşumu ve Anne karnından hafta hafta Bebeğin gelişimi.
Allah insanı çamurdan yarattı ne demek?! İnsana lazım olan bütün herşeyi topraktan çekiyor Allah!
Rahman 15
“Cin”i de yalın bir ateşten yarattı.
Rahman 16
O halde bir düşünün, Rabbinizin nimet ve kudretinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 17
O, İKİ DOĞUNUN ve iki batının Rabbidir.
Rahman 18
O halde bir düşünün, Rabbinizin nimet ve kudretinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 19
(SULARI tuzlu ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir, birbirine kavuşuyorlar.
Rahman 20
(Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.
Rahman 21
O halde bir düşünün, Rabbinizin nimet ve kudretinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 22
O DENİZLERİN her ikisinden de inci ve mercan çıkar.
Rahman 23
O halde bir düşünün, Rabbinizin nimet ve kudretinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 24
DENİZDE akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler için, suya kaldırma kuvveti veren de O’dur.
Rahman 25
O halde bir düşünün, Rabbinizin nimet ve kudretinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 26
YER üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır.
Rahman 27
Ancak azâmet (büyüklük) ve ikram sahibi Rabbinin vechi[*] / yüzü / zâtı bâki kalacaktır.
_____________________
[*] VECİH ~ الوجه
Zâtı, kendisi veya rızası anlamında Allah’a nisbet edilen haberî sıfatlardan biri.
~ Sözlükte vech “yüz, çehre, sima; bir şeyin kendisi; bakan kimsenin karşısına gelen yön” anlamlarına gelir (Lisânü’l-ʿArab, “vch” md.). Kur’ân-ı Kerîm’de on bir âyette Allah veya rab kelimesine yahut bunlara râci zamire muzaf olarak Cenâb-ı Hakk’a nisbet edilen vecih lafzı sekiz yerde “rıza” mânasında kullanır. Çünkü bu âyetlerde vecih lafzı “ibtigā, irade” (dileme) veya “li-vechillâh” (Allah rızası için) ifadesiyle irtibat halindedir. Diğer üç âyetin birinde (el-Bakara 2/115) doğunun da batının da Allah’a ait olduğu, kulların yöneldiği her yerde Allah’ın vechinin (kendisinin), dolayısıyla rızasının bulunduğu ifade edilir. Bu ifade bir yönüyle, iyilik ve taatin sadece yüzü doğuya veya batıya çevirmekle değil iman esaslarına inanmanın yanı sıra namazın ve güzel davranışların gerçekleştirilmesiyle meydana geldiğini bildiren âyete (el-Bakara 2/177) benzemektedir. Vecih geçtiği diğer iki âyetin birinde (er-Rahmân 55/27), “bekā” kökünden türeyen fiilin öznesi durumunda bulunmakta, diğerinde de aynı muhtevayı belirtmek üzere, O’nun vechinden (zâtından) başka her şeyin yok olacağı vurgulanmaktadır (el-Kasas 28/88; ayrıca bk. M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “vch” md.). Müfessirler Kur’an’da Allah’a atfedilen vechi O’nun “zâtı, ilmi” ve “rızası” ile açıklamıştır (İbnü’l-Cevzî, Nüzhetü’l-aʿyün, s. 618). Vecih lafzı çeşitli hadislerde de Allah’a nisbet edilmiştir (Wensinck, el-Muʿcem, “vch” md.). Bu hadislerde belirtildiğine göre Hz. Peygamber dualarında Allah’ın vechine (zâtına) sığınıp O’na bakma lezzetini niyaz etmiş (Müsned, IV, 264; Buhârî, “Tefsîr”, 6/2), ihsan derecesine ulaşmış müminlerin cennete girmenin ötesinde bir lutfa daha mazhar kılınacaklarına ilişkin âyetteki “ziyade”yi (Yûnus 10/26) “Allah’ın vechine bakmak” diye tefsir etmiş (Ebû Saîd ed-Dârimî, s. 516) ve Allah rızasını gözeterek mescid inşa eden kimse için cennette bir benzerinin inşa edileceğini müjdelemiştir (Müsned, V, 391; Buhârî, “Ṣalât”, 65).
Rahman 28
O halde bir düşünün, Rabbinizin nimet ve kudretinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 29
GÖKLERDE ve yerde bulunanlar O’ndan isterler. O, her an yeni bir iştedir.
Rahman 30
O halde bir düşünün, Rabbinizin nimet ve kudretinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 31
EY CİN ve insan topluluğu / Ey ağır yük yüklenen cin ve insanlardan oluşan iki topluluk?![1] Yakında sizi de (iki farklı topluluk olarak din gününde / hesap defterinizin açılacağı günde) hesaba çekeceğiz..
____________________
[1] Ağır yük; iki farklı topluluk olan insanların ve cinlerin yüklendiği imtihan / sorumluluk / emânet yükünü ki, o ağır bir yüktür, denilmektedir (bizim bu konudaki anladığımız budur, ancak en doğrusunu en bilen Allah’tır!) (Bakara 2/38–39,Taha 20/123–124,Ahzab 33/72,Zariyat 51/56).
Rahman 32
O halde bir düşünün, Rabbinizin nimet ve kudretinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 33
EY İNSANLAR ve cinler topluluğu! Göklerin ve yerin sınırlarını aşmaya gücünüz yetiyorsa, aşıp geçin. Bir kudrete sahip olmadan geçemezsiniz.
Rahman 34
O halde bir düşünün, Rabbinizin nimet ve kudretinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 35
ÜSTÜNÜZE, ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilirse kendinizi koruyamazsınız.
Rahman 36
O halde bir düşünün, Rabbinizin nimet ve kudretinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 37
ök yarılıp da yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül hâline geldiği zaman (haliniz ne olur?)[1]
_____________________
[*] Göğün, yanıp kızaran yağ gibi kızarıklık hâlini alması, aynı zamanda bir yanardağ patlaması sonrası o akıp giden maden eriyiği ve gül hâline gelmesi benzetmesi birer örnektir! Gülün kırmızı rengine değil, çünkü gül çok farklı renklerde de olabilir, gülün katmanlarına (gök katman katman, maden eriyiği gibi olduğu zaman vs.) gönderme vardır. İnsanların yeniden dirileceği günden önce göklerin durumunu anlatan diğer ayetler için bkz: Enbiya 21/104, Furkan 25/25, Tur 52/9, Hakka 69/16, Mearic 70/8, Müzzemmil 73/18, Mürselat 77/9, Nebe 78/19, Tekvir 81/11, İnfitar 82/1, İnşikak 84/1–2.
Rahman 38
O halde bir düşünün, Rabbinizin nimet ve kudretinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 39
İşte o gün; ne insana, ne cine günahı sorulmayacak.
Rahman 40
O halde bir düşünün, Rabbinizin nimet ve kudretinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 41
Suçlular simalarından tanınır da, perçemlerinden/alınlarından ve ayaklarından yakalanırlar.
Rahman 42
O halde bir düşünün, Rabbinizin nimet ve kudretinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 43
İşte bu, suçluların yalanladıkları cehennemdir.
Rahman 44
Onlar, cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler.
Rahman 45
O halde bir düşünün, Rabbinizin nimet ve kudretinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 46
RABBİNİN huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır.
Rahman 47
O halde bir düşünün, Rabbinizin nimet ve kudretinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 48
İki cennet de (ağaçlar, meyveler, rengarenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir.
Rahman 49
O halde bir düşünün, Rabbinizin nimet ve kudretinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 50
İçlerinde akan iki pınar vardır.