_____________________ [*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır.
Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli konulara vurgu yapılıyor olmasından, onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.
Yoksa “onu uydurdu” mu diyorlar? Bilakis o Rabbinden gelen haktır / gerçektir, senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için! Umulur ki, hidâyeti / doğru yolu bulurlar / kabul ederler!
ALLAH O’dur ki; gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunan her şeyi altı günde[1] / evrede yaratmış, sonra Arş’a istivâ etmiştir[2](sistemini / imparatorluğunu / otoritesini / hakimiyetini yürütmek için en yüksekte kurmuştur). Sizin için (ahirette) O’ndan başka ne bir koruyucu / veli, ne de bir şefaatçi / yardımcı (o gün günâhlarınızı bağışlayabilecek aracılar) vardır. Öyleyse düşünüp öğüt almıyor musunuz?
______________________ [1] Altı gün deyimi; altı dönemi / aşamayı ifade edebilir.
[2] Arş üzerinde sistem kurmuş, yükselmiş, kaplamış. İstiva malûm, keyfiyeti meçhûldür. Müteşabih olduğu için manâ vermeye çalışılmaz. Haşa Allah azze ve celleyi bir insan gibi algılayıp konumlandırarak bir takım varsayımlarda bulunmak Kur’an’ın özüne uygun değildir. Geçmişte ve bugün halâ bu vb. tartışmalar yapılmıştır. Kur’an’ın pek çok yerinde Allah kendisini tanımlarken mecaz bir anlatım yapar. İki eli, oturma eylemi vs. bunlardandır. “Şu iki elimle yarattığımı” der meselâ. Hiç kimsede olmayan bir güç olan Allah tarafından yaratıldığına işâret / gönderme vardır. Biz bu vb. ayetleri anlamlandırırken; “Bizim anlayışımız bu” der geçeriz. En doğrusunu Allah bilir.
Dünyanın yaratılışı ile ilgili muhteşem bir TRT Belgeseli videosu;
ve ikinci video WİLD Belgesel TV’den “Dünya: Bir gezegenin oluşumu” – Türkçe Belgesel – HD izlemenizi tavsiye ederim.
O gökten yere kadar bütün işlerin yasasını / kanunlarını (yerli yerince otomatik olarak olağan / doğal akışında gitmesi için sevk ve idare ederek) belirler / takdir eder. Sonra işler sizin hesaplamanıza / sayımınıza göre bin yıl olan bir zaman diliminde (genel muhasebe için) O’na yükselir / arz edilir!
(İlk / sıfır yaratılıştan) sonra onun neslinin devamı için soyunu basit[1] bir sudan (spermden)[2] çoğaltmış / devam ettirmiştir!
______________________ [1] Çok küçük miktarda olan basit bir sudan / spermden.
[2] Bugün Bilim İnsanlarının deyimiyle Zigot’tan devam ettirmiş te diyebiliriz. Biri anneden (oosit), biri babadan (sperm) gelen iki eşey hücresinin birleşmesi (fertilizasyon) sonucu oluşan diploit hücre.
Embriyo ve Zigot hakkında daha detay bilgi için Bkz. Wikipedia İnternet Ansiklopedisi;
Sonra onu şekillendirdi ve (insanlar için yarattığı) ruhtan üfledi[1] (ruhlarını bedenlerine giydirdi). Sizin için kulaklar (işitme özelliği), gözler (görme özelliği) ve kalpler (duygusal zekâlar) var etti. Ne de az şükrediyorsunuz!
______________________ [1] İnsana / yarattığı beşere bir lütuf olarak yarattığı ruhu o beşerin bedenine üfledi / giydirdi. Önce bütün insanların ruhları yaratıldı. Sonra sırası gelen beden yaratılıyor. Ve melekler bedenlerin yaratılmasının bir aşamasında ilgili insanın ruhunu getirip bedenine üflüyorlar / giydiriyorlar. Aynı bir Cep Telefonu veya Bir Bilgisayarın İŞLETİM SİSTEMİ gibi de düşünebilirsiniz. İşletim Sistemi yüklenmeden gerek Cep Telefonu ve gerekse Bilgisayarlar metal yığınıdır adeta?! Bir de bir insan bir insana akıl verebilir, o kişiye kendi AKLINI mı veriyor?! Hayır, kişi tecrübeli insanın aklından (tecrübesinden) yararlanmak için danışıyor, bilgi istiyor; o danışılan kişi de fikrini, görüşlerini veriyor gibi de düşünebilirsiniz. Burada Allah’ın kendi ruhunu üflemesi, o kişi için yarattığı bedene Allah kendi ruhunu yüklemesi söz konusu bile değildir. Kul / kişi için yarattığı yani o kişi için yarattığı özel ruhu kişiye üfledi / yükledi / giydirdi anlamı daha uygundur. Ayrıca bkz. Enbiya 91. ayet ve dipnotu.
Yukarıdaki ayette şöyle bir parantez koymuştuk: (Allah ilk/sıfır yaratılışın devamı olarak bugün) diye. Biz parantezleri konuyla ilgili Kur’an Bütünlüğünde geçen ayetlerden alıp koyduk ki; İlköğretim, Ortaöğrenim ve Lise Seviyesindeki kardeşlerimiz konuyla ilgili bağlantıyı daha rahat kurabilsinsinler. Aynı zamanda Kur’an Kültürüyle henüz yeni tanışan bütün insanları düşünerek koyduk. Zaten Mealimiz: KELİME KELİME, MOTOMOT yani bir Çeviri/Meal değil biliyorsunuz, nedir peki: KUR’AN’IN KUR’ANCA ANLAM OKUYUŞU diye sunduk bu yüzden.
Dediler ki: “Biz toprağın içinde kaybolup gittiğimiz zaman, gerçekten biz yeniden yaratılacak mıyız?” Aksine onlar, Rableriyle karşılaşmayı inkâr edenlerdir.
O ZAMAN bir görsen suçluları! Rablerinin huzurunda başlarını öne eğmişler: “Rabbimiz! Gördük ve duyduk öyleyse bizi geri döndür de salih amel / insana ve hayata katkı sağlayacak yararlı bir iş yapalım. Biz gerçekten kesin inandık.”
Ve eğer Biz dileseydik / özgür irade vermeseydik herkesi zorunlu olarak doğru yola iletirdik / getirirdik. Ancak hak edenler için Benim şu sözüm geçmiştir: “Elbette cinler ve insanlardan (suç işleyenlerle) cehennemi doldururum.”
Öyleyse (o acı azabımı) tadın! Bugününüzle karşılaşmayı unuttuğunuzdan dolayı… Şüphesiz Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınıza karşılık tadın sonsuz azabı!
BİZİM AYETLERİMİZE ancak o kimseler inanırlar ki; onlara hatırlatıldığı zaman secdeye kapanırlar / büyük bir saygıyla itaat ederek (Allah’a ve Kitabına) yönelirler. Rablerini övgü ile tesbih ederler ve büyüklük taslamazlar!
(Onlar geceleri, anladıkları dilde Kur’an okuma ile birlikte Namaz ibadetlerini yerine getirmek için) yanları yataklarından uzaklaşır. Rablerine korkarak ve umarak yalvarırlar. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan bağışlarlar.
Gerçeklere inanan ve salih ameli / insana ve hayata katkı sağlayacak faydalı bir işi en iyi şekilde yapanlara gelince; onlara yapmış olduklarına karşılık me’va / barınma / konaklama cennetleri vardır.
Fakat yoldan çıkanlara gelince, onların sığınağı/barınağı/varacağı yer ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya geri çevrilirler ve onlara: “Haydi, yalanlayıp durduğunuz o ateş azabını tadın” denilir.
Kendisine Rabbinin ayetleriyle öğüt verilip de daha sonra, onlardan yüz çeviren kimseden daha zalim kim olabilir? Şüphesiz, Biz suçlulardan intikam alıcıyız.
GERÇEK ŞU Kİ, Biz vahyi / kitabı Musa’ya (da) vermiştik. Öyleyse aynı (hakikat) ile karşılaşacağından kuşkuya düşme! Biz onu İsrailoğullarına / Yakub’un soyundan gelenlere bir yol gösterici kıldık.
Onlara doğru yolu göstermedi mi? Kendilerinden önce yurtlarında gezip dolaştıkları, nice kuşakları imha etmiş olmamız!.. Şüphesiz bunda ayetler/dersler vardır. Yine de dinlemezler mi?
Görmediler mi? Suyu, kuru yerlere sevk ediyoruz da onunla hayvanlarının ve kendilerinin yedikleri ekini / otlağı / bitkiyi çıkarıyoruz. Hâlâ görmüyorlar mı/görmek istemiyorlar mı?