Kur'an'ın Keşif Atlası

Rahman 4

Ona beyanı öğretti: Anlam kurma, isim verme ve hakikati kavrama gücü; kendisine fıtrî olarak, yaratılışında kodlanılan, yüklenilen bilgi ile nesneleri, cisimleri isimlendirme, adlandırma ve onları anlamlandırma kabiliyeti verdi.[*]

_________________
[*] Bu ifade, insanın yaratılışına yerleştirilen en temel ilâhî armağanlardan birine işaret eder: Beyan kabiliyeti. Buradaki “beyan”, sadece konuşma yeteneği değil; anlam kurma, isim verme ve hakikati kavrama gücüdür. İnsan, varlıkları tanımlayabilen, onları adlandırarak zihninde düzen kurabilen bir varlık olarak yaratılmıştır. Bu yönüyle insan, diğer canlılardan ayrılır; çünkü onun bilgisi sonradan oluşan değil, fıtratına yerleştirilmiş bir çekirdeğe dayanır.

Kur’an bütünlüğünde bu yetenek, insanın yeryüzündeki konumunu açıklayan anahtarlardan biridir. İnsana verilen isimlendirme gücü, eşyayı sadece görmek değil, onu anlamlandırmak demektir. Bir şeye isim vermek; onu tanımak, sınırlarını bilmek ve onunla bilinçli ilişki kurmak anlamına gelir. Bu yüzden insan; diliyle bilgi üretir, kavramlarla düşünür, anlamlar üzerinden medeniyet kurar. İlâhî hitabın muhatabı olabilmesi de bu beyan gücü sayesinde mümkün olur.

Bu ayetin işaret ettiği bir diğer boyut, bilginin kaynağıdır. İnsan bilgiyi tamamen kendi kendine üretmez; ona temel kodlar verilmiştir. Öğrenme süreci bu çekirdeğin açılmasıdır. Yani insanın aklı, dili ve kavrayışı bağımsız bir varlık değil; yaratılışına yerleştirilmiş ilâhî bir donanımın açılımıdır. Bu da insanın bilgiyle gururlanmasını değil, sorumluluk hissetmesini gerektirir. Çünkü verilen kabiliyet aynı zamanda bir emanet anlamı taşır.

Sonuç olarak bu ifade, insanı sıradan bir biyolojik varlık olarak değil; anlam üreten, hakikati ifade edebilen ve sorumluluk taşıyan bilinçli bir varlık olarak tanımlar. İnsanın konuşması, yazması, düşünmesi ve kavram üretmesi tesadüf değil; yaratılışına yerleştirilmiş ilâhî bir programın tezahürüdür. Bu yüzden beyan kabiliyeti, hem insanın şerefi hem de hesap vereceği en büyük nimetlerden biridir.

Rahman 14

ALLAH insanı pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı.

___________________
Bir bebek, anne karnında nasıl oluşur?

Bir damla sudan nutfe’ye, nutfeden bebeğin oluşum sürecine kadar olan zaman diliminin muhteşem bir animasyon video çalışması.

Bu 3 videoyu da izlemenizi tavsiye ederiz.

İnsanın / Bebeğin oluşumu ve Anne karnından hafta hafta Bebeğin gelişimi.

Allah insanı çamurdan yarattı ne demek?! İnsana lazım olan bütün herşeyi topraktan çekiyor Allah!

Rahman 27

Ancak azâmet (büyüklük) ve ikram sahibi Rabbinin vechi[*] / yüzü / zâtı bâki kalacaktır.

_____________________
[*] VECİH ~ الوجه
Zâtı, kendisi veya rızası anlamında Allah’a nisbet edilen haberî sıfatlardan biri.

~ Sözlükte vech “yüz, çehre, sima; bir şeyin kendisi; bakan kimsenin karşısına gelen yön” anlamlarına gelir (, “vch” md.). Kur’ân-ı Kerîm’de on bir âyette Allah veya rab kelimesine yahut bunlara râci zamire muzaf olarak Cenâb-ı Hakk’a nisbet edilen vecih lafzı sekiz yerde “rıza” mânasında kullanır. Çünkü bu âyetlerde vecih lafzı “ibtigā, irade” (dileme) veya “li-vechillâh” (Allah rızası için) ifadesiyle irtibat halindedir. Diğer üç âyetin birinde (el-Bakara 2/115) doğunun da batının da Allah’a ait olduğu, kulların yöneldiği her yerde Allah’ın vechinin (kendisinin), dolayısıyla rızasının bulunduğu ifade edilir. Bu ifade bir yönüyle, iyilik ve taatin sadece yüzü doğuya veya batıya çevirmekle değil iman esaslarına inanmanın yanı sıra namazın ve güzel davranışların gerçekleştirilmesiyle meydana geldiğini bildiren âyete (el-Bakara 2/177) benzemektedir. Vecih geçtiği diğer iki âyetin birinde (er-Rahmân 55/27), “bekā” kökünden türeyen fiilin öznesi durumunda bulunmakta, diğerinde de aynı muhtevayı belirtmek üzere, O’nun vechinden (zâtından) başka her şeyin yok olacağı vurgulanmaktadır (el-Kasas 28/88; ayrıca bk. , “vch” md.). Müfessirler Kur’an’da Allah’a atfedilen vechi O’nun “zâtı, ilmi” ve “rızası” ile açıklamıştır (, s. 618). Vecih lafzı çeşitli hadislerde de Allah’a nisbet edilmiştir (, “vch” md.). Bu hadislerde belirtildiğine göre Hz. Peygamber dualarında Allah’ın vechine (zâtına) sığınıp O’na bakma lezzetini niyaz etmiş (, IV, 264; Buhârî, “Tefsîr”, 6/2), ihsan derecesine ulaşmış müminlerin cennete girmenin ötesinde bir lutfa daha mazhar kılınacaklarına ilişkin âyetteki “ziyade”yi (Yûnus 10/26) “Allah’ın vechine bakmak” diye tefsir etmiş (Ebû Saîd ed-Dârimî, s. 516) ve Allah rızasını gözeterek mescid inşa eden kimse için cennette bir benzerinin inşa edileceğini müjdelemiştir (, V, 391; Buhârî, “Ṣalât”, 65).

Rahman 31

EY CİN ve insan topluluğu / Ey ağır yük yüklenen cin ve insanlardan oluşan iki topluluk?![1] Yakında sizi de (iki farklı topluluk olarak din gününde / hesap defterinizin açılacağı günde) hesaba çekeceğiz..

____________________
[1] Ağır yük; iki farklı topluluk olan insanların ve cinlerin yüklendiği imtihan / sorumluluk / emânet yükünü ki, o ağır bir yüktür, denilmektedir (bizim bu konudaki anladığımız budur, ancak en doğrusunu en bilen Allah’tır!) (Bakara 2/3839,Taha 20/123124,Ahzab 33/72,Zariyat 51/56).

Rahman 37

ök yarılıp da yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül hâline geldiği zaman (haliniz ne olur?)[1]

_____________________
[*] Göğün, yanıp kızaran yağ gibi kızarıklık hâlini alması, aynı zamanda bir yanardağ patlaması sonrası o akıp giden maden eriyiği ve gül hâline gelmesi benzetmesi birer örnektir! Gülün kırmızı rengine değil, çünkü gül çok farklı renklerde de olabilir, gülün katmanlarına (gök katman katman, maden eriyiği gibi olduğu zaman vs.) gönderme vardır. İnsanların yeniden dirileceği günden önce göklerin durumunu anlatan diğer ayetler için bkz: Enbiya 21/104, Furkan 25/25, Tur 52/9, Hakka 69/16, Mearic 70/8, Müzzemmil 73/18, Mürselat 77/9, Nebe 78/19, Tekvir 81/11, İnfitar 82/1, İnşikak 84/12.

← Ra‘d RAHMÂN İnsân →
← Arama Sonuçlarına Dön