Ali İmran 81

BİR ZAMANLAR Allah, Nebilerden[1] kesin söz aldığında şöyle dedi: “Size Kitap ve Hikmet (problem çözme / işleri sonuca bağlama ilmini) veririm de daha sonra yanınızda olanı tasdik eden / onaylayan bir Rasûl / bir Kitap[2] gelirse kesinlikle ona inanacaksınız ve destek olacaksınız. Bunu kabul ettiniz mi? Bu ısr’ı / ağır yükü[3] yüklendiniz mi?”.[4] Onlar: “Kabul ettik!” dediler. Allah: “Öyleyse siz buna şahit olun, Ben de sizinle beraber şahit olanlardanım”[5] dedi.

_____________________
[1] Allah’ın nebilerden söz alması, nebilere indirdiği kitaplar vasıtası ile ümmetlerden söz alması anlamına gelir. Alınan bu söz gereği tüm ümmetler Kur’an’a iman etmekle yükümlüdürler.

[2] Allah Teâlâ bu ayette nebilere, resule inanma ve ona destek olma emri vermiştir. Nebi ve Rasûl kavramlarının iyi anlaşılması bakımından bu çok önemlidir. Resul (رسول), “birine gönderilen söz” anlamına geldiği gibi o sözü iletmek için gönderilen elçi anlamına da gelir (Müfredat). Allah’ın elçilerinin ana görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmaktır. Bu sebeple Kur’an’da geçen Allah’ın rasûlü sözleri ile asıl vurgulanan şey onların tebliğ ettikleri ayetlerdir. Bu ayetteki “yanınızda olanı tasdik eden bir rasûl” ifadesinin bir benzeri Bakara 2/101’de “yanlarında olanı tasdik eden bir rasûl” şekilde geçer. Bakara 2/101’in iç bütünlüğü, oradaki rasûl kelimesinin kitap anlamında olduğunu açıkça gösterdiğinden o ayet, buradaki rasûlün de kitap anlamında olduğunun delilidir.

[3] Isr, gelecek nebiye inanma görevidir. Nebimizle birlikte ısr yükü kalkmıştır (A’raf 7/157).

[4] Tevrat’taki ifade şöyledir: “Onlara kardeşleri (İsmailoğulları) arasından senin gibi bir Rasûl çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek. Adımla konuşan bu Rasûl’ün ilettiği sözleri dinlemeyeni ben cezalandıracağım.” (Tesniye 18:18,19). İncil’de de şu ifadeler geçer: “Şimdiyse beni gönderenin yanına gidiyorum. Ne var ki içinizden hiçbiri bana, `Nereye gidiyorsun?’ diye sormuyor. Ama size bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu. Size gerçeği söylüyorum, benim gidişim sizin yararınızadır. Gitmezsem, Yardımcı size gelmez. O gelince dünyanın günah, doğruluk ve gelecek yargı konusundaki suçluluğunu dünyaya gösterecektir. Günah konusunda – çünkü bana iman etmezler; doğruluk konusunda – çünkü Baba’ya gidiyorum, artık beni görmeyeceksiniz; yargı konusunda – çünkü bu dünyanın egemeni yargılanmış bulunuyor. Size daha çok söyleyeceklerim var ama şimdi bunlara dayanamazsınız. Ne var ki O yani Gerçeğin Ruhu gelince, sizi her gerçeğe yöneltecek. O kendiliğinden konuşmayacak, yalnız işittiklerini söyleyecek ve gelecekte olacakları size bildirecek. O beni yüceltecek.” (İncil Yuhanna 16/5-14).

[5] Allah’ın nebilerden söz alması, onlara indirdiği kitaplar vasıtası ile ümmetlerinden söz almasıdır. Verdikleri bu söz gereğince bugün bütün ümmetler Kur’an’a iman etmekle yükümlüdürler. Çünkü Kur’an, önceki kitapları tasdik eder yani onların Allah’ın kitabı olduklarını onaylar (Bakara 2/4041, 91, 97, 101Al-i İmran 3/34, 50, Nisa 4/47, Maide 5/4839, En’am 6/92, Fatır 35/31, Ahkaf 46/12, 30 Saf 61/69). Bizim görevimiz ise tasdik yönünü öne çıkararak, insanları Kur’an’a çağırmaktır.

________________________
EĞER GELENEKSEL KÜLTÜRDE SÜNNET, KUR’AN İLE BİRLİKTE VERİLEN HİKMET İSE: KABUL, O HÂLDE ANCAK ŞU ŞEKİLDE OLABİLİR?!

Kitap: Kur’an’dır malûm.
Hikmet: Bu konuda Ümmetin pek çok problem yaşar, yaşamıştır, yaşamaktadır.

Kimi, Hikmet Sünnet’tir der.

Kimi Kitap kadar bir o kadar hatta daha fazlasının verildiği Hadisler, yani Kur’an Vahyi dışında ki GELENEKSEL KÜLTÜRDE (Ehl- Sünnet ve’l-Cemaat Ekolünde) şöyle ifade edilir:

~ İslam Literatüründe “gayr-i metlu vahiy” ifadesi, Hz. Peygamber (asm)’in sünnetini / hadislerini aktaran sahih hadisler / kudsi hadisler için kullanılır. İslam alimlerine göre, sahih hadislerle amel etmek farzdır.

İşte bu yüzden İslâm Ulemâsı (!) enteresan bir hüküm ortaya atmışlardır:

SAHİH HADİSLERLE AMEL ETMEK FARZ’DIR, demişlerdir?!

Neden böyle bir hüküm vermişlerdir, Hadisleri de Kur’an gibi gördükleri için?!

Ne garip değil mi?!

Bu eski ulema: FARZ ‘ı açıklarken de Allah’ın emir ve yasakları olduğuna gönderme yaparlar?!

O hâlde burada ne vardır: Allah’a, Muhammed sav.’i ORTAK edinmişlerdir, nerede: HÜKÜMDE?! Allah gibi Muhammed sav.’de hüküm verir demiş olurlar?!

OYSA ALLAH NE KENDİNE VE NE DE HÜKMÜNE HİÇ KİMSEYİ ORTAK KOŞMAMIŞTIR. Bu ayetlerle sabittir. Hükümde HÜKÜM SAHİBİ ALLAH’tır ve Hükümde TEK KAYNAK TA KUR’AN’DIR?!

ALLAH; NEBİSİ MUHAMMED SAV.’E SANA KİTAP VE HİKMET VERDİK, BUYURUR?!

Şimdi bu Kur’an’a göre ne anlama geliyor bunu ele alalım.

TAMAM BİZ DE SÜNNET’İN HİKMET OLDUĞUNU KABUL EDELİM, BURADA BİR SIKINTI YOK?!

Ancak Allah’ın Kitabı Kur’an-ı Kerim’e göre insanların arasında oluşan problemlere HÜKÜM / ÇÖZÜM ortaya koymuştur Allah’ın Nebisi Muhammed sav. Bunun adına Sünnet demek te bir beis olmaz. Neticede ortaya çıkan SONUÇ, HÜKÜM, KARAR, ÇÖZÜMLERE Hikmet diyoruz biz.

Şimdi; Biz sana Kitap ve Hikmet verdik derken dikkatinizi çekmiştir 2 ŞEY var gibi görünür. İki farklı şey olduğu apaçıktır. Ancak önce KİTAP verilmiştir. İkinci sıraya HİKMET konulmuştur. O hâlde Kitap’tan çıkarılan sonuca, kararlara, çözüm önerilerine HİKMET demek daha doğru ve yerinde bir tanımlama olur. Bizim inancımız tam da bu noktadadır.

Şimdi Ayetlere bir bakalım ve bu kararımızda isabetli mi, isabetsiz mi olduğumuza sizler karar veriniz.

Allah’ın adıyla;

Bakara 269

Allah Hikmet’i (problemleri çözüme kavuşturma bilimini) dileyene (o uğurda çalışana / gereğini yapana) verir. Kim Hikmet’e (bilimsel gerçeklere) ulaşmışsa şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar.

Bağlantılı Ayetler: 3/81 4/113

https://www.sadikturkmenmeali.com/bakara-269/

Nisa 113

(EY MUHAMMED!) Hani; Allah’ın sana lütuf ve merhameti sayesinde onlardan bir grubun seni saptırma / yolundan çevirme / vaz geçirme girişimine izin vermedin. Halbuki onlar ancak kendilerini saptırırlar sana hiçbir zarar veremezler. Allah sana kitabı (Kur’an’ı) ve Hikmet’i (insanlara faydalı olan çözüm önerilerini) indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah’ın sana lütfu çok büyüktür.

Bağlantılı Ayetler: 2/269 5/105 17/73 17/74

https://www.sadikturkmenmeali.com/nisa-113/

Ali İmran 81

BİR ZAMANLAR Allah, Nebilerden[1] kesin söz aldığında şöyle dedi: “Size kitap ve hikmet (problem çözme ilmi / bilimi) veririm de daha sonra yanınızda olanı tasdik eden / onaylayan bir Rasûl / bir Kitap[2] gelirse kesinlikle ona inanacaksınız ve destek olacaksınız. Bunu kabul ettiniz mi? Bu ısr’ı / ağır yükü[3] yüklendiniz mi?”.[4] Onlar: “Kabul ettik!” dediler. Allah: “Öyleyse siz buna şahit olun, Ben de sizinle beraber şahit olanlardanım”[5] dedi.

Bağlantılı Ayetler: 33/40 73/5 12/111

https://www.sadikturkmenmeali.com/ali-imran-81/

Ali İmran 81 DİPNOTLARINI okumak için linki tıklayınız.

📌 Ayeti Anlama ve Hayata Aktarma Yolculuğu

Bu ayeti sadece okumak için değil, anlamak ve yaşamak için dur ve düşün:

  • Bu ayet bana ne söylüyor?
  • Hayatımda hangi noktaya dokunuyor?
  • Benden neyi değiştirmemi istiyor?
  • Bugün bu ayetle ilgili ne yapabilirim?

Dur… Acele etme. Geçip gitme.

Bu ayet senin için indi.

Şimdi kendinle baş başa kal.


🧠 Kısa bir çalışma yap:

  • Ayeti en az 3 defa oku
  • Seni etkileyen kelimeleri fark et
  • Kendi cümlelerinle ne anladığını yaz
  • Küçük de olsa bir uygulama belirle

✍️ Kendine not yaz:

Bu ayetten anladığım ve bugün uygulayacağım şey:


Dilerseniz çıktı alabilir, kalem ile çalışabilirsiniz.